Türk demokrasi tarihinde kara bir leke olarak anılan '27 Nisan e-muhtırası' sürecinin üzerinden 19 yıl geçti. 2007 yılında Cumhurbaşkanı seçimi öncesinde yaşanan kriz, siyasi hayatın önemli kırılma noktalarından biri oldu. AK Parti'nin Abdullah Gül'ü cumhurbaşkanı adayı olarak göstermesi, bazı çevrelerde büyük tepkiye yol açtı. Dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın yaptığı açıklamalar ve düzenlenen 'Cumhuriyet mitingleri', tartışmaları daha da alevlendirdi.
E-Muhtıra Süreci ve 367 Krizi
Seçim sürecinde ortaya atılan '367 şartı' tezi, Meclis'te cumhurbaşkanı seçimini neredeyse imkansız hale getirdi. 27 Nisan'da yapılan ilk tur oylamada Abdullah Gül 357 oy alırken, CHP sonucu Anayasa Mahkemesi'ne taşıdı. Aynı gece Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde yayımlanan ve 'e-muhtıra' olarak adlandırılan bildiri, hükümet ile asker arasında ciddi bir gerilime neden oldu. Hükümet, ertesi gün yaptığı açıklamayla bu müdahaleye karşı çıktı.
AK Parti'nin Zaferi ve Anayasa Değişikliği
Anayasa Mahkemesi, 1 Mayıs'ta ilk tur oylamayı iptal edince erken seçim kararı alındı. 22 Temmuz 2007'de yapılan seçimde AK Parti, yüzde 46,6 oy oranıyla yeniden tek başına iktidar oldu. Seçimlerin ardından yapılan anayasa değişikliğiyle cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinin yolu açıldı. Bu değişiklik, Türk siyasi tarihinde önemli bir dönüm noktası oldu.
MHP'nin Desteği ile 367 Krizi Aşıldı
Meclis'te yenilenen seçim sürecinde MHP'nin oturumlara katılmasıyla 367 krizi aşıldı. Abdullah Gül, 28 Ağustos 2007'de Türkiye'nin 11. Cumhurbaşkanı seçildi. Tartışmalı e-muhtıra bildirisi ise 2011 yılında Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinden kaldırıldı.
Vesayete Karşı Siyasetin Dik Duruşu
Türk demokrasi tarihinde kara bir leke olarak anılan 27 Nisan e-muhtırasına, demokrasi dışı bu müdahaleye AK Parti hükümeti net bir cevap verdi. Dönemin Hükümet Sözcüsü, 28 Nisan 2007'de yaptığı açıklamada, 'Başbakan'a bağlı bir kurum olan Genelkurmay Başkanlığı'nın, hükümete karşı bir ifade kullanması demokratik bir hukuk devletinde asla kabul edilemez' diyerek vesayet odaklarına meydan okudu. Siyasetin bu dik duruşu, Türkiye'nin demokratik olgunluğunu bir kez daha ortaya koydu.



