Japon yeni, ABD doları karşısında haftanın son işlem gününe sert bir yükselişle başladı. Dolar/yen paritesi, Asya piyasalarında aniden yüzde 2,2 kadar gerileyerek 150 seviyesinin altına indi. Bu hareket, piyasa katılımcıları arasında Japonya'nın döviz piyasasına doğrudan müdahale ettiği iddialarını beraberinde getirdi.
Müdahale şüphesi nereden geliyor?
Tokyo borsasının açılışıyla birlikte başlayan ve birkaç dakika içinde yoğunlaşan işlemler, olağan dışı bir hacim seviyesine ulaştı. Özellikle büyük tutarlı yen alım emirlerinin art arda geldiği gözlemlendi. Bu durum, spekülatif hareketlerin ötesinde resmi bir müdahalenin işareti olarak değerlendirildi.
Japonya Maliye Bakanlığı, daha önceki müdahale süreçlerinde olduğu gibi konuya ilişkin resmi bir açıklama yapmadı. Ancak piyasada konuşulan broker kaynakları, işlemlerin büyük bölümünün devlet kurumları aracılığıyla gerçekleştirilmiş olabileceğini belirtiyor. Bu tür bir müdahale, 1998'den bu yana nadiren yaşanan bir adım olarak kayıtlara geçti.
Japonya'nın döviz politikası ve BOJ'un rolü
Japonya'da döviz kuru politikası, teknik olarak Maliye Bakanlığı'nın yetkisindedir. Bank of Japan (BOJ) ise müdahaleyi piyasada uygulayan kurum olarak biliniyor. Uzun süredir yenin aşırı zayıflamasına izin veren yetkililer, son dönemde "spekülatif hareketlerin önlenmesi" gerekçesiyle sözlü müdahale sinyalleri veriyordu.
BOJ, geçtiğimiz toplantıda politika faizini değiştirmezken, Başkan Kazuo Ueda'nın enflasyon beklentilerine ilişkin açıklamaları yen üzerinde baskıyı artırmıştı. ABD Merkez Bankası'nın faiz indirimlerini öteleyeceği beklentisi ise doları güçlendirmişti. Bu ortamda gelen keskin geri çekilme, yalnızca teknik bir düzeltmeden ziyade kapsamlı bir müdahalenin olasılığını güçlendiriyor.
Küresel piyasalara etkisi
Yenin güçlenmesi, özellikle "carry trade" pozisyonları üzerinden küresel piyasaları etkileyebilir. Yatırımcılar, düşük faizli yen ile borçlanarak yüksek getirili gelişmekte olan ülke varlıklarına yatırım yapıyor. Yendeki ani değer artışı, bu pozisyonların çözülmesine neden olabilir ve hisse senedi piyasaları başta olmak üzere risk iştahını olumsuz etkileyebilir.
Analistlere göre, müdahale iddialarının resmiyet kazanması halinde kararlı bir süreç başlayacak. Özellikle 2022'de Japonya'nın üç kez dövize müdahale ettiği dönemde, dolar/yen paritesi 145 seviyesinden 130'a kadar gerilmişti. Böyle bir senaryonun tekrarlanması ihtimali, dolar endeksinin de baskı altında kalmasına yol açabilir.
Türkiye piyasalarına yansımaları
Japonya kaynaklı bu gelişmeler, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için iki yönlü etki doğurabilir. Dolar endeksindeki düşüş, gelişmekte olan ülke para birimleri için pozitif bir dışsal destek oluşturur. Bu bağlamda Türk lirasının dolar karşısında değer kazanması için uygun bir zemin oluşabilir. Ancak küresel risk iştahındaki azalma, hisse senedi piyasalarına satış getirebilir; bu da BIST 100 üzerinden baskı yaratabilir.
Uzmanlar, Türkiye'nin cari açık veren bir ekonomik yapıya sahip olduğunu ve yendeki sert yükselişin gelişmekte olan ülke portföylerinden çıkışlara neden olabileceğini de dile getiriyor. Bu nedenle döviz kurlarındaki hareketliliğin yakından izlenmesi gerektiği vurgulanıyor.
Beklentiler ve olası senaryolar
Piyasaların kısa vadeli odağında, Japonya Maliye Bakanlığı'nın yapacağı olası bir basın açıklaması bulunuyor. Geçen hafta Başbakan'ın "kur hareketlerini yakından izliyoruz, gerekirse adımlar atacağız" ifadesi, müdahale için zemin hazırlamıştı. Şimdi gözler resmi teyidin ne zaman geleceğine çevrilmiş durumda.
Bazı analistler, fed'in faiz politikasının yen üzerinde belirleyici olmaya devam edeceğini savunuyor. Müdahale kısa vadede destek sağlasa da, Japonya'nın negatif reel getiri sorunu ortadan kalkmadıkça yenin kalıcı olarak güçlenmesinin zor olduğu ifade ediliyor. Bu nedenle hareketin piyasa katılımcıları tarafından "taktiksel bir müdahale" olarak görülebileceği, ancak orta vadeli trendi değiştirmeyeceği öngörülüyor.
Sonuç olarak, yendeki sert hareketin arkasındaki asıl neden ancak otoritelerin yapacağı açıklamalarla netleşecek. Müdahale iddiası güçlü olsa da, resmi bir doğrulama yapılıncaya kadar belirsizliğin sürmesi bekleniyor. Yatırımcıların bu süreçte yüksek volatiliteye karşı temkinli olması gerektiği belirtiliyor.



