Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ülkenin demografik geleceğine ilişkin çarpıcı verileri ve öngörüleri kamuoyu ile paylaştı. Yayınlanan son rapor, 2026 yılının Türkiye nüfus dinamiği için tarihi bir dönüm noktası olacağını gözler önüne serdi. Uzun yıllardır devam eden nüfus artış trendinde yaşanacak bu kırılma, toplumsal ve ekonomik yapıyı derinden etkileyecek gelişmelerin habercisi olarak yorumlanıyor.
2025 Nüfus Tablosu: 85 Milyon 980 Bin 654 Kişi
TÜİK'in güncel verilerine göre, Türkiye'nin nüfusu 1 Ekim 2025 tarihi itibarıyla 85 milyon 980 bin 654 kişiye ulaştı. 2025 yılının ilk dokuz ayında gerçekleşen doğum, ölüm ve göç verileri neticesinde nüfusa 315 bin 710 kişi daha eklendi. Bu artış, demografik büyümenin devam ettiğini ancak hızında değişimler olduğunu gösteriyor.
Kadın ve Erkek Nüfusu Arasındaki Fark Kapanıyor
Raporda dikkat çeken bir diğer önemli nokta ise kadın ve erkek nüfus oranlarındaki dengelenme eğilimi oldu. İstatistiklere göre, erkek nüfusu 42 milyon 734 bin 71, kadın nüfusu ise 42 milyon 638 bin 306 olarak kaydedildi. İki cinsiyet arasındaki sayısal farkın giderek azalması, uzun vadeli demografik projeksiyonlar açısından önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor.
Kritik Viraj 2026'da: Bir Devrin Sonu
TÜİK verilerinin satır aralarında yatan en çarpıcı bulgu ise geleceğe dair projeksiyonlarda saklı. Kurumun analizlerine göre, Türkiye'de 86 yıldır süregelen nüfus dengesi 2026 yılı itibarıyla tarihi bir kırılma yaşayacak. Bu tarihi değişim, 'bir devrin sonu' olarak nitelendiriliyor. Söz konusu kırılmanın tam olarak neyi ifade ettiği, doğurganlık hızı, yaşlanan nüfus oranı veya net göç dengelerindeki kalıcı bir değişim olup olmadığı, uzmanlar tarafından yakından takip ediliyor. Bu dönüşümün, sosyal güvenlik sistemleri, işgücü piyasası, eğitim ve sağlık politikaları üzerinde 2075 yılına uzanan derin etkileri olması bekleniyor.
Sonuç olarak, TÜİK'in açıkladığı güncel rakamlar, Türkiye'nin sadece bugününü değil, yarınını da şekillendirecek demografik bir geçiş sürecinin eşiğinde olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. 2026 yılında gerçekleşmesi öngörülen bu kritik viraj, politika yapıcılar, ekonomistler ve toplumun tüm kesimleri için hazırlık yapılması gereken önemli bir uyarı niteliği taşıyor.