Finansal Kesim Dışı Firmaların Net Döviz Açığı 186,6 Milyar Dolara Yükseldi
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan verilere göre, finansal kesim dışındaki firmaların net döviz açığı Kasım 2025 döneminde önemli bir artış gösterdi. Söz konusu firmaların net döviz pozisyonu açığı, 4 milyar 631 milyon dolar artarak 186 milyar 673 milyon dolara yükseldi. Bu gelişme, ekonomideki döviz risklerine ilişkin dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor.
Varlıklarda Azalış, Yükümlülüklerde Artış
Kasım 2025 ayında, finansal kesim dışındaki firmaların döviz varlıkları bir önceki aya kıyasla 1 milyar 517 milyon dolar azalırken, yükümlülükleri 3 milyar 114 milyon dolar arttı. Bu durum, net döviz açığının genişlemesine yol açan temel faktörler arasında yer alıyor. Varlık dağılımı incelendiğinde, türev varlıklar, yurt dışına doğrudan sermaye yatırımları ve menkul kıymetlerde artış görülürken, yurt içi bankalardaki mevduat ile ihracat alacaklarında düşüş yaşandı.
Yükümlülük Dağılımındaki Değişimler
Yükümlülük tarafında ise yurt dışından sağlanan nakdi krediler, türev yükümlülükler ve yurt içinden sağlanan nakdi kredilerde artışlar kaydedildi. İthalat borçlarında ise hafif bir azalma gözlendi. Bu gelişmeler, firmaların borçlanma eğilimlerindeki değişimi yansıtıyor. Ayrıca, yükümlülüklerin vade yapısına bakıldığında, hem yurt içi hem de yurt dışı kaynaklı kredilerde kısa ve uzun vadeli artışlar dikkat çekiyor.
Kısa Vadeli Net Pozisyonda Daralma
Kasım 2025 döneminde, kısa vadeli net döviz pozisyonu fazlası 6 milyar 920 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ancak bu tutar, Ekim 2025 dönemine kıyasla 3 milyar 795 milyon dolar azaldı. Kısa vadeli yükümlülüklerin toplam yükümlülükler içindeki payı ise yüzde 37 seviyesinde kaldı. Bu veriler, firmaların kısa vadeli döviz risklerinde bir daralma olduğunu, ancak genel açığın büyüdüğünü gösteriyor.
Sonuç olarak, finansal kesim dışındaki firmaların net döviz açığındaki artış, ekonomik dengeler açısından önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu trendin devam etmesi halinde, döviz kurları ve finansal istikrar üzerinde etkileri olabileceğini belirtiyor.