Erdoğan, Irak Kalkınma Yolu töreninde eksik imzayı anında fark etti
Erdoğan, imza töreninde eksik imzayı anında fark etti

Türkiye ile Irak arasında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen imza töreni, protokolün sakin akışıyla başladı. Kameralar açıktı, liderler masada yerini almıştı. Ancak rutin görünen bu tabloda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dikkati, bir eksikliği saniyeler içinde yakaladı. Irak Ulaştırma Bakanı Vehb Selman el-Haseni, masada bulunan Kalkınma Yolu mutabakatına imza atmamıştı.

Erdoğan'ın “Beş anlaşma değil miydi?” sorusu salona düştüğünde hareketlilik başladı. Cumhurbaşkanı, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ı yanına çağırdı. Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi'nin de durumu fark etmesiyle bakanına dönerek “Hemen imzala” talimatını verdiği görüldü. Bu uyarı sonrasında mutabakat metni son anda tamamlandı.

Kalkınma Yolu'nun stratejik önemi

İmzalanmayan anlaşmanın sıradan bir protokol metni olmadığı vurgulanıyor. Irak'ın Basra kentindeki Büyük Faw Limanı'ndan başlayıp Türkiye üzerinden Avrupa'ya uzanması planlanan kara ve demir yolu koridoru, Körfez'in dünya ile bağlantısını Irak toprakları üzerinden kurmayı hedefliyor. Bu proje, enerji ve ticaret yollarının kırılgan olduğu bir dönemde Hürmüz Boğazı'na olan bağımlılığı azaltabilecek bir alternatif potansiyeli taşıyor.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

Melih Altınok'un köşe yazısında dikkat çektiği nokta, imza gecikmesinin İran boyutudur. Şii Koordinasyonu ve Bedir Örgütü'ne yakınlığıyla bilinen Ulaştırma Bakanı Haseni'nin, projenin İran'ın çıkarlarını zedeleyebileceği endişesiyle imzadan kaçınmış olabileceği ifade ediliyor. Başbakan ez-Zeydi'nin şaşkınlığı ve hızlı müdahalesi ise bu ihtimali güçlendiren unsurlar arasında gösteriliyor.

Erdoğan'ın imza takibi

Erdoğan'ın törendeki bu çıkışı, daha önce de benzer bir örnekle hatırlatılıyor. Yazara göre eski Ticaret Bakanı Mehmet Muş'un bir törende imzasını beğenmeyen Erdoğan, “O ne biçim imza, değiştir!” diyerek uyarıda bulunmuştu. Bu tür müdahaleler, Cumhurbaşkanı'nın törenlerde sadece bir fotoğraf karesi için bulunmadığını ortaya koyuyor.

Kader diyemezsin

Altınok, yazısının ikinci bölümünde bambaşka bir siyasi portreyi ele alıyor. Akademisyen kökenli, bir lider olduğuna inanmış eski başbakan, görevden ayrıldıktan aylar sonra bile “Anadolu'ya çıkar ve sadece ‘Esselamü aleyküm’ derim, bütün Anadolu'yu ayağa kaldırırım” diyordu. Ancak partisi sandıkta yalnızca yüzde 0.07 oy alabildi.

Ağzından düşürmediği “dava” vurgusuna rağmen, siyasi hırsına yenik düşerek hareketini CHP listelerinden seçime soktu. Kendisinden üçüncü tekil şahısla bahsetmeyi seven ve “Devlet adamıyım” diyen bu isim, muhalefete geçtikten sonra başbakanlığı dönemindeki terörle mücadele operasyonlarını bile siyaset malzemesi hâline getirdi.

Daha önce “Son nefesime kadar Cumhurbaşkanımızla vefa ilişkisini sürdüreceğim. Kimse benden Cumhurbaşkanımız aleyhine tek söz duymadı, duymayacak. Cumhurbaşkanımızın onuru, hem cumhurbaşkanı olarak hem dava arkadaşım olarak onun onuru benim onurumdur, onun ailesi benim ailemdir” diyen siyasetçi, bu sözlerini çiğnedi. YouTuber'ların yayınlarında tık almak için en mahrem konuşmaları gündeme taşıdı.

Son olarak kaleme aldığı dört sayfalık mektupta “Kirli siyasete ortak olmayacağım” diyerek siyaseti bıraktığını duyurdu. Melih Altınok, bu iki örneği bir araya getirerek, Erdoğan'ın gözünden kaçmayan imza eksikliği ile siyasi hayattaki vefasız ayrılıkları aynı çerçevede değerlendiriyor.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması