Berat Albayrak'ın Altın Hamlesi: Ekonomi Değil, Bağımsızlık Kararı
Albayrak'ın Altın Hamlesi: Bağımsızlık Kararı

Berat Albayrak'ın Stratejik Altın Hamlesi: Ekonomi Değil, Bağımsızlık Kararı

Küresel finans sisteminin çalkantılı bir dönemden geçtiği günümüzde, altın ve diğer değerli madenlerin önemi giderek artıyor. Ülkelerin rezerv politikaları, ekonomik bağımsızlıklarını korumak adına kritik bir rol oynuyor. Bu bağlamda, Takvim Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Faruk Erdem, Hazine ve Maliye eski Bakanı Berat Albayrak'ın Türkiye'nin yurtdışındaki altınlarını ülkeye getirme hamlesini köşe yazısında ele aldı.

Bir Bağımsızlık Kararı Olarak Altın Hamlesi

Faruk Erdem, yazısında "Bu bir ekonomi tercihi değil, bağımsızlık kararıydı" vurgusunu yaparak, Albayrak'ın adımlarının stratejik önemine dikkat çekti. Erdem'e göre, Türkiye küresel sistemin sertleşeceğini erken okuyan ülkelerden biri oldu ve rezervleri güçlendirmeye yönelik adımlar bugün daha iyi anlaşılıyor.

Erdem, ABD'nin finansal sistemi uzun süredir bir silah gibi kullandığını belirterek, "Altınları ülkeye getirme konusunda benzer bir hamleyi Almanya ve İtalya bugün yerine getirmeye çalışıyor. Tabi ABD izin verirse..." ifadelerini kullandı. Bu durum, altının sadece bir yatırım aracı değil, küresel siyasetin sessiz ama güçlü bir aktörü haline geldiğini gösteriyor.

Küresel Finans Sisteminde Güven Sorunu ve Altının Yükselişi

Dünya ekonomisi artık rakamlardan ziyade reflekslerle yönetiliyor. Faiz kararları, enflasyon hedefleri ve büyüme tahminleri tek başına ikna edici olmaktan çıkıyor, çünkü sistemin merkezinde derin bir güven sorunu bulunuyor. İşte tam da bu noktada altın yeniden sahnede yerini alıyor.

Ekonomistlerin anlam veremediği fiyatlamalar, aslında küresel güç mücadelesinin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. ABD'nin finansal sistemi silah gibi kullanması, yaptırımlar, rezerv dondurmalar ve ödeme sistemlerinden çıkarma tehditleri, merkez bankalarını dolardan kaçıp altına sığınmaya itiyor. Hatta şirketler bile altına yönelmeye başladı.

  • Altın, bir yatırım aracı olmaktan çıkıp sigorta poliçesi haline geliyor.
  • Rezervdeki para sizin değilse, risk sizindir anlayışı yaygınlaşıyor.
  • Dijital para sistemleri gündeme gelirken, devletler altın biriktirerek krizlere karşı tedbir alıyor.

Türkiye'nin Kritik Rolü ve Albayrak'ın Hamlesinin Detayları

Türkiye, coğrafi ve ekonomik olarak küresel sistemle iç içe geçmiş durumda. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın son yıllarda altın rezervlerine verdiği önem tesadüf değil; bu bir jeopolitik bilinç göstergesi. Berat Albayrak'ın Hazine ve Maliye Bakanlığı döneminde, Türkiye'nin yurtdışındaki altınlarının getirilmesi operasyonu hayata geçirildi.

Bu tarihi operasyonla ABD, İsviçre ve İngiltere gibi ülkelerdeki altınlar Türkiye'ye taşındı. Sonuç olarak, Merkez Bankası'nın altın rezervi 2018 sonunda 488,9 ton iken, 2020 sonunda 712,2 tona yükseldi. Albayrak, bu hamlenin ardından "Devletimizin, bütün altın rezervleri Türkiye'de. Hiçbir tane altını yurt dışında değil, hepsi Türkiye'de" açıklamasını yapmıştı.

Geleceğe Yönelik Öngörüler ve Diğer Ülkelerin Hamleleri

Dünya, rezervlerin bir kalemde dondurulabildiği bir çağa girdi. Böyle bir ortamda altının kimin kasasında olduğu hayati bir mesele haline geliyor. Albayrak'ın hamlesi, tam da bu gerçeğin farkında olarak atılmış bir adımdı.

Bugün merkez bankalarının altın alımları rekor kırarken, Türkiye'nin o dönemde attığı adımların ne kadar öngörülü olduğu ortaya çıkıyor. Almanya ve İtalya gibi ülkelerin benzer hamleleri hayata geçirmeye çalışması, Türkiye'nin erken davranmasının değerini daha da artırıyor. Finans sistemi ve enerji konularında yıllar önce atılan birçok adımın önemi yeni yeni anlaşılıyor.

Sonuç olarak, Berat Albayrak'ın altınları Türkiye'ye getirme kararı, sadece ekonomik bir tercih değil, ülkenin bağımsızlığını ve güvenliğini garanti altına alan stratejik bir hamle olarak tarihteki yerini alıyor.