atv'nin Bozdağ Film imzalı Kuruluş Osman ve Kuruluş Orhan dizileri, dünya genelinde geniş bir izleyici kitlesine ulaşırken, bu yapımların uluslararası izleyiciler üzerindeki etkisi ilginç hikayelere sahne oluyor. Amerika Birleşik Devletleri'nden Türkiye'ye gelen Kristy Kous, bu dizileri izledikten sonra Türk kültürüne, geleneklerine ve tarihi mirasına duyduğu ilgiyle Müslüman olmaya karar verdi.
Dizilerin etkisiyle başlayan yolculuk
Kristy Kous, Bozdağ Film imzalı dönem dizilerini izledikten sonra Türk kültürüne, geleneklerine ve tarihi mirasına büyük bir ilgi duymaya başladı. Dizilerde gördüğü aile bağları, inanç, adalet, misafirperverlik ve geleneksel değerlerden etkilendiğini ifade eden Kous, bu ilginin zamanla Türkiye'ye duyduğu sevgiye dönüştüğünü belirtti. Kous, 'Dizilerdeki aile bağları ve adalet anlayışı beni derinden etkiledi. Bu değerleri kendi hayatımda da görmek istedim' dedi.
Türkiye'ye geliş ve Müslüman olma kararı
Türkiye'ye geldikten sonra bu coğrafyaya hayran kaldığını söyleyen Kristy Kous, yaşadığı manevi yolculuğun ardından Müslüman olmaya karar verdiğini paylaştı. Kous, 'Türkiye'deki insanların misafirperverliği ve samimiyeti beni çok etkiledi. İslam'ı araştırdıkça iç huzuru buldum ve Müslüman olmaya karar verdim' ifadelerini kullandı.
Bozdağ Film Platoları ziyareti
Türkiye ziyaretinde Bozdağ Film Platoları'nı da gezen Kous, dizilerde izlediği atmosferi yerinde görmenin kendisi için özel bir deneyim olduğunu dile getirdi. Platodan çok etkilendiğini belirten Kous, tarihî dekorları, kültürel deneyim alanlarını ve plato atmosferini çok sevdiğini ifade ederek herkesin burayı mutlaka ziyaret etmesini tavsiye etti. 'Platoda dolaşırken kendimi adeta o dönemde hissettim. Her detay o kadar özenle hazırlanmış ki' diye konuştu.
Küresel etki ve kültürel köprü
Kuruluş Osman ve Kuruluş Orhan dizileri, dünyanın dört bir yanında izleyicilerle buluşmaya devam ederken, bu tür hikayeler yapımların uluslararası izleyiciler üzerindeki etkisini gözler önüne seriyor. Kristy Kous'un hikayesi, Türk dizilerinin sadece eğlence aracı olmadığını, aynı zamanda kültürel bir köprü işlevi gördüğünü de ortaya koyuyor.



