FETÖ'cü Eski Savcı Şadan Sakınan'ın İddianamesi Açıklandı: Delilleri İmha Ettirdiği Belgelendi
FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak ve görevi kötüye kullanma suçlarından aranan eski savcı Şadan Sakınan'ın (61) iddianamesinin detayları kamuoyuna yansıdı. Sakınan, Ankara Çankaya'da saklandığı gizli bölmede geçtiğimiz pazartesi günü yakalanmıştı ve başına 2 milyon TL ödül konulmuştu.
KPSS Soruşturması Delilleri Sümenaltı Edildi
İddianameye göre, Sakınan'ın 2010 yılındaki KPSS soruşturmasının en kritik delillerini imha ettirdiği tespit edildi. Soruşturmanın başlangıcında ÖSYM'ye "evrakları koruyun" talimatı veren Sakınan, daha sonra gönderdiği resmi yazıyla sınav giriş belgeleri, soru kitapçıkları ve cevap kâğıtlarının imhasında sakınca olmadığını bildirdi.
Bu talimattan sadece 5 gün önce, FETÖ'nün "İç Anadolu imamı" olduğu belirtilen Cemil Koca ile telefon görüşmesi yaptığı ve bu görüşmede dosyanın sümenaltı edilmesi kararlaştırıldığı kaydedildi. Bu durum, Sakınan'ın örgüt stratejilerini aktif olarak koruduğunu gösteriyor.
Nezaket Ziyareti ile Ön Bilgilendirme Yapıldı
İddianamede dikkat çeken bir diğer nokta ise, FETÖ bağlantılı bir derneğe yapılacak aramadan önce "nezaket ziyareti" adı altında ön bilgilendirme yapıldığının belirlenmesi oldu. Baskın günü, dernekteki bilgisayarlardaki verilerin "eraser" programı kullanılarak geri döndürülemez şekilde silindiği tespit edildi.
Ayrıca, dernekten ve ÖSYM'den alınması gereken bazı dijital delillerin dosyada bulunamadığı da kayıtlara geçti. Bu durum, delil karartma faaliyetlerinin ne kadar sistematik olduğunu ortaya koyuyor.
Yakalama Emri ve Yargı Süreci
Şadan Sakınan hakkında, Ankara Ağır Ceza Mahkemelerince "FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" ve iki ayrı "Görevi Kötüye Kullanma" suçları dahil olmak üzere toplam 5 ayrı suçtan yakalama emri bulunuyordu. İçişleri Bakanlığı'nın Terör Arananlar Listesi'nde Gri Kategori'de yer alan Sakınan'ın yargılanma süreci devam ediyor.
Bu iddianame, terör örgütlerine yönelik mücadelede adli süreçlerin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Delil imhası ve ön bilgilendirme gibi eylemlerin, yargı sisteminin bütünlüğünü nasıl tehdit ettiği açıkça belgelendi.
