Türkiye'nin demokrasi hafızasında derin bir yara olarak kalan Adnan Menderes'in idam sehpasına giderken söylediği sözler ve son mektubu, yıllarca unutulmadı. 27 Mayıs 1960 darbesinin ardından hazırlanan 1961 Anayasası ile askeri ve bürokratik vesayet kurumsal hale getirilirken, sonraki yıllarda yaşanan 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat müdahaleleri için de zemin oluştu.
Adnan Menderes Darbeye İnanmadı
Cuntanın idam ettiği dönemin Başbakanı Adnan Menderes, nazik ve nahif kişiliğiyle tanınıyordu. En çok da askerin darbe hazırlığına karşı önlem almamakla suçlandı. Darbeden sadece iki gün önce Menderes'le bir araya gelen Demokrat Parti Milletvekili Gıyasettin Emre, Menderes'in bu yaklaşımının arka planına bizzat tanıklık eden isimlerden biri oldu.
Kritik Görüşme
2008'de vefat etmeden önce 2003'te Kamuran Akkuş'a özel bir röportaj veren Emre, darbe öncesi başbakanlıkta yapılan kritik görüşmeyi şöyle aktarıyordu:
Darbe haberleri ayyuka çıktığında, Adalet Bakanı Celal Yardımcı'nın yanına gidip Menderes'ten randevu almasını istedim. Menderes bizi o gece saat 24.00'te Başbakanlık'ta kabul etti. Endişelerimi paylaşarak 'Beyefendi!.. Harp Okulu kaynıyor. Darbenin ayak seslerini sağır sultan bile duyuyor' dedim.
Menderes'in Yanıtı
Menderes, bir eliyle beni, diğeriyle Yardımcı'yı tutup pencere kenarına götürerek, 'Şu nöbet tutan Mehmetçikleri görüyor musunuz? Şu Mehmetçikler, Başvekillerinin, sabahın saat yedisinden gece saat birlere kadar millet için çalıştığını görüyorlar. Bu Mehmetçik mi darbe yapacak!' dedi.
Darbenin Sabahı
Emre, darbeyi Alparslan Türkeş'in sesi ile radyodan öğrendiğini, birkaç arkadaşıyla teslim olmaya karar verdiklerini söyleyerek yaşadıklarını anlattı: 'Aşağı indik. Baktım ki benim, anahtarını Meclis görevlilerine verdiğim Mercedes arabama bir binbaşı binmiş, tur atıyor. El işareti yaptım, durdu. 'Nedir?' diye sordu, 'Milletvekillerini Harp Okulu'na davet ediyormuşsunuz. Buyurun bizi götürün' dedim. 'Evet, biz siz davarları arıyoruz' karşılığını verdi. Arabaya bindik, bizi Harp Okulu'na götürdü.'



