ABD Başkanı Donald Trump'ın, Venezuela lideri Nicolas Maduro'nun yakalanmasıyla sonuçlanan askeri hamlesinin arkasında, tüm Amerika kıtasını kapsayan yeni ve iddialı bir jeopolitik strateji olduğu ortaya çıktı. 5 Ocak 2026 tarihinde Florida'daki Mar-a-Lago malikanesinde düzenlediği basın toplantısında Trump, yüzyıllardır süren dış politika anlayışının değiştiğini ilan etti.
Monroe Doktrini Tarihe Karıştı, Yeni Çağ: Donroe Doktrini
Trump, konuşmasında 19. yüzyıldan beri ABD'nin Batı Yarımküre politikasının temelini oluşturan Monroe Doktrini'nin artık geride kaldığını duyurdu. Yerini alan yeni yaklaşım, basın ve uzmanlar tarafından 'Donroe Doktrini' olarak adlandırılıyor. Trump, "Monroe Doktrini çok önemliydi, ama biz onu fazlasıyla aştık. Artık onu unutmuyoruz. Batı Yarımküre'de Amerikan egemenliği bir daha asla sorgulanmayacak" ifadelerini kullandı.
Uzman İsimden Kritik Analiz: Savunma Hattı Genişliyor
Konu, A Haber'de Askeri Stratejist Dr. Eray Güçlüer tarafından detaylıca ele alındı. Güçlüer'e göre, Maduro'nun yakalanmasıyla sonuçlanan operasyon sadece Venezuela ile sınırlı bir harekat değil. Washington, bu hamle ile Latin Amerika'yı Çin ve Rusya etkisine karşı son savunma hattı olarak konumlandırıyor ve kıta genelinde kendisine muhalif gördüğü tüm odakları baskı altına alma hazırlığı yapıyor.
Stratejinin Kapsamı: Kolombiya, Küba ve Meksika da Hedefte
Dr. Eray Güçlüer, Donroe Doktrini çerçevesinde ABD'nin Latin Amerika'da yeni bir savunma ve kontrol hattı inşa ettiğini vurguladı. Bu sürecin sadece Venezuela ile bitmeyeceğini, benzer politikaların Kolombiya, Küba ve Meksika gibi ülkeleri de kapsayabileceğini belirtti. Güçlüer, operasyonun tüm Amerika kıtasını kapsayan daha geniş bir stratejinin parçası olduğunun altını çizdi.
Sonuç olarak, Trump yönetiminin Venezuela'daki müdahalesi, klasik dış politika doktrinlerinden radikal bir kopuşun işareti olarak yorumlanıyor. Donroe Doktrini adı verilen bu yeni strateji, ABD'nin 'arka bahçesi' olarak gördüğü Latin Amerika'da daha agresif, müdahaleci ve tek taraflı bir egemenlik arayışının başlangıcı olabilir. Bu gelişme, önümüzdeki dönemde bölgesel güç dengelerini ve uluslararası ilişkileri derinden etkileyecek gibi görünüyor.