Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından haziran ayına ilişkin açıklanan Hanehalkı Beklenti Anketi, yatırımcıların tercihlerinde önemli bir değişime işaret ediyor. Uzun süredir tasarruf sahiplerinin ilk sırasında yer alan altına olan talep azalırken, gayrimenkul yeniden öne çıkan yatırım aracı haline geldi.
Altın cazibesini kaybediyor
Ankete göre, "Elinizde yatırım yapabileceğiniz nakit olsa ne yaparsınız?" sorusuna "altın alırım" yanıtını verenlerin oranı haziranda yüzde 44,3'e geriledi. Bu oran mayısta yüzde 48,3 seviyesindeydi. Böylece altına yönelme eğilimi son iki ayda belirgin şekilde zayıflarken, yılın en düşük seviyelerinden biri görüldü. Altın satışını hızlandıran yatırımcı, rotayı tekrar konuta çevirdi.
Gayrimenkulde sıçrama
Altındaki gerilemeye karşın konut, arsa ve iş yeri yatırımlarına ilgi artıyor. "Ev, dükkan veya arsa alırım" diyenlerin oranı bir ayda yaklaşık 4 puan yükselerek yüzde 37,1'e çıktı. Bu oran yılın başında yüzde 31,2 seviyesindeydi. Böylece gayrimenkul tercihi son altı ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Katılımcılar konut fiyatlarının önümüzdeki dönemde artmaya devam edeceğini düşünüyor. 12 ay sonrasına ilişkin konut fiyat artışı beklentisi yüzde 33,82 olarak ölçülürken, katılımcıların yüzde 63,5'i gelecek yıl konut fiyatlarının bugünkünden daha yüksek seviyede olacağını öngördü.
Kur tahmini yükseldi
Anket, kur beklentilerinde ise yukarı yönlü eğilimin sürdüğünü gösterdi. Katılımcılar, dolar/TL kurunun 12 ay sonra ortalama 52,67 TL seviyesinde olacağını öngördü. Bir önceki ay bu beklenti 52,53 TL düzeyindeydi. Özellikle yüksek gelir ve yüksek eğitim grubunda kur beklentilerinin ortalamanın üstünde gerçekleşmesi dikkat çekti. Yatırım tercihleri sıralamasında altın ve gayrimenkul açık ara ilk iki sırayı alırken, diğer araçlara ilgi sınırlı kaldı. Borsayı tercih edenlerin oranı yüzde 2,8, döviz alacağını söyleyenlerin oranı yüzde 2,5, vadeli mevduatı tercih edenlerin oranı ise yüzde 5,5 olarak gerçekleşti.
TCMB'nin 3 bin 274 hanehalkı tarafından yanıtlanan anketi, yatırımcıların enflasyon ve faiz beklentileri doğrultusunda portföylerini yeniden şekillendirdiğini ortaya koyuyor.



