İran Savaşı ABD'nin Ortadoğu üs stratejisini nasıl değiştiriyor?
İran Savaşı ABD'nin Ortadoğu üs stratejisini sarsıyor

İran ile ABD arasındaki son savaş, yalnızca askeri dengeleri alt üst etmekle kalmadı; Washington'un yaklaşık yarım asırdır Körfez'de uyguladığı ileri üs stratejisini de ilk kez bu kadar ciddi bir sorgulamayla karşı karşıya bıraktı. ABD'nin bölgedeki onlarca askeri tesisi, savaş boyunca sistematik biçimde İran'ın balistik füze ve kamikaze İHA saldırılarının hedefi oldu. Amerikan düşünce kuruluşu Council on Foreign Relations (CFR) tarafından yayımlanan analizde, durumun vahameti net biçimde ortaya kondu: “Ortadoğu’daki ABD üsleri artık caydırıcılığın değil, İran için kolay hedeflerin sembolüne dönüşüyor.”

İran hangi ABD üslerini vurdu?

Savaş süresince İran, doğrudan ya da vekil güçleri aracılığıyla Körfez'deki çok sayıda Amerikan tesisini hedef aldı. Öne çıkan hedefler şunlar oldu:

  • Katar'daki Al Udeid Hava Üssü
  • Bahreyn'deki ABD 5. Filo Karargâhı
  • Kuveyt'teki Ali Al Salem ve Camp Arifjan
  • Suudi Arabistan'daki Prince Sultan Hava Üssü
  • Irak'taki Ayn el-Esed ve Erbil çevresindeki ABD tesisleri
  • BAE'deki çeşitli Amerikan askeri noktaları

Uydu görüntülerine dayanan analizler, resmî açıklamalarda belirtilenden çok daha fazla tesisin hasar gördüğünü ortaya koyuyor. Özellikle hava savunma sistemlerinin yoğunlaştığı bölgelerdeki altyapı tahribatı, dikkat çekici boyutlara ulaştı.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

Kayıpların bilançosu ne kadar ağır?

Resmî rakamlar savaşın ardından birkaç kez revize edilse de son verilere göre İran saldırılarında 18 Amerikan askeri öldü, 600'ün üzerinde asker yaralandı. Yüzlerce askeri araç, radar sistemi ve mühimmat deposu hasar gördü; üslerin altyapısında ise yüz milyonlarca doları aşan yıkım meydana geldi. CFR analizinde dikkat çekilen en kritik nokta, Amerikan kayıplarının büyük bölümünün cephe hattında değil, üslerde yaşanması oldu. Bu durum, ileri konuşlanma doktrininin kırılganlığını gözler önüne serdi.

Bu üsler neden bu kadar kritik?

ABD'nin Ortadoğu'daki askeri üsleri yalnızca birer barınma noktası değil; aynı zamanda İran'ı çevreleme, İsrail'e destek sağlama, Hürmüz Boğazı'nı kontrol altında tutma ve enerji yollarını koruma gibi çok katmanlı görevlerin merkezi konumunda. CENTCOM operasyonları, Irak ve Suriye'deki birliklere lojistik ikmal, hava yakıt ikmali ve füze savunmasının koordinasyonu da büyük ölçüde bu üslere bağlı. Washington'un bölgedeki askeri varlığı, adeta bu dev tesislerin üzerine inşa edilmiş durumda. Dolayısıyla üslerin güvenliğinin sorgulanması, tüm operasyon mimarisinin yeniden değerlendirilmesini gerektiriyor.

Coğrafi tuzak: Üslerin tamamı füze menzilinde

İran'ın sahip olduğu Şahab, Emad, Sejjil, Hayber Şekan ve Fettah hipersonik füzeleri ile binlerce kamikaze İHA'sı, Körfez'deki neredeyse bütün Amerikan üslerini vurabilecek menzile ulaşmış durumda. Katar'dan Kuveyt'e, Bahreyn'den BAE'ye kadar uzanan tüm tesisler, İran'ın füze envanterinin etki alanı içinde yer alıyor. Askeri uzmanlar bu tabloyu “coğrafi tuzak” olarak nitelendiriyor. Sabit ve büyük üslerin, düşmanın ilk salvo saldırısında büyük kayıplar vermeye açık hale gelmesi, Pentagon'un strateji masasında en çok tartışılan başlıklardan biri oldu.

Üsler nereye taşınabilir?

Washington'da masaya yatırılan seçenekler, üslerin coğrafi olarak yeniden konumlandırılmasını içeriyor:

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması
  1. Diego Garcia (Hint Okyanusu): En güvenli alternatif olarak görülüyor. İran füzelerinin menzili dışında kalması, büyük bombardıman uçaklarının konuşlandırılmasına imkân tanıyor. Ancak İran'a yaklaşık 3 bin 800 kilometre uzaklıkta olması operasyon sürelerini ciddi biçimde uzatıyor.
  2. Doğu Akdeniz (Girit, GKRY, İtalya'nın güneyi): Buradaki üslerden Ortadoğu'ya erişim mümkün; fakat Körfez'e kıyasla daha uzun reaksiyon süresi gerekiyor.
  3. Afrika Boynuzu (Cibuti): Kızıldeniz operasyonları için uygun bir konum; ancak İran'a karşı caydırıcılık açısından yetersiz kalıyor.
  4. Hint Okyanusu ağı: ABD'nin deniz gücüne dayalı yeni bir üs sistemi kurması da alternatifler arasında değerlendiriliyor.

Türkiye bir seçenek olabilir mi?

Teorik olarak İncirlik ve Malatya Kürecik, ABD için önemli tesisler arasında yer alıyor. Ancak Türkiye'nin son yıllarda izlediği bağımsız dış politika, Washington'un tüm Körfez yapılanmasını Türkiye'ye kaydırmasını gerçekçi olmaktan çıkarıyor. Uzmanlara göre Ankara, böyle bir genişlemeye sıcak bakmayacaktır. Bu nedenle Türkiye'nin devreye girmesi, kısa vadede beklenen bir senaryo değil.

Taşınma süreci ve ekonomik yük

Askeri açıdan üslerin taşınması mümkün görünse de siyasi açıdan son derece zorlu bir süreç. Ev sahibi ülkelerle yeni anlaşmalar yapılması, havaalanlarının inşa edilmesi, yakıt depolarının kurulması, mühimmat stoklarının nakledilmesi ve radar ağlarının yeniden oluşturulması gerekiyor. Binlerce asker ve ailesinin taşınması da cabası. Savunma uzmanları bu sürecin 10 yılı bulabileceğini belirtiyor.

Ekonomik maliyet ise oldukça ağır. Tek büyük bir hava üssünün yeniden kurulması 10 ila 20 milyar dolara mal olabilir. Körfez'deki tüm Amerikan altyapısının yeniden konuşlandırılması ise 100 milyar doların üzerine çıkabilir. Bu rakamın içine limanlar, mühimmat depoları, enerji altyapısı, hava savunma sistemleri ve personel lojmanları dahil değil. Gerçek maliyetin çok daha yüksek olabileceği ifade ediliyor.

Pentagon'un yeni modeli: Dağıtık üs sistemi

Pentagon'da tartışılan yeni stratejinin adı “Dağıtık Üs Sistemi” (Distributed Basing) olarak geçiyor. Bu modele göre dev üsler yerine çok sayıda küçük üs kurulacak; birlikler sürekli yer değiştirecek, mobil hava savunma sistemleri ve insansız araçlar devreye girecek. Deniz üslerinin de bu sistemin parçası olması bekleniyor. Amaç, İran'ın tek bir salvo ile büyük kayıplar verdirmesinin önüne geçmek.

Yeniden yapılanma kaçınılmaz

Uzmanların vardığı sonuç net: İran savaşı yalnızca iki ülke arasındaki bir çatışma olmadı; asıl değişen, ABD'nin 1991 Körfez Savaşı'ndan bu yana uyguladığı Ortadoğu askeri mimarisi oldu. CFR değerlendirmesine göre, İran'ın füze ve İHA kapasitesi karşısında Körfez'deki büyük ve sabit Amerikan üsleri artık eskisi kadar güvenli değil. Washington'un önünde iki temel seçenek var: Ya üslerini daha güvenli bölgelere taşımak ya da daha küçük, dağınık ve hareketli bir kuvvet yapısına yönelmek. Ancak her iki seçenek de müttefik ülkelerle yeni siyasi anlaşmaları ve on milyarlarca dolarlık yatırımı zorunlu kılıyor.

Sonuçta İran'ın artan füze ve İHA kapasitesi, ABD'nin Ortadoğu'daki ileri konuşlanma stratejisini ciddi biçimde sorgulatıyor. Önümüzdeki yıllarda Washington'un askeri varlığında, üslerin konumundan kuvvet yapısına kadar uzanan kapsamlı bir yeniden yapılanma sürecinin gündeme gelmesi bekleniyor.