Terör örgütü PKK'nın bölgeden tasfiyesi, jeopolitik ihtiyacın bir sonucu olarak öne çıkıyor. Yeni Şafak yazarı Nedret Ersanel, köşe yazısında bu sürecin arka planını ve bölgesel dinamikleri ele aldı. Ersanel'e göre, bölgenin ve büyük oyuncuların yeni dünya düzeni arayışlarında PKK'ya yer olmadığı konusunda mutabakat sağlanmış durumda. Ancak bu mutabakatın nedenleri duygusal değil, tamamen stratejik ve ekonomik.
Tasfiyenin Arkasındaki Stratejik Nedenler
Ersanel, PKK'nın tasfiyesinin bölge devletlerinin ve büyük güçlerin terörü kullanmayı bırakmalarından ya da tövbe etmelerinden kaynaklanmadığını vurguluyor. Asıl neden, terör örgütüne artık ihtiyaç kalmaması ve Türkiye gibi bir güç varken bölge dinamiklerini yönlendiremeyeceklerinin anlaşılması. Ankara'nın nüfuzunu ve gücünü değerli bulan bu aktörler, sürekli teröre muhatap bırakmanın karşılıksız kalmayacağını biliyorlar.
Yeni düzen, bölgede büyük paraların dolaşacağı uzun vadeli bir yol haritası sunuyor. Ulaşım, enerji, taşıma, kara ve raylı yollar, ülke boyutunda inşaatlar, petrol ve gaz şebekeleri, şirketler ve yatırımlar bu kapsamda değerlendiriliyor. Ersanel, bu tür yatırımların terörle birlikte yürüyemeyeceğini, en emperyalist para babalarının bile ilk şart olarak bunu masaya koyacağını belirtiyor. Örnek olarak Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan ittifakını gösteriyor; bu tür ittifakların gücüyle küresel rekabetin gerektirdiği bölgesel şartları sağlamak isteyenlerin, PKK gibi kullanışsız ve ayak bağı olan bir örgütün varlığını sürdürmesine izin vermeyeceğini ifade ediyor.
PKK'nın Farklı Yönü ve Batı'nın Rolü
Ersanel, PKK'nın diğer terör örgütlerinden farklı bir yönü olduğuna dikkat çekiyor. ABD, Avrupa ülkeleri ve İsrail'in on yıllardır süren yardım ve yatırımları söz konusu. Batı'nın ihtiyacı kalmadığında maşayı çöpe atması bilinen bir durum, ancak ABD-PKK arasında istisnai olarak 'beşeri' bağlar kurulmuş. Amerika'nın güvenlik mimarisinde, örneğin CENTCOM içinde PKK'ya gönülden bağlı ögeler bulunuyor. Bu kesimler, örgütün 'kullan-at' tipi bir terör ünitesi olmadığını düşünüyor ve hâlâ böyle düşünenler var. Ersanel, Brett McGurk'ün kişiliğinde bu tarifi somutlaştırıyor ve bu ekibin üçlü ittifakın kurulmasından ve PKK'nın kırılmasından mutsuz olduğunu belirtiyor.
Trump'ın ikinci kez Beyaz Saray'a gelişiyle birlikte Suriye'de başlayan süreç, terör örgütüne ilk kırılmayı yaşatmış. Irak'taki durum daha kolay halledilmiş; Irak'ın kuzeyindeki idari durum, Türkiye'nin elinin altında olmaları, Türk askeri varlığı ve Bağdat yönetimiyle ilişkiler kolaylaştırıcı olmuş. Bu, örgütün varlığının sıfırlandığı anlamına gelmiyor, ancak acı gerçekle yüzleşmelerini sağlamış. Talabani tarafının kısa bir diklenme denemesinin ardından yelken indirmesi bunun göstergesi.
İran'ın Dersi ve Gelecek Senaryoları
İran'ın PKK'ya sağladığı imkânlar, ABD/İsrail-İran savaşı sırasında Tahran'a yeterli dersi vermiş olmalı. Ersanel, Türkiye'nin komşuluk hukukuna halel getirmeden dile getirdiği beklentilere yüz vermemenin az daha nasıl tatsız sonuçlar yaratabileceğini gördüklerini ifade ediyor. Ayrıca, Trump'ın İsrail'in teşvikiyle İran'a karşı Kürt kartını kullanmaya davranmış olması ve silah vermiş olması unutulmamalı.
Bundan sonra bölgede kısa vadeli değişimler beklenen şekilde giderse, yani İran-ABD savaşı sonuca ulaşırsa, İsrail-Filistin meselesinde uzlaşılan süreç ilerlerse ve Ekim sonundaki seçimlerde Netanyahu kaybederse, yeni bölgenin hem hızı hem yerleşme gücü artacak. Ersanel, bu senaryoların 'iyi-kötü' demeden mevcut durumun dökümü olduğunu vurguluyor.
Türkiye'nin 'Olgunları Toplama' Adımı
Sonuç olarak, terör örgütünün tasfiyesi, Türkiye'nin bölgede 'olgunları toplama' adımlarından bir tanesi. Ersanel, özellikle Irak ve Suriye'deki örgüt varlığını yaralı bırakmamanın sürecin temel politikalarından biri olması gerektiğini belirtiyor. Klasik akılların 'itleri kimi ısırdıysa ona sahiplendirdiğini' hatırlatarak, Türkiye'nin dikkatli olması gerektiğinin altını çiziyor.



