Çin, ABD'yi nükleer füze denemelerinde çifte standart uygulamakla suçladı. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, ülkesinin nükleer denizaltıdan kıtalararası balistik füze fırlatmasına ABD'den gelen tepkiyi 'tipik bir çifte standart ve hegemonya örneği' olarak değerlendirdi.
Çin'den ABD'ye sert yanıt
Global Times gazetesine göre Mao, günlük basın toplantısında, Çin'in 6 Temmuz'da stratejik nükleer denizaltıdan maket savaş başlığı taşıyan füze testine ABD Dışişleri Bakanlığı'nın verdiği tepkiyi eleştirdi. ABD'nin dünyanın en büyük nükleer cephaneliğine sahip olduğunu ve nükleer denizaltılardan füze fırlatma denemeleri yaptığını vurgulayan Mao, Washington yönetiminin Çin'in testine yönelik tepkisini 'tipik bir çifte standart ve hegemonya örneği' olarak nitelendirdi.
Mao, Çin'in son testinin silah sistemlerinin güvenilirliğini, emniyetini ve etkinliğini teyit amacı taşıdığını savundu. ABD'ye 'Çin'in ulusal savunma ve askeri gelişimini objektif ve rasyonel şekilde değerlendirme' çağrısında bulundu.
Çin'den rutin tatbikat açıklaması
Çin Dışişleri Bakanlığı, teste ilişkin açıklamasında fırlatmanın rutin bir askeri eğitim tatbikatı olduğunu belirtti. Açıklamada, 'Fırlatmada herhangi bir ülke veya nokta hedef alınmamıştır. Çin, uluslararası hukuk ve uygulamalar doğrultusunda yapılan test öncesi ilgili ülkeleri bilgilendirmiştir.' ifadeleri kullanıldı.
ABD Dışişleri Bakanlığı ise yaptığı açıklamada, 'Çin'in hızla gelişen ve şeffaflıktan uzak nükleer silah kapasitesi, bölge ve dünya açısından endişe kaynağı.' değerlendirmesinde bulundu. Pekin yönetimine silahların kontrolüne yönelik müzakerelere katılması ve kıtalararası balistik füze fırlatmalarına ilişkin bildirim mekanizmalarına dahil olma çağrısı yapıldı.
Nükleer gerilim derinleşiyor
Çin ve ABD arasında nükleer silahlanma konusundaki gerilim giderek tırmanıyor. Çin, nükleer denizaltından kıtalararası balistik füze denemesi yaparak askeri kapasitesini sergilerken, ABD'nin tepkisi iki ülke arasındaki stratejik rekabetin boyutlarını gözler önüne seriyor. Mao Ning'in açıklamaları, Çin'in nükleer politikasında savunmacı bir duruş sergilediği ve ABD'yi hegemonyacı olmakla suçladığı bir dönemde geldi.



