Bartın'ın 300 Yıllık Ramazan Simidi Geleneği, Son Ustaların Elinde Yaşatılıyor
Bartın'ın binlerce yıllık tarihi içinde, Osmanlı'dan günümüze ulaşan nadide geleneklerden biri olan "Ramazan Simidi", sadece bu kutsal aya özgü üretimiyle dikkat çekiyor. Pekmezli suda haşlanıp, odun ateşinde taş fırınlarda pişirilen bu özel simit, 300 yıllık bir geçmişe sahip. Ancak bu kadim lezzet, günümüzde yalnızca birkaç ustanın elinde hayatta kalıyor.
48 Yıllık Ustanın Mirası: Mehmet Uğur ve Oğulları
56 yaşındaki Mehmet Uğur, 48 yıllık ekmek ustalığı deneyimiyle, Bartın'ın Ramazan Simidi geleneğini sürdüren son isimlerden biri. Usta, çırak bulunamaması nedeniyle bu sanatı iki oğluyla birlikte devam ettiriyor. "Hem ilkokulu okudum hem de ekmek fırınında çırak olarak çalışarak bu mesleği öğrendim" diyen Uğur, odun ateşiyle pişen kara fırınların eşsiz tadını vurguluyor.
Usta, seri üretimin yaygınlaşmasına rağmen, geleneksel yöntemlerin önemini şu sözlerle anlatıyor: "Artık çırak bulunmuyor, seri üretim yapılıyor. Ama odun ateşinde pişen hamurun, ekmeğin, simidin tadını bulamazsınız onlarda."
Özel Üretim Süreci ve Tok Tutma Özelliği
Ramazan Simidi'nin yapımı oldukça zahmetli ve özel bir süreç gerektiriyor. Usta Mehmet Uğur, bu süreci şöyle açıklıyor:
- Hamur: Yerli buğdaydan hazırlanan özel bir hamur kullanılıyor, normal ekmek hamurundan farklı.
- Haşlama: Hazırlanan hamur, pekmezli suda haşlanıyor, bu adım simide karakteristik lezzetini kazandırıyor.
- Pişirme: Haşlanan hamur, odun ateşiyle ısıtılan taş fırınlarda, yani kara fırınlarda pişiriliyor.
Bu simit, çörek otu içermiyor ve normal simitten daha ince bir yapıya sahip. En önemli özelliği ise tok tutma yeteneği. Uğur, "Bu Ramazan Simidi gün boyu açlık hissi vermez, insanı tok tutar" diyerek, sahur sofralarında makarna gibi haşlanıp üzerine ceviz serpilerek tüketildiğini belirtiyor.
Bartınlıların Yoğun İlgisi ve Coğrafi İşaret Çağrısı
Ramazan Simidi, yalnızca Bartın'da değil, Türkiye'nin dört bir yanına yaşayan Bartınlılar tarafından da büyük ilgi görüyor. Usta Mehmet Uğur, Ankara, İstanbul gibi büyük şehirlerden ve yakın illerden gelen siparişleri kargoyla gönderdiklerini ifade ediyor. "Bir şekilde bu simidi almak isteyenler bizlere ulaşır, bizler de onlara kargo ile Türkiye'nin dört bir yanına göndeririz. Bunun tadını bilen bu simitten vazgeçmez" diyor.
Ancak bu geleneğin sürdürülebilirliği konusunda endişeler var. Uğur, yetkililere seslenerek, coğrafi işaret tescilinin alınmasını talep ediyor: "Bu simidimiz Bartın'a has bir simit, bunu yaşatmalıyız. Kültürümüze, geleneklerimize sahip çıkmalıyız. Coğrafi tescil alınması için yetkililer harekete geçmeli."
Gelecek Nesillere Aktarım İhtiyacı
Mehmet Uğur, büyük oğlunun üniversite mezunu olmasına rağmen bu geleneği sürdürmek için kendisiyle çalıştığını belirtiyor. Ancak en büyük sorun, gençlerin bu mesleğe ilgi göstermemesi. "En büyük sıkıntımız çırak bulamamak. Şimdi gençler maalesef Ramazan Simidi üretmek istemiyorlar" diyerek, geleneğin kaybolma riskine dikkat çekiyor.
Bartın'ın bu kadim lezzeti, ustaların özverisiyle ayakta kalsa da, coğrafi işaret ve yeni çırakların yetişmesi, 300 yıllık Ramazan Simidi geleneğinin gelecek nesillere aktarılması için kritik önem taşıyor.