ABD Senatosu, Trump'ın Venezuela'ya Askeri Müdahalesini Engelleme Yolunda
Senato'dan Trump'ın Venezuela Hamlesine Kısıtlama

ABD Senatosu, Başkan Donald Trump'ın Venezuela'ya yönelik olası bir askeri müdahalesinin önünü kesmeyi amaçlayan önemli bir adım attı. 'Savaş Yetkileri Yasası' olarak bilinen tasarı, Senato'da yapılan ön oylamayı geçerek nihai karar için gelecek hafta Genel Kurul gündemine alınmayı bekliyor.

Oylama Sonuçları ve Partiler Arası Destek

Senato'da gerçekleştirilen oylamada, 52 senatörün 'evet' oyuna karşılık 47 senatör 'hayır' oyu kullandı. Bu sonuç, tasarının ileri aşamaya taşınması için yeterli çoğunluğu sağladı. Dikkat çeken nokta ise, 5 Cumhuriyetçi senatörün kendi partilerinin başkanına rağmen tasarıya destek vermesi oldu.

Rand Paul, Lisa Murkowski, Susan Collins, Josh Hawley ve Todd Young isimli Cumhuriyetçi senatörler, Demokratlarla aynı safta yer alarak Trump yönetiminin Venezuela politikasına sınırlama getirilmesi yönünde oy kullandılar.

Tasarının Geleceği ve Veto Engeli

Senato Genel Kurulu'ndaki nihai oylamanın önümüzdeki hafta yapılması planlanıyor. Ancak tasarının yasalaşma yolculuğu oldukça zorlu görünüyor. Senato'dan geçmesi halinde, sıradaki durak olan Temsilciler Meclisi'nden de geçmesi gerekecek. Uzmanlar, Temsilciler Meclisi'nde tasarının kabul şansının düşük olduğunu belirtiyor.

Her iki kanattan da geçmesi ihtimaline karşı ise, Başkan Trump'ın tasarıyı veto etmesi kesin olarak değerlendiriliyor. Kongre'nin her iki kanadında da, bir başkan vetosunu geçersiz kılmak için gereken üçte iki çoğunluğu sağlayacak sayıda oy bulunmuyor. Bu durum, tasarının nihai hedefine ulaşmasının önündeki en büyük engel olarak öne çıkıyor.

Sonuç ve Olası Etkiler

Bu gelişme, ABD iç siyasetinde dış politika konusundaki partiler arası ve parti içi ayrılıkları bir kez daha gözler önüne serdi. Cumhuriyetçi Parti'den bir grup senatörün başkana muhalefet etmesi dikkat çekici bir durum olarak kayıtlara geçti.

Tasarı, Venezuela konusunda Trump yönetiminin elini zayıflatma amacı taşıyor. Ancak veto engeli nedeniyle, pratikte doğrudan bir yaptırım gücü olması beklenmiyor. Buna rağmen, Kongre'nin savaş yetkileri konusundaki tarihsel rolünü hatırlatması ve sembolik bir mesaj niteliği taşıması açısından önemli bir adım olarak yorumlanıyor.