Nükleer Müzakerelerde Kriz Derinleşiyor: İran'dan ABD'ye Uranyum Resti
Dünya siyasetinin odak noktası haline gelen ABD-İran nükleer müzakerelerinde beklenmedik bir gelişme yaşandı. Tahran yönetimi, uranyumun ülke sınırları dışına çıkarılmasına kesinlikle izin vermeyeceğini resmen açıklayarak, diplomatik pazarlıklarda yeni bir kriz dalgasını tetikledi.
İran'ın Net Mesajı: Uranyum Dışarı Çıkmayacak
İranlı Öğrenciler Haber Ajansı'na (ISNA) konuşan ismi açıklanmayan bir yetkili, "ABD ile müzakerelerde uranyumun İran dışına çıkarılmayacağını dile getirdik" ifadesini kullanarak, özellikle yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyumun taşınmasına yönelik tüm önerileri reddetti. Bu açıklama, Rusya'nın daha önce sunduğu "zenginleştirilmiş uranyumu biz depolayalım" teklifine de net bir kapıyı kapattı.
Seyrekleştirme Formülü ve Rusya'nın Rolü
İranlı yetkili, ABD ile bir anlaşmaya varılması durumunda uranyumun seyrekleştirilmesinin mümkün olabileceğini belirterek, pazarlıklarda esnek bir tutum sergiledi. Ancak, Rusya'nın İran'dan zenginleştirilmiş uranyum fazlasını teslim almaya hazır olduğuna dair açıklamalara yanıt verirken, "Ruslar, İran'ın uranyumun taşınması hususundaki pozisyonu hakkında bilgi sahibiler" dedi.
Rusya tarafından yapılan önemli açıklamalar şunları içeriyor:
- Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Katar'ın El Cezire televizyonuna yaptığı açıklamada, "İran'ın zenginleştirilmiş uranyumunu depolamak için hazırız" demişti.
- Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom'un Genel Müdürü Alexey Likhachev, Rosatom'un teknik olarak hazır olduğunu vurgulamıştı.
Bölgesel Tansiyon ve Uluslararası Etkiler
İran'ın bu kararı, Orta Doğu'daki gerginliği yeniden alevlendirirken, nükleer müzakerelerin geleceğini belirsizliğe sürüklüyor. ABD ile yürütülen pazarlıklarda seyrekleştirme formülüne açık kapı bırakılması, diplomatik çözüm arayışlarının devam ettiğini gösteriyor. Ancak, uranyumun taşınması konusundaki katı tutum, uluslararası toplumda endişelere neden oluyor.
Bu gelişmeler, nükleer silahların yayılmasını önleme çabalarında yeni bir döneme işaret ederken, İran'ın nükleer programına ilişkin küresel müzakerelerin karmaşık yapısını bir kez daha ortaya koyuyor. Diplomatik kanalların tıkanma riski, bölgedeki istikrarı tehdit eden unsurlar arasında yer alıyor.