Çocukların Girdiği İlk Sanat Müzesi: Kitaplar
Çocukların Girdiği İlk Sanat Müzesi: Kitaplar

Haberler Pazar Sabah Haberleri - Çocukların dünyasını anlamanın en güçlü yollarından biri hâlâ kitaplardan geçiyor. Bir hikâye bazen bir çocuğun ilk kez başka birinin gözünden dünyaya bakmasını sağlıyor, bazen de kendi duygularına isim vermesine yardımcı oluyor. Üstelik bunu yalnızca metinlerle değil, sayfaların arasındaki çizgiler, renkler ve karakterlerle yapıyor.

Bugün ekranların hayatımızın merkezine yerleştiği, dikkat sürelerinin giderek kısaldığı bir dönemde çocuk kitaplarının rolü de yeniden konumlanıyor. Biz de çocuk edebiyatının dünyadaki önemli isimleriyle bir araya gelerek bu değişimi konuştuk. IBBY (Uluslararası Çocuk ve Gençlik Kurulu) Yürütücü Direktörü Carolina Ballester, Hans Christian Andersen Ödülü Jüri Başkanı Shereen Kreidieh ve ünlü Brezilyalı yazar-çizer Roger Mello ile yaptığımız özel röportajlarda çocukların neden kitaplara ihtiyaç duyduğunu, çizimlerin anlatımdaki gücünü, kitapların iyileştirici yönünü ve farklı kültürleri birbirine bağlayan hikâyeleri konuştuk.

Kitapların İyileştirici Gücü

Özellikle savaşın gölgesinde büyüyen çocuklardan kitapların bibliyoterapi olarak kullanımına kadar uzanan sohbetimizde, çocuk edebiyatının yalnızca bir yayıncılık alanı değil, aynı zamanda çocukların dünyayı anlamalarına yardımcı olan güçlü bir araç olduğu vurgulandı. Rami Kütüphanesi'nde görkemli ve şenlikli ambiyasında düzenlenen Rami Çocuk ve Sanat Bienali kapsamında gerçekleştirdiğimiz buluşmada ortak mesaj çok netti: Bir çocuk kendini bir kitabın içinde görebildiğinde, o hikâye sadece okunmuş olmuyor, hayatına da dokunuyor.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

Carolina Ballester: Kitap Sizi Daha İyi Bir İnsan Yapar

Bienalde olmanın kendisine hissettirdiklerini sorduğumuz Carolina Ballester, "Çok heyecan verici. Çocuk kitaplarının yeni platformlarda görünür hale gelmesi bizi her zaman çok heyecanlandırıyor. Çok emek verilmiş bir proje ve bir parçası olmaktan dolayı çok mutluyuz" dedi.

Çocukların gelecekte mutlu bireyler olabilmelerinde kitapların rolüne değinen Ballester, "Sadece mutlu yapıyor demek çok yüzeysel kalır. Çünkü kitap dediğin şey yetişkin için de çocuk için de okurken kendini gerçek dünyadan soyutladığın, hayal dünyasıyla imgelerle, karakterlerle tanıştığın bir yer. O yüzden kitapla ilişkiye girdiğinizde insan olmaya dair tüm becerilerinizi daha fazla geliştiriyorsunuz. Duygularla kurduğunuz bağı gelişiyorsunuz. Ben büyük bir laf etmek istersem; okuduğunuzda kitap sizi daha iyi bir insan yapacak" ifadelerini kullandı.

Shereen Kreidieh: Kitaplar Bibliyoterapi Olarak Kullanılıyor

11 yıldan fazladır Türkiye'ye çocuk edebiyatıyla ilgili çalışmalar yapmaya geldiğini belirten Shereen Kreidieh, "Gelişmeyi görebiliyorum, çok büyük bir gelişme var" dedi. Çeşitlilik ve kalitenin arttığını vurgulayan Kreidieh, "Kitaplar daha kapsayıcı hale geldi. Türkiye'nin çocuk edebiyatındaki hızlı gelişiminde en önemli şey kendi kültürünü de uluslararası gelişimin bir parçası haline getirmesi. Yani kitaplardan Türk kültürüne dair imgeler toplayabiliyorsunuz. Sadece uluslararası bakış açısı yok. Kıymetli olan şey bu" diye konuştu.

Kitapların bibliyoterapi olarak kullanıldığını belirten Kreidieh, "Beyrut'ta üniversitede çocuk edebiyatı dersi veriyorum. Kitaplardan çok fazla fayda sağlıyoruz. Mesela akademik olarak özellikle ebeveynler, çocukların bir şey öğrenmesini istiyor kitaplardan, kendilerine yeni bir beceri katmak istiyor. Ama çocuk dünyaya kendi perspektifinden baktığı için, ilk kez başka birinin gözünden bakmaya başlıyor. Bunun bir yanı da sanatla kurduğu bağ ve sanata dair yeni bir göz geliştirmesi. Ne kadar çok kitap okursan o kadar çok hem sanata dair hem içindeki dünyaya dair çok fazla şey öğreniyorsun. Aynı zamanda kitapları bibliyoterapi olarak kullanıyoruz. Kitapların duygu durumlarını da iyileştirici bir tarafı var" dedi.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması

Travmatik bir durum yaşamış bir çocuğun kitaptan bu durumu öğrenebileceğini söyleyen Kreidieh, "Örneğin anne babası kavga eden bir çocuğun kitabı okuduğunda bu durumu başkalarında yaşadığını görüyor. Biz kitabın içine sadece sorunu koymuyoruz aynı zamanda bununla nasıl baş edilebileceğini ve nasıl bir yöntemin işe yarayacağını da koyuyoruz. O yüzden çocuk için kitabın içinde bir cevap da var. Bu da iyileştirici bir yön. Bibliyoterapi, oyun terapisinin bir alt dalı. Bunu kullanmamızın sebebi, çocuklar bizim gibi sözlerle duygularını ifade edemiyorlar. O duygularla hayatlarında ilk kez karşılaştıkları için hangi duyguya denk geldiğini dahi ifade etme güçleri yok" diye konuştu.

Çizimlerin Önemi: Çocukların İlk Sanat Müzesi

Çizimlerin önemine değinen Ballester, "Kitaplar, çocukların girdiği ilk sanat müzesi. Sanatla bağlarını da güçlendiren bir şey. Travmatik bir durumu düzeltiyorsanız tabi görselin desteği çok büyük. Ama aynı zamanda oyun terapisinde de boyaları kullanır, resim çizdirirsin, kendi yaşadığı şeyi kâğıda döker bunu yapmasının sebebi aslında çocuğun özünde renklere, çizime dair istek ve yönelim var. Çizim bazen anlatıdan daha önemlidir. Çocuğun bu etkileşime ihtiyacı vardır" dedi.

Kreidieh ise çizimlerin detaylarının analiz edildiğini belirterek, "Çizim dediğiniz şey sadece olayı anlatmıyor aslında. Biz o çizimin tüm detaylarını analiz ediyoruz. Çocuk çok stres anında çizdiği şeyde daha fazla düz çizgi oluyorsa, kitabında stresli bir an anlatılıyorsa onun da çiziminde daha fazla düz çizgi oluyor. Bu bağı kurmayla ilgili çocuklar için gördükleri tüm detayları analiz ediyoruz. Siz çocuğa ne kadar çok detay anlatmak isterseniz o kadar çok cümle kurmanız gerekecek, bu da bir süre sonra çocuğun ilgisini çekmeyecek. Çizimler bunu aktarabilmenin yolu. Karakterin boyutu, şekli, nereye konumlandığı bunların hepsi bizim baktığımız, konuştuğumuz çocuğun kendisini de anlamasını sağlayan detaylar" ifadelerini kullandı.

Roger Mello: Utangaç Bir Çocuktum, Sanat Üreterek Eksikliğimi Giderdim

Çocuk edebiyatının Nobel'i sayılan Hans Christian Andersen Ödülü'nün sahibi Brezilyalı yazar ve çizer Roger Mello, Rami Çocuk ve Sanat Bienali kapsamında İstanbul'daydı. Röportajımıza Türk bayraklı tişörtüyle gelen Mello, çocukluk yıllarından bugünün çocuklarına, kitaplardan futbola uzanan düşüncelerini anlattı. Brezilya'daki askeri diktatörlük döneminde doğduğunu söyleyen Mello, hayatındaki en büyük şansın kitaplarla iç içe büyümek olduğunu belirtti.

"Çok utangaç ve içine kapanık bir çocuktum. İnsanlarla değil, daha çok hayvanlarla ve nesnelerle ilişki kurabiliyordum. Büyüdükçe değiştim ama sanatçı olmak yine de kolay değildi. Çünkü sanatçı olmak sürekli insanlarla iletişim kurmayı gerektiriyor. Tasarım okudum, tiyatroyla ilgilendim, resim yaptım. Kendimi birçok alanda denedim. Fakat içimdeki eksiklik hissini yalnızca sanat üreterek giderebildim" dedi.

İstanbul'da bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu söyleyen sanatçı, özellikle Rami Kütüphanesi'nin atmosferinden etkilendiğini vurguladı. Teknolojinin çocukların hayal gücünü yok ettiği düşüncesine katılmadığını belirten Mello, asıl tehlikenin hayal kurma cesaretinin azalması olduğunu söyledi: "Portekizce'de çocuk kelimesinin kökeninde 'yaratan kişi' anlamı vardır. Çocukların doğasında üretmek vardır. Sorun teknoloji değil. Sorun, çocukların çok pragmatik bir dünyada büyümeleri. Bu yüzden onların en çok ihtiyaç duyduğu şey çılgın hikâyeler. Çünkü bugün gerçek dediğimiz birçok şey, geçmişte birilerinin hayal gücünün ürünüydü."

Mello'ya göre günümüz çocuklarının en büyük sorunlarından biri de somut dünyadan uzaklaşmaları: "Biz nesnelerle, malzemelerle büyüdük. Bugünün çocukları ise çok daha soyut bir dünyanın içinde yaşıyor. Bu durum bazen korku yaratıyor. Oysa teknolojiyle birlikte somut dünyaya da ihtiyaç var. Kitapların hâlâ bu kadar sevilmesinin nedeni de bu. Kitap yalnızca bir hikâye değil; dokunulabilen, hissedilebilen bir nesne."