İsrail Siyasetinde Teolojik Genişleme Söylemi Yükseliyor
Haydut devlet İsrail siyasetinde, hem iktidar hem de muhalefet kanadından gelen açıklamalar, işgalci gücün bölgesel niyetlerine ilişkin soruları giderek artırıyor. ABD'nin İsrail Büyükelçisi Evanjelik rahip Mike Huckabee'nin, İncil'e göre "Ortadoğu'ya sahip olmanın İsrail'in doğal hakkı olduğunu" savunmasının ardından, işgalci güç artık bölgeye yönelik niyetlerini saklamıyor.
İncil Temelli Sınır Vurgusu ve Arzı Mevud Hedefi
Gazze Kasabı İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun "yeni eksen" söylemi ve muhalefet lideri Gelecek Var Partisi Başkanı Yair Lapid'in Siyonizm ve İncil temelli sınır vurgusu, Ortadoğu'nun geleceğine ilişkin işgal amaçlı teolojik bir çerçeve ortaya koyuyor. Lapid, düzenlediği basın toplantısında dikkat çekici ifadeler kullandı.
Amerikalı gazeteci Tucker Carlson'ın sorusu üzerine, Lapid şunları söyledi: "İsrail'in özgün sınırları konusunda İncil düzeyinde bir anlaşmazlığımız yok. Siyonizm İncil'e dayanır. Toprak üzerindeki tapumuz İncil'dir. İncil'deki İsrail sınırları nettir. Temelde büyük, geniş ve mümkün olan en büyük İsrail." Bu ifadeler, Arzı Mevud hedefini açıkça ortaya koyuyor.
Lapid, bu yaklaşımın "güvenlik ve pratik değerlendirmelerle" sınırlanabileceğini belirtse de, ilkesel olarak "maksimum toprak, maksimum güvenlik" anlayışını savunuyor. Daha önce dile getirdiği "maksimum sayıda Yahudi, maksimum toprak ve minimum Filistinli" yaklaşımı da bu çerçevede değerlendiriliyor.
Kahanizm İdeolojisinin Merkeze Yerleşmesi
İşgalci güç İsrail'in kurucusu olarak değerlendirilen David Ben-Gurion da geçmişte İncil'i, Yahudi halkının toprak üzerindeki tarihsel dayanağı olarak tanımlamıştı. Lapid'in sözleri, İsrail siyasetinde yalnızca sağ partilerin değil, kendisini "liberal" ve "seküler" olarak tanımlayan merkez muhalefetin de Siyonizm'i dini metin temelli bir tarihsel hak iddiası üzerinden tanımladığını gösteriyor.
Bu durum, işgalci güçte iktidarın sırtını dayadığı Kahanizm ideolojisinin, yalnızca Netanyahu, aşırı sağ figürler ya da koalisyon ortaklarıyla sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. Filistin topraklarının Yahudileştirilmesi ve Yahudi olmayanlarla savaşılması gerektiğini vazeden bu ideoloji, daha geniş bir ideolojik zemin üzerinden İsrail siyasetinin merkezine yerleşmiş durumda.
Netanyahu'nun Geniş Cephe Tasavvuru ve Bölgesel Hedefler
Netanyahu son açıklamalarında, İsrail'in bir tarafta "yaralı Şii ekseni", diğer tarafta ise "Sünni Müslüman Kardeşler ekseni" ile karşı karşıya olduğunu söyleyerek, işgalci güç için cepheyi tüm Ortadoğu olarak belirten skandal bir çıkış yapmıştı. İsrail'in bu iki "aşırılıkçı İslam" eksenine karşı kendi eksenini oluşturması gerektiğini savunan Netanyahu, bu yapının Ortadoğu'yu çevreleyen geniş bir coğrafyayı kapsayacağını ifade etti.
Purim bayramına atıfla Tevrat'taki "Hodu'dan Kuş'a" (Hindistan'dan Habeşistan'a) uzanan ifadeyi kullanan Netanyahu, Akdeniz'e kadar uzanan "tam bir çember" tasavvurundan söz etti. Bu söylem, İsrail'in yalnızca savunma değil, bölgesel güç mimarisini yeniden şekillendirme hedefi taşıdığı şeklinde yorumlanıyor.
Hindistan'la Kurulan Provokatif İttifak ve Güvenlik İş Birliği
İsrail iktidarı ve muhalefetinden Ortadoğu'da topyekun savaş açıklamaları gelirken, Hindutva (Hindusiyonizmi) ideolojisinin savunucusu Hindistan Başbakanı Narendra Modi dün İsrail'e geldi. Hindistan'daki Müslüman nüfusa yönelik İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarındaki uygulamalarını örnek alan Modi yönetiminin, bu ziyaret sırasında işgalci güçle savunma sanayii olmak üzere birçok anlaşmaya imza atması bekleniyor.
Netanyahu, Ortadoğu'da İsrail karşıtı oluştuğunu iddia ettiği "Sünni eksene" karşı Hindistan ile bir ittifak kuracaklarını ifade etmişti. İki ülke arasında ideolojik ve siyasi yakınlaşmayla birlikte İsrail, Hindistan'ın en büyük savunma tedarikçilerinden biri haline geldi. Özellikle şu alanlarda büyük ölçekli iş birlikleri kuruldu:
- İnsansız hava araçları (İHA) geliştirme ve satışı
- İstihbarat yazılımları ve siber güvenlik sistemleri
- Şehir içi izleme ve gözetleme teknolojileri
Bu güvenlik alanındaki ittifakın özellikle Müslümanları hedef aldığı belirtiliyor.
Netanyahu'nun Tarihsel Çarpıtmaları ve Osmanlı Referansı
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun yine Osmanlı korkusu depreşti. Netanyahu, Modi ile görüşmesinde yaptığı konuşmasında Siyonistlerin 1. Dünya Savaşı'nda Osmanlı'ya karşı Hintlilerle birlikte savaştığını iddia etti. Osmanlı için 'işgalci' ifadesini kullanan küstah Netanyahu şunları söyledi:
"Birinci Dünya Savaşı'nda, henüz Osmanlı işgali altındayken, bu ülkeyi özgürleştirmemize yardım edenler arasında, içinde Yahudi savaşçıların da bulunduğu İngiliz Ordusu da vardı. Kuvvetler geri püskürtüldüğünde, kimler ileriye atılıp canlarını feda etti? Hint komutanları. Bunu asla unutmayacağız."
Bu açıklamalar, İsrail'in bölgesel genişleme hedeflerini teolojik temellere dayandırdığını ve provokatif ittifaklarla desteklediğini gösteriyor. İşgalci güç, Arzı Mevud emellerini gerçekleştirmek için tüm Ortadoğu'yu ateşe atacak savaş hazırlıklarını artırmış durumda.



