Yeşilay Cemiyeti, bağımlılıklarla mücadele kapsamında hazırladığı Türkiye Alkol Araştırma Raporu'nu 24 Haziran'da kamuoyuyla paylaştı. Rapor, alkol kullanımının bireysel, toplumsal ve ekonomik etkilerini ortaya koyarken, gençlerin korunmasına yönelik politika önerileri sunuyor.
Alkol kullanım oranları ve başlama yaşı
Araştırmaya göre Türkiye'de 15 yaş ve üzeri nüfusun yüzde 20,8'i hayatında en az bir kez alkol kullandığını belirtirken, yüzde 79,2'si hiç alkol kullanmadığını ifade etti. Son 12 ayda alkol kullananların oranı yüzde 11,4, son 30 günde kullananların oranı ise yüzde 7,1 olarak tespit edildi. Alkol kullanım bozukluğu yaygınlığı yüzde 4,8 olarak ölçüldü. Dünya genelinde ise yaklaşık 400 milyon kişide alkol kullanım bozukluğu bulunuyor.
Rapora göre alkole başlama yaşı ortalaması 19,4. Alkol kullanan katılımcıların yarısı ilk deneyimini 18 yaşında veya daha önce yaşadı. Erkeklerde başlama yaşı kadınlara göre daha düşük. Alkol kullanımına başlamada arkadaş çevresinin etkisi yüzde 48,8 ile ilk sırada, eğlence amacı yüzde 45,4 ve merak duygusu yüzde 43,6 ile takip ediyor.
Alkolün sağlık ve toplumsal etkileri
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre alkol, karaciğer hastalıkları, kanser, kalp ve damar hastalıkları, beyin işlevlerinde bozulma ve psikolojik sorunlar başta olmak üzere 200'den fazla hastalık ve sağlık sorunuyla ilişkilendiriliyor. Dünyada her yıl 2,5 milyondan fazla ölüm alkolle ilişkili nedenlerden kaynaklanıyor.
Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, programda yaptığı konuşmada, "Dünya Sağlık Örgütü, alkol kullanımında güvenli bir alt sınır bulunmadığını ifade ediyor. Dünyada her yıl yaklaşık 2 milyon 600 bin insan alkol nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu ölümler savaşlar, afetler ya da salgın hastalıklar nedeniyle değil; önlenebilir bir risk faktörü olan alkol nedeniyle gerçekleşiyor" dedi.
Koruyucu politikalara toplum desteği yüksek
Araştırma sonuçları, toplumun alkolle mücadelede koruyucu politikalara yüksek düzeyde destek verdiğini ortaya koydu. Katılımcılar; öğrenci yurtları, spor kulüpleri ve kafelerde alkol satışının yasaklanması, reklam ve promosyon faaliyetlerinin sınırlandırılması, benzin istasyonlarında satış yapılmaması ve satış saatlerine yönelik düzenlemeler gibi uygulamalara önemli ölçüde destek verdi.
Dinç, alkolün yalnızca sağlık değil, toplumsal bir mesele olduğuna dikkat çekerek, "Alkol yalnızca bir sağlık meselesi değildir. Trafik kazaları, şiddet olayları, suç davranışları ve aile içi sorunlarla da yakından ilişkilidir. Bu nedenle toplum olarak daha dikkatli ve daha koruyucu bir yaklaşım benimsememiz gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Erken yaşta alkol kullanımı bağımlılık riskini artırıyor
Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Rabia Bilici, alkol kullanımına başlama yaşının geciktirilmesinin bağımlılıkla mücadelede kritik öneme sahip olduğunu belirtti. Bilici, "Araştırmamızda Türkiye'de alkol kullanımına başlama yaşının ortalama 19,4 olduğunu görüyoruz. Alkol kullanımına ne kadar erken yaşta başlanırsa bağımlılık geliştirme riski de o kadar artıyor" dedi.
Bilici, beynin karar verme ve dürtü kontrolünden sorumlu bölgelerinin gelişiminin genç yetişkinlik dönemine kadar devam ettiğine dikkat çekerek yaş sınırlamalarının önemli bir koruyucu işlev gördüğünü vurguladı.
Uzmanlardan alkolün zararlarına ilişkin uyarılar
Prof. Dr. Ayşe Nurdan Tözün, "Alkol bilinçli bir çılgınlıktır" diyerek, karaciğer yağlanmasından siroza kadar ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini belirtti. Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Tülay Eren ise alkolün kanserin başlıca risk faktörlerinden biri olduğuna dikkat çekerek, "Birçok kişi düşük veya ara sıra alkol kullanımının herhangi bir zarara yol açmadığını düşünüyor. Oysa bilimsel veriler, alkolün güvenli bir kullanım düzeyi olmadığını ve kanser riskini artırabildiğini gösteriyor. Bu sebeple biz bir kadehten bir şey olmaz diyenlerin aksine bir kadehten bir şey olur diyoruz" ifadelerini kullandı.
Dinç, Yeşilay Danışmanlık Merkezleri (YEDAM) ile 81 ilde ücretsiz ve gizlilik esasına dayalı destek sunduklarını belirterek, geçtiğimiz yıl alkol nedeniyle 1.500'ün üzerinde başvuru aldıklarını söyledi. "Sonuçlar bize gösteriyor ki bağımlılıkta tedavi mümkündür, rehabilitasyon mümkündür ve umut her zaman vardır" dedi.



