Bercan Tutar'ın analizine göre, uluslararası mücadeleler artık sıfır toplamlı bir oyun değil. Kuantum jeopolitiği çağında, her gerçeklik sonsuz ihtimaller barındırıyor. Bu nedenle, siyonist lobiye yakın Batılı analistlerin 107 günlük İran savaşını ABD için bir kayıp olarak görmeleri hatalı.
Batılı Analistlerin Yanılgısı
CSIS'ten Will Todman, Foreign Policy'deki makalesinde savaşta herkesin kaybettiğini savunuyor. Ancak bu değerlendirme, sadece siyonist senaryoların hayata geçirildiği bir düzen arzusuna dayanıyor. Georgetown Üniversitesi'nden Paul Musgrave ise savaşı 'Vietnam'dan daha büyük bir yenilgi' olarak nitelendiriyor, ancak bu da gerçeği yansıtmıyor.
Ignatius'un Oryantalist Bakışı
Gazeteci David Ignatius da benzer bir çizgide ilerliyor. Uzlaşının kalıcı olmadığını ve ABD'nin İran'ı sisteme entegre etme çabalarının başarısız olacağını iddia ediyor. Oryantalist bakış açısını terk edemeyen Ignatius, istila hareketini 'modern bir İran inşası' olarak sunuyor. Oysa ABD, Irak ve Afganistan'daki başarısız ulus inşası projelerinden ders çıkararak bu stratejiden uzak durdu.
Savaşın Gerçek Nedeni: Giriş Bileti
ABD'nin savaşı başlatmasının asıl nedeni, İran'a bir 'giriş bileti' elde etmekti. Bu bilet, ABD'ye Körfez'den Güney Asya'ya, Kafkasya'dan Orta Asya'ya ve Hazar'dan Hint Okyanusu'na kadar uzanan geniş bir coğrafyada jeo-ekonomik ve jeopolitik nüfuz sağlayacak. Ayrıca, bu uzlaşı İran'a Batılı ülkeler nezdinde meşruiyet kazandıracak.
Kazanan ve Kaybeden
İdeolojik saiklerle bakanlar zafer göremiyor, ancak jeopolitik saikler tam tersini gösteriyor. ABD, bu savaşla İran coğrafyasına ve hinterlandına giriş biletini elde etti. Dolayısıyla, bu savaşta kaybeden varsa o da İsrail'dir. ABD ile İsrail arasındaki gerilen ilişkiler de bunu kanıtlıyor.



