Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması (Mekke Paktı), bölgesel ve küresel güç dengelerini yeniden şekillendirecek tarihi bir adım olarak değerlendiriliyor. Sabah Gazetesi yazarı Bercan Tutar, anlaşmanın İslam dünyasının yüzyıldır beklediği dayanışma muştusu olduğunu ve Türkiye'nin bu hamlesinin bütün kirli hesapları altüst edeceğini vurguladı.
Mekke Paktı'nın Stratejik Önemi
Anlaşmanın imza töreninin Riyad yerine Mekke'de ve cuma günü yapılması, sembolik olarak büyük anlam taşıyor. Mekke, İslam ümmetinin kıblesi olması nedeniyle birlik ve dirilişin simgesi olarak kabul ediliyor. Bercan Tutar, bu durumun anlaşmanın sadece askeri bir işbirliği değil, aynı zamanda İslam dünyasının birliğine dair güçlü bir mesaj olduğunu belirtiyor.
Yeni Güvenlik Ekosistemi ve Küresel Etkileri
Mekke Paktı, Ortadoğu'da İsrail'e endeksli kaotik senaryoları boşa çıkaracak ve ABD ile Avrupa'ya bağımlı güvenlik mimarisinde köklü bir değişime yol açacak. Tutar'a göre, bu anlaşma Kuzey Afrika'dan Doğu Akdeniz ve Güney Asya'ya uzanan yeni bir güvenlik ekosistemi oluşturacak. Anlaşmanın diğer ülkelerin katılımına açık olması, stratejik derinliğini artırıyor.
Potansiyel 'İslam NATO'su' ve Caydırıcılık
Anlaşmanın en dikkat çekici maddesi olan "Birine saldırı herkese saldırıdır" ifadesi, özellikle İsrail ve Hindistan'da endişe yaratıyor. Tutar, bu maddenin caydırıcılık açısından kritik olduğunu ve paktın Türkiye liderliğinde bir "İslam NATO'su"na dönüşme potansiyeli taşıdığını söylüyor. Bu durum, küresel aktörlerin bölgeye yönelik planlarını yeniden gözden geçirmesine neden olabilir.
Sonuç: Yeni Bir Türk Çağı mı?
İran'a yönelik savaşın altıncı ayında imzalanan Mekke Paktı, siyonist endeksli bölgesel kaos planlarına karşı tarihi bir ihtar niteliği taşıyor. Tutar, Türkiye'nin bu hamlesinin bölgesel ve küresel tüm kirli hesapları altüst edeceğini ve Ortadoğu'da yeni bir Türk çağının başladığını ifade ediyor. Anlaşma, Türkiye'nin kilit ve öncü ülke rolünü bir kez daha tescil ediyor.



