Uzman Psikolog Gül Çolak Açıkladı: Beyin Neden Aynı Hataları Tekrar Ediyor?
Hayatımızda sıklıkla kendimizi aynı noktaya dönüp dururken buluruz. Benzer sorunlar, tekrar eden stresler ve sürekli kaygılar... Hatta bazı konularda kararlı adımlar atmak için 'Bu kez farklı olacak' şeklinde telkinlerde bulunsak da çoğu zaman birkaç ay, hatta birkaç gün içinde yine aynı noktaya geri döneriz. Birçok kişi bu durumu irade eksikliği olarak nitelendirse de aslında tüm mesele beynimizin çalışma biçimiyle ilgili.
Beyin Tanıdık Olanı Tercih Ediyor
Uzman Klinik Psikolog Gül Çolak, beynin öğrendiği kalıpları otomatik olarak tekrar etme eğilimi gösterdiğini belirtti. Çolak, "Beyin her zaman doğru olanı değil, bildiği ve tanıdık olanı seçiyor. Tanıdık olan durum kişiye zarar verse bile, beyin bilinmezliğin oluşturduğu alarm durumu yerine bildiği huzursuzluğu güvenli bölge olarak algılıyor" dedi.
Yaşanan bu dejavu hissinin psikolojide nörodöngü olarak adlandırıldığını söyleyen Çolak, "Bu yüzden kişi kendine iyi gelmeyen ilişkilere, stresli iş düzenine, ertelemeye, sürekli kaygıya ve aşırı yorgunluğa rağmen aynı tempoya geri dönüyor" diye konuştu.
Nörodöngünün Temelleri Çocuklukta Atılıyor
Nörodöngünün temellerinin çocukluk yıllarında atıldığını ifade eden Çolak, bu dönemde yaşananların beynimizde görünmez bir yaşam haritası oluşturduğunu söyledi. Bu haritanın ilişkilerimizi, stresle baş etme biçimimizi ve öz saygımızı şekillendirdiğini vurgulayan Çolak, şu örnekleri verdi:
- Sürekli eleştirilen bir çocuk yetersizlik döngüsüne hapsoluyor.
- Duyguları görmezden gelinen bir çocuk yetişkinliğinde içe kapanmayı otomatik bir savunma mekanizması haline getiriyor.
Tehdit Algısı Değişimi Engelliyor
Değişimin beyin için bilinmez olduğunu hatırlatan Çolak, "Bilinmezlik beyinde tehdit algısı oluşturuyor. Kişi sakin kalmak istese de sistem otomatik olarak eski alışkanlığa yani eski yola sapıyor. Burada sorun niyetin kötü olması değil, otomatik sistemin hızı" ifadelerini kullandı.
Döngüyü Kırmak Mümkün: Üç Pratik Adım
Nörodöngülerin kader olmadığını belirten Çolak, terapinin bu noktada devreye girerek farkındalık kazandırdığını ve beynin kaygı sistemini sakinleştirdiğini ifade etti. Yeni deneyimler tekrarlandıkça, beyinde bu yeni ve sağlıklı yolların güçlendiğini vurgulayan Çolak, döngüyü kırmak için şu üç pratik adımı tavsiye etti:
- Farkındalık: Kişilerin döngüye girdiği anı fark etmesi.
- Sakinleşme: Kaygı sistemini fiziksel olarak sakinleştirmek.
- Hareket: Otomatik tepkinin dışına çıkan minik bir adım atmak.
Çolak, "Farkındalıkla değişim her zaman mümkün. Doğru adımlarla daha dengeli ve huzurlu bir yaşam inşa edilebilir" diyerek sözlerini tamamladı.



