Casperlar Operasyonunda Şok Detaylar: Emniyet ve Adliyeye Sızmışlar!
İstanbul merkezli yürütülen 'Casperlar' suç örgütü soruşturması, adeta yer yerinden oynatan çarpıcı gelişmelere sahne oldu. Aralarında polis memurları, zabıt katibi ve gümrük memurlarının da bulunduğu çetenin, devletin kritik bilgilerini sızdırdığı ve yurt dışında bir savcıya suikast hazırlığı yaptığı iddiaları gündemi sarsıyor. Film senaryolarını aratmayan bu operasyonun perde arkasında, derin bağlantılar ve uluslararası boyutlar dikkat çekiyor.
Gözaltılar ve Tutuklamalar: 18 Şüpheliden 14'ü Tutuklandı
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında düzenlenen operasyonda, toplam 18 şüpheli gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında 9 polis memuru, 1 zabıt katibi, 1 gümrük muhafaza memuru ve 1 müstafi polis memuru da yer alıyor. Emniyetteki işlemleri tamamlanan zanlılar, sağlık kontrollerinin ardından Bakırköy Adliyesi'ne sevk edildi.
Savcılık sorgularının sonrasında, 18 şüpheliden 17'si için tutuklama talebiyle hakimliğe çıkarıldı, 1 şüpheli ise adli kontrol şartıyla değerlendirildi. Yapılan duruşmalar neticesinde, 14 şüpheli tutuklanırken, 4 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Tutuklama talebiyle hakim önüne çıkarılan şüphelilerden 2'sinin halihazırda cezaevinde tutuklu bulunduğu öğrenildi.
Alman Savcıya Suikast İhbarı ve Uluslararası Bağlantılar
Savcılığın sevk yazısında, kırmızı bültenle aranan suç örgütü elebaşı İsmail Atız'ın 3 Temmuz 2025'te Almanya'da yakalandığı, ancak 7 Temmuz 2025'te serbest bırakıldığı hatırlatıldı. Yazıda, Atız'ın tahliyesinin ardından, Almanya'da uyuşturucu ticareti bağlantısıyla Türk kökenli kişileri tutuklayan bir savcıya yönelik silahlı saldırı düzenletebileceği yönünde ihbar alındığı belirtildi.
Alman savcının ikametine yakın bölgede, Atız ile birlikte hareket ettiği öne sürülen ve 'Hamuş' kod adıyla anılan Güven Şeren'in gözaltına alındığı kaydedildi. Alman adli makamlarının dijital materyaller üzerinde yaptığı incelemede, Atız'ın Şeren'e PolNet (Polis Bilişim Ağı) sorgu sonucunu gönderdiği tespit edildi ve bu durum Türkiye'ye bildirildi.
Emniyet ve Adliyeden Bilgi Sızıntısı İddiaları
Sevk yazısında, Şeren'in kimlik numarasının 25 Temmuz 2025'te PolNet üzerinden sorgulandığı, bu sorgulamayı yapan polis memurunun A.A. olduğunun belirlendiği ifade edildi. Söz konusu sorgunun yapıldığı gün, A.A.'nın banka hesabına şüpheli Serkan Cemal Güney tarafından 3 bin lira gönderildiği ileri sürüldü.
Ayrıca, Serkan Cemal Güney'in elebaşılığını, İbrahim Tankoş'un ise yöneticiliğini yaptığı ayrı bir yapılanmanın bulunduğu, Güney'in kamu görevlileri ve suç örgütü bağlantıları aracılığıyla örgütüne yasa dışı para aktardığı iddia edildi. Sevk yazısında, S.A. isimli kişinin İstanbul Havalimanı'nda gümrük muhafaza memuru olarak görev yaptığı, Sao Paulo'dan gelen bazı kişilerin yanlarında uyuşturucu madde getirecekleri ve bu maddelerin uçuş sonrasında S.A. tarafından teslim alınarak ülkeye sokulacağının anlaşıldığı tespitine yer verildi.
Kamu Görevlilerinin Rolü ve Finansal Bağlantılar
Şüpheli Güney'in, Bakırköy Adliyesi'nde zabıt katibi olarak görev yapan E.B.'ye iki kişi hakkında kırmızı bülten çıkarılıp çıkarılmadığını sorgulattığı, Tankoş'un ise Güney'in talebi üzerine bir kişinin kimlik numarasını polis memuru E.Ç.'den temin ettiği öne sürüldü. Savcılık değerlendirmesinde, Serkan Cemal Güney liderliğinde kurulduğu belirtilen suç örgütünün, uyuşturucu ticareti dışında farklı alanlarda görev yapan kamu görevlilerinden bilgi temin ederek finans sağladığı ve bu yolla yasa dışı gelir elde ettiği ifade edildi.
Dosyada, Bakırköy Adliyesi'nde görev yapan bir zabıt katibi aracılığıyla bazı kişiler hakkında kırmızı bülten sorgulaması yaptırıldığı, kimlik bilgilerinin ise görevli polis memurları üzerinden temin edildiği öne sürüldü. Öte yandan, uluslararası suç örgütleri tarafından uyuşturucu ticareti ve yasa dışı bahis faaliyetlerinde kullanıldığı belirtilen, Europol tarafından çözümlenen 'SKY' adlı şifreli mesajlaşma uygulamasına ait verilerin de soruşturma dosyasına girdiği aktarıldı. Türkiye bağlantılı yazışmaların bazı polis memurları tarafından örgüt yöneticilerine sızdırıldığı değerlendirildi.
Bu operasyon, suç örgütlerinin devlet kurumlarına sızma çabalarının ne kadar ciddi boyutlara ulaşabileceğini gözler önüne sererken, adli ve emniyet birimlerindeki güvenlik açıklarının da dikkatle incelenmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Soruşturmanın derinleşmesiyle birlikte, daha fazla detayın gün yüzüne çıkması bekleniyor.



