DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda önemli açıklamalarda bulundu. Hatimoğulları, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin çerçeve yasanın bir an önce çıkarılması gerektiğini vurguladı.
Çerçeve yasa çağrısı
Hatimoğulları, "Temmuz'da çerçeve yasayı çıkaralım. 1 Ekim'de Meclis açıldığında bu kök yasayı güçlendirecek, demokratik ve özgürlüklerin önünü açacak düzenlemeleri hayata geçirelim. Farklı düşündüğümüz noktalar olabilir. Bunları müzakereyle ve ortak akılla çözebiliriz." dedi.
Terör örgütü PKK'nın Irak'ın Süleymaniye kentindeki silahlarını yakmasının üzerinden bir yıl geçtiğini hatırlatan Hatimoğulları, kalıcı bir çözümün zemininin hukuk, teminatının da yasalar olması gerektiğini ifade etti. "Yüzyıllık bir meseleyi tek bir yasayla çözemeyeceğimizin hepimiz farkındayız ama ilk düğmeyi doğru iliklemek zorundayız." diye konuştu.
Tarım politikalarına eleştiri
Hatimoğulları, hükümetin tarım politikalarını da sert bir dille eleştirdi. Geçen hafta Şanlıurfa'da vatandaşlarla bir araya geldiğini belirten Hatimoğulları, mazot, gübre, ilaç, sulama ve elektrik gibi ihtiyaçların karşılanmasında sorunlar yaşandığını ileri sürdü. "Maliyetler tavan yaptı, üretim can çekişiyor." ifadelerini kullandı.
Çiftçinin kuyudan su alımını engellemek için elektrik direklerinin söküldüğünü iddia eden Hatimoğulları, "Akıl alır gibi değil. Toprağını sulayamayan çiftçi toprağından kopuyor. On binlerce dönüm tarım arazisi boş kalmış, ekilmemiş. Türkiye'ye tarım konusunda en büyük desteği sağlayacak olan Harran Ovası'nın önemli bir bölümü ekilmemiş. Çiftçi borçlu, icralık olmuş durumda." dedi.
Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle mera olarak kullanılan yaklaşık 2 bin 945 dönümlük arazinin sanayi alanı ilan edildiğini belirten Hatimoğulları, köylülerin tarım ve mera arazilerinin ellerinden alındığını, geçim kaynaklarının yok edildiğini söyledi.
Tarımda bağımlılık
Türkiye'nin bir tarım ülkesi olduğunu vurgulayan Hatimoğulları, "Türkiye geçmiş dönemde tarım ihracatında ilk dokuz ülke içinde yer alırken, şimdi hububatta bağımlı bir ülke pozisyonuna geldi. Savaş halindeki Ukrayna'dan buğday, arpa ithal eden bir pozisyona geldik. Saman ithal ediyoruz, böyle bir ülkeye dönüştük." değerlendirmesinde bulundu.
Hatimoğulları, çiftçiye gübre, tohum, elektrik ve sulama desteğinin sağlanarak, kredi borçlarının belli oranlarda silinmesini istedi.
NATO Zirvesi eleştirisi
NATO Ankara Zirvesi'nin sonuç bildirgesini de değerlendiren Hatimoğulları, bildiride barışa, eşitliğe, demokrasiye, adalete dair hiçbir şeyin olmadığını söyledi. "Nasıl daha fazla silah satın aldırırım" derdine düşüldüğünü savunan Hatimoğulları, şu açıklamalarda bulundu:
"Zirvenin ana fikri şuydu: Savunma sanayi, silah tedariki ve savaşa hazırlıklar büyüsün. Yapay zeka destekli silah sistemleri, siber savaş altyapıları, uzay teknolojileri ve 50 milyar doları aşan silah anlaşmalarının geldiğini gördük ve öncelik olarak bunlar ilan edildi. Zaten üye her ülkenin, milli gelirinin yüzde 5'ini silahlanmaya ayırması gerektiğiyle ilgili karar alınmıştı. Peki bütün bu kaynaklar nereden gelecek? Silaha akan her kuruş, silaha para akıtan her ülke, işçinin, emekçinin, yoksulun hakkını gasbediyor. Boğazımıza giden lokmaya el koyuyorlar."
Gazze'deki insani soykırıma karşı ateşkes ve uluslararası hukuk için güçlü bir irade ortaya konmadığını belirten Hatimoğulları, iktidarın Gazze'yi gündeme getirmediğini ifade etti. NATO 3.0 denilen yeni dönemin, öncekiler gibi sefalet, açlık ve ölümden başka bir şey getirmediğini söyledi.
Sorumluluk çağrısı
Hatimoğulları, sözlerini şöyle tamamladı: "İşte tam burada siyaset kurumunun tamamına, ülkemizin yüklenmiş olduğu görev ve sorumluluklar gereği herkese çok büyük ve acil görev ve sorumluluklar düşüyor bu süreçte. Kimse kendi sorumluluğundan kaçmamalı."



