TCMB Döviz Rezervleri Tarihte İlk Kez 200 Milyar Doları Aştı, 205.2 Milyar Dolarla Zirve Yaptı
TCMB Rezervleri İlk Kez 200 Milyar Doları Geçti

TCMB Döviz Rezervleri Tarihi Bir Eşiği Aştı: 200 Milyar Doları İlk Kez Geride Bıraktı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) döviz rezervleri, geçen hafta kaydedilen önemli bir artışla birlikte tarihte ilk kez 200 milyar dolar sınırını aşarak yeni bir zirveye ulaştı. Ekonomik programın kararlı bir şekilde uygulanması, enflasyondaki düşüş eğilimi ve artan yabancı yatırımcı ilgisi, bu tarihi başarının arkasındaki temel faktörler olarak öne çıkıyor.

Rezervlerdeki Artışın Detayları ve Rakamlar

Merkez Bankası'nın haftalık verilerine göre, 9-16 Ocak 2026 tarihleri arasını kapsayan dönemde toplam rezervler 9.1 milyar dolar artış göstererek 205 milyar 177 milyon dolar seviyesine yükseldi. Bu rakam, rezervlerin tarihte ilk defa 200 milyar dolar eşiğini geçtiğini resmen teyit ediyor.

Brüt döviz rezervleri söz konusu haftada 4 milyar 808 milyon dolar artışla 84 milyar 155 milyon dolar olarak kaydedilirken, altın rezervleri de 4 milyar 294 milyon dolar yükselişle 121 milyar 22 milyon dolar seviyesine ulaştı. Net rezervler ise 8.1 milyar dolar artarak 91 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Swap işlemleri arındırıldığında elde edilen net rezerv pozisyonu da 70.1 milyar dolardan 78.8 milyar dolara yükseldi. Mayıs 2023'te 98.4 milyar dolar olan toplam rezervlerde, 16 Ocak 2026 itibarıyla yaşanan artış 106.7 milyar dolar oldu. Aynı dönemde swap hariç net rezervlerdeki artış ise 139.3 milyar dolar olarak kayıtlara geçti.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'ten Önemli Açıklamalar

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, rezervlerin tarihi zirvesinde olduğuna dikkat çekerek yaptığı değerlendirmede, "Uyguladığımız program sayesinde brüt rezervler yaklaşık 107 milyar dolar artarak 205.2 milyar dolara ulaştı. Swap hariç net rezervlerdeki artış ise 139.3 milyar dolar oldu. Uluslararası standartlara göre rezerv yeterliliğini sağladık" ifadelerini kullandı.

Şimşek, önemli bir koşullu yükümlülük olan 143 milyar dolar tutarındaki kur korumalı mevduat (KKM) uygulamasından çıkış sürecindeki başarıya da işaret ederek, "Böylece döviz pozisyonunda toplam 280 milyar doları aşan iyileşme gerçekleşti. Güçlenen makro finansal istikrar, risk primimizin azalmasına ve ekonomimizin şoklara karşı daha dayanıklı hale gelmesine önemli katkı sağlıyor" şeklinde konuştu.

KKM büyüklüğünün geçen hafta 1 milyar 21 milyon TL azalarak 4 milyar 765 milyon liraya düştüğü ve toplam mevduatın yalnızca yüzde 0.02'sini oluşturduğu belirtildi.

Yabancı Yatırımcı İlgisi ve Borsa İstanbul'daki Hareketlilik

Yabancı yatırımcıların Türkiye'ye olan ilgisi kesintisiz bir şekilde devam ediyor. 16 Ocak haftasında yabancı yatırımcılar 196.9 milyon dolarlık hisse senedi ve 1.1 milyar dolarlık tahvil alımı gerçekleştirdi. Tahvil alımlarının 5 ayın en yüksek seviyesine ulaştığı gözlemlendi.

Borsa İstanbul'da yabancı yatırımcılar üst üste 7 haftadır net alım yapıyor. Geçen hafta 196.9 milyon dolarlık net hisse senedi alan yabancı yatırımcıların 7 haftalık net alım tutarı 1 milyar 356 milyon dolar oldu. Hisse senedi ve Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) alımları ise 7 haftada 3.8 milyar dolara ulaştı.

Merkez Bankası'nın Faiz Kararı ve Enflasyon Değerlendirmesi

Öte yandan, Merkez Bankası yüksek gelmesi beklenen ocak enflasyonu ve şubat ayında değişecek olan TÜFE ağırlıkları öncesinde belirsizlikleri gözeterek faiz indiriminde temkinli bir adım attı. TCMB Başkanı Fatih Karahan başkanlığında toplanan Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını 100 baz puan düşürerek yüzde 37'ye çekti.

Kurul ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranının yüzde 41'den yüzde 40'a, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 36.5'ten yüzde 35.5'e indirdiğini açıkladı. PPK sonrası yapılan açıklamada, enflasyonun ana eğiliminin aralık ayında gerilediği belirtilerek, "Öncü veriler ocak ayında aylık tüketici enflasyonunun gıda öncülüğünde arttığına, ana eğilimdeki artışın ise sınırlı olduğuna işaret etmektedir. Son çeyreğe ilişkin göstergeler talep koşullarının dezenflasyon sürecine verdiği desteğin azalmasına karşın sürdüğünü ima etmektedir. Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam etmektedir" ifadelerine yer verildi.

Bu gelişmeler, Türkiye ekonomisinin makro finansal istikrar açısından önemli bir dönüm noktasına ulaştığını ve uluslararası piyasalardaki güvenin artmaya devam ettiğini gösteriyor.