Okan Müderrisoğlu'nun kaleme aldığı yazıda, 50 ülkenin katılımıyla gerçekleşen EFES-2026 Birleşik Müşterek Tatbikatı ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile yapılan kapsamlı görüşme ele alınıyor. Güler, Türkiye'nin savunma sanayiinde ulaştığı seviyeyi vurgulayarak, insansız kara, deniz ve hava araçlarından helikopterlere, silah ve akıllı mühimmatlardan füzelere, hava savunma ve elektronik harp sistemlerine kadar geniş bir yelpazede yerli ve milli teknolojilerin tasarlanıp üretildiğini ve birçok ülkeye ihraç edildiğini belirtti.
Güvenlik Ortamı ve Caydırıcılık
Bakan Güler, istikrarsızlık ve belirsizliğin had safhada olduğu bir güvenlik ortamından geçildiğini ifade ederek, savunma alanında güçlü ve bağımsız olmayan milletlerin geleceğe güvenle bakamayacağını söyledi. Türkiye'nin katkı sunmadığı hiçbir güvenlik ve istikrar denkleminden kalıcı sonuç alınamayacağını belirten Güler, artık caydırıcılığın yeni adının Türkiye olduğunu vurguladı.
Terörsüz Türkiye Süreci
Cumhurbaşkanı ve MHP lideri Devlet Bahçeli'nin inisiyatifiyle başlatılan Terörsüz Türkiye sürecinin başarılı olmasının samimiyetle arzu edildiği belirtilirken, PKK ve iltisaklı tüm grupların koşulsuz silah bırakması gerektiği ifade edildi.
NATO Zirvesi ve Savunma Sanayii Forumu
Temmuz ayında Ankara'da düzenlenecek NATO Liderler Zirvesi öncesinde, geçtiğimiz ay NATO Genel Sekreteri'nin Türkiye'yi ziyaret ettiği hatırlatıldı. Görüşmede, NATO marjında planlanan Savunma Sanayii Forumu'nun müttefikler arası iş birliğine katkısı teyit edildi.
Bölgesel Gelişmeler ve Güvenlik
İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin askeri iş birliği dikkatle takip edilirken, bu girişimin Türkiye'ye karşı askeri tehdit oluşturmadığı, ancak GKRY'nin istikrarsızlık kaynağı roller üstlendiği belirtildi. Fransa ve Yunanistan'ın bazı senaryolar üzerinden yaptığı paylaşımların barış ve istikrara zarar verme riski taşıdığı ifade edildi.
Bölgede oluşturulmaya çalışılan herhangi bir askeri ittifakın Türkiye'ye karşı başarı şansının bulunmadığı vurgulandı. Ege ve Doğu Akdeniz'de yapıcı diyalogdan yana olunduğu ancak müttefiklik ruhuna aykırı adımların sahadaki durumu değiştiremeyeceği belirtildi. Kıbrıs Türklerinin güvenliğini tehdit eden hasmane tutumlara karşı garantörlük yetkilerinin kullanılmaktan çekinilmeyeceği ifade edildi.
Suriye ve SDG
Suriye'de kalıcı istikrar için kararlılık sürdürülürken, gelişmeler stratejik sabır ve çok boyutlu güvenlik yaklaşımıyla ele alınıyor. Sınır güvenliği ve terör yapılanmalarının tamamen tasfiyesi için yoğun çalışıldığı, petrol sahalarının kontrolü ve gümrük kapılarının yönetiminin egemenlik ve toprak bütünlüğü temelinde yürütülmesinin önem taşıdığı belirtildi. SDG'nin yerel yapılara entegrasyona uyum sağladığı, askeri entegrasyon sürecinde bazı sorunlar olmakla birlikte ilerleme kaydedildiği ifade edildi.
Bölgesel Gerilimler ve Diplomasi
ABD-İsrail/İran hattındaki gerilimin, hava ve füze tehditlerinden enerji arz güvenliğine, deniz ticaret yollarının emniyetinden teröre kadar uzanan eksende güvenlik ortamındaki kırılganlığı artırdığı belirtildi. Türkiye'nin yaklaşımının net olduğu vurgulandı: Bölgesel gerilimlerin kalıcı çözümü askeri yöntemlerde değil, diplomasi ve diyalog zeminindedir.
Bölgesel ve küresel çatışmaların ülkeler arasında ortak kapasite geliştirmenin gerekliliğini bir kez daha teyit ettiği ifade edildi. Türkiye'nin ittifak aramadığı söyleminin doğru olmadığı, Pakistan, Katar ve Suudi Arabistan gibi bölgesel ağırlığı yüksek ülkelerle geliştirilecek iş birliği mekanizmasının barışa ve ekonomik güvenliğe katkı sağlayacağı belirtildi.
Hürmüz Boğazı ve Somali
Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelere küresel enerji güvenliği ve deniz ticareti açısından duyarlı olunduğu, seyrüsefer serbestisinin korunmasına yönelik çok uluslu girişimlere destek verilebileceği, taraflar anlaşırsa mayın temizleme faaliyetlerine katılınabileceği ifade edildi. Somali Milli Ordusu'nun terörle mücadele operasyonlarının desteklendiği, sondaj faaliyetleri ve Somali'de inşa edilen Uzay Limanı ve Test Atış Alanı'nın emniyetinin sağlanmasında kararlı olunduğu belirtildi.
Savunma Sanayii ve KAAN
Birleşik Krallık'tan alınacak yeni üretim Eurofighter'ların envantere girişine kadar Katar ve Umman'dan belirli sayıda uçağın alımının planlandığı, bölgedeki son gelişmelerin bu süreçlere olumsuz etkisinin olmadığı belirtildi. Sözleşme imzalanıp pilot eğitimleri belli bir seviyeye ulaştığında uçakların Türkiye'ye getirileceği ifade edildi.
Stratejik önceliğin yerli ve milli imkanlarla geliştirilen KAAN olduğu vurgulanırken, hava gücünde dışa bağımlılığın azaltılarak yüksek teknolojiye dayalı, sürdürülebilir milli savunma altyapısının kalıcı hale getirilmesi hedefleniyor. MSB AR-GE merkezinde yapılan çalışmalarla Türkiye Cumhuriyeti'nin isterse her şeyi başarabileceğinin ortaya konulduğu belirtildi. Yıldırımhan füzesinin laboratuvar testlerinin tamamlandığı, saha testlerine başlanacağı ifade edildi.



