Hafıza Programı Son Bölümünde AB ve Türkiye İlişkileri Derinlemesine İncelendi
Hafıza programının son bölümünde, Avrupa Birliği'nin (AB) jeopolitik kaygıları, savunma sanayisindeki yerli dönüşüm ve Batı'nın Türkiye'ye yönelik çelişkili tutumu masaya yatırıldı. İbrahim Ufuk Kaynak ve Ersin Çelik, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in 'itiraf' olarak nitelendirdiği açıklamalarını ve Türkiye'nin yükselişini kapsamlı bir şekilde değerlendirdi.
Von der Leyen'in Açıklamaları ve Türkiye'nin Konumu
İbrahim Ufuk Kaynak, von der Leyen'in açıklamalarını yorumlayarak, 'Bir yanda Türkiye'yi bir tehdit olarak, bir de müttefik olarak düşünen iki grup var. Türkiye, bu bölgede sözü geçen etkili, yetkin tek ülke. Eski imparatorluklar geri gelmeye başladı; biri Rusya, biri Çin diyor ama esas önemli olan kendi bölgelerinde olan Türkiye'dir.' ifadelerini kullandı.
AB'nin Dağılma Sinyalleri ve Türk Etkisi
Ersin Çelik, von der Leyen'in 'Avrupa kıtasının bütünleşmesini bitirmemiz gerekiyor' sözünü birinci itiraf olarak nitelendirirken, 'Türk, Rus, Çin etkisi altına girmesin' ifadesini ikinci itiraf olarak değerlendirdi. Çelik, 'Avrupa bir birlik olamadı ve her an dağılıyor' dedi. Kaynak ise AB'nin 27 ülkeden oluştuğunu ancak tek bir tehdit algıladığını belirterek, 'Rus tehdidi Ukrayna ile başlarını belaya soktukları için gerçek bir tehdit değil, Çin'in askeri tehdidi imkansız, asıl tehdit ekonomik ve ticari. Türkiye ise çok farklı bir durumda' şeklinde konuştu.
Macron'un Yunanistan Ziyareti ve Ege Denizi Gerilimi
Programda Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Yunanistan ziyareti ve savunma anlaşması da ele alındı. Kaynak, Macron'un 'Ege Denizi'nde egemenliğinize meydan okunursa kendiniz için ne yapmanız gerekirse yapın' sözlerini yorumlayarak, Türkiye'nin Yunanistan'dan hiçbir ada almadığını, adaların Osmanlı tarafından Venedikliler, Cenevizliler ve Tapınak Şövalyelerinden alındığını vurguladı. Çelik ise 'Adaların egemenliğini kim tehdit eder? Türkiye' diyerek Batı'nın Türkiye'yi hedef gösterdiğini belirtti.
Yeni İttifaklar ve Türkiye'nin Rolü
İbrahim Ufuk Kaynak, eski imparatorlukların geri geldiğini ve Türkiye'nin imparatorluk refleksi gösterdiğini söyledi. 'Dünya beşten büyüktür' ve 'kazan kazan' politikalarının önemine değinen Kaynak, 'Avrupa'nın tarihinde çal çırp götür vardır, gasp et. Hiçbir zaman kazan kazan yoktur. Bunu yeryüzünde ilk söyleyen biziz' dedi. Ersin Çelik ise Türkiye'nin Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan ile yaptığı anlaşmaların yanı sıra Türk Cumhuriyetleri ile iş birliğinin önemine dikkat çekti.
Ekonomik ve Askeri Güç Dengesi
Kaynak, ekonomik gücün tek başına yeterli olmadığını, asıl önemli olanın askeri güç olduğunu vurguladı. 'Devletlerin birinci işi can güvenliğini sağlamaktır' diyen Kaynak, Türkiye'nin savunma sanayisinde yaptığı devrime dikkat çekti. İngiltere Dışişleri Bakanı'nın 'Türkiye savunmada bir devrim yarattı, Aselsan bunun öncüsü' sözlerini hatırlatan Kaynak, Türkiye'nin bölgedeki etkisinin arttığını belirtti.
Batı'nın Çelişkili Tutumu ve Türkiye'ye Yönelik Tehdit Algısı
Programda, Batı'nın Türkiye'ye yönelik çelişkili tutumu da ele alındı. Kaynak, 'Bir korku var. Uluslararası ilişkilerde birinci şey korkudur. Korku silahlı güçtür' diyerek, AB'nin Türkiye'den korktuğunu ancak aynı zamanda müttefik olarak da gördüğünü ifade etti. Çelik ise 'Türkiye'yi kriminalize etme girişimleri var, dikkatli olmak lazım' uyarısında bulundu.
Sonuç ve Gelecek Öngörüleri
İbrahim Ufuk Kaynak, 2026 yılının ittifak ilişkileri açısından çok önemli olacağını belirterek, 'Türkiye kaldıramayacağı yükü kaldırmaz, her şart altında başaracağız' dedi. Ersin Çelik ise toplumun dinamik olduğunu ve her türlü tehdide karşı hazırlıklı olunması gerektiğini vurguladı. Program, Türkiye'nin bölgesel ve küresel güç dengelerindeki kritik rolünün altını çizerek sona erdi.



