Pehlevi'nin İsrail Ziyareti Su Krizi Gerekçesiyle Açıklandı
Pehlevi İsrail Ziyaretini Su Kriziyle Açıkladı

Pehlevi, İsrail Ziyaretini Su Krizi Gerekçesiyle Savundu

ABD Başkanı Donald Trump'ın, nükleer müzakerelerde sundukları şartlara uymayan İran'a yönelik saldırı tehditlerinde bulunması ve iki büyük uçak gemisini Orta Doğu'da konuşlandırma kararı alması, bölgedeki gerilimi tırmandırmıştı. Bu süreçte, İsrail'in baskılarıyla İran'a saldıracağı öne sürülen ABD'de sürgün hayatı yaşayan İran'ın devrilen şahı Muhammed Rıza Pehlevi'nin oğlu Rıza Pehlevi'nin, geçtiğimiz dönemde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bir araya gelmesi dikkat çekmişti.

Su Krizi Nedeniyle İsrail'e Gittiğini İddia Etti

Pehlevi, İran'a olası bir saldırı ve yönetime yeniden geçme hayallerinin gölgesinde katıldığı bir etkinlikte, İsrail'le neden bu denli yakın ilişki içinde olduğu yönündeki eleştirilere manidar bir cevap verdi. "İran'da su krizinden bahsediyoruz." diyen Pehlevi, "Bilin bakalım su sıkıntılarıyla mücadele için en iyi uzmanlara sahip? İsrail." ifadelerini kullanarak, Netanyahu'nun ayağına gitme sebebinin bu kritik sorunu konuşmak olduğunu öne sürdü.

İsrail'i Derhal Tanıyacağını Açıkladı

Geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamalarda, İran'ın nükleer savunma programının sona erdirileceğini ve mevcut rejimin terör gruplarına verdiği desteğin derhal kesileceğini vurgulayan Pehlevi, "İsrail Devleti derhal tanınacak" sözleriyle dikkatleri üzerine çekmişti. Bu ifadeler, İran'ın mevcut yönetiminin İsrail'e karşı tutumuyla tezat oluşturuyor.

İran Rejimine Karşı Uluslararası Yardım Talebi

İsrail basınına konuşan Pehlevi, İran rejimine ve Devrim Muhafızları Ordusu'na karşı uluslararası yardım talep ettiğini açıkladı. Bu çağrı, sürgündeki siyasi figürün, İran'daki mevcut yönetimi değiştirme çabalarının bir parçası olarak görülüyor. Pehlevi'nin İsrail ile yakınlaşması, bölgedeki siyasi dengeleri etkileyebilecek bir hamle olarak değerlendiriliyor.

Orta Doğu'daki gerilimli ortamda, Pehlevi'nin bu açıklamaları ve eylemleri, İran'ın iç ve dış politikalarına yönelik tartışmaları alevlendiriyor. Su krizi gibi somut bir sorunu öne sürmesi, ziyaretini meşrulaştırma çabası olarak yorumlanırken, İsrail'i tanıma vaadi ise gelecekteki siyasi hedeflerine işaret ediyor.