Toprakta değil kabloda yetişiyor! Değeri kırmızı çilekten katbekat fazla
Kabloda yetişen beyaz çilek: Değeri kırmızıdan katbekat fazla

İlk bakışta tanıdık geliyor ama ne yetişme şekli ne de tadı alışılmış. Sensörler ve kablolar arasında, toprağa hiç temas etmeden büyüyen bu özel ürün, farklı aromasıyla dikkat çekiyor. Türkiye'de üretimi hız kazanan ürün için yurt dışından talep artarken, yetiştirme yöntemi de görenleri şaşırtıyor.

Rengi sizi yanıltıyor

Çileğe benziyor, çilek kadar da küçük ama ısırdığınızda damağınızda ananas çıkıyor. Mersin Tarsus'ta bir serada toprağa hiç dokunmadan, sensörlerin ve kabloların arasında yetişen bu meyvenin adı beyaz çilek. Türkiye'deki üretim bu sezon ivme kazandı, ürün şimdiden Dubai'den Kazakistan'a beş ülkeye gidiyor.

Kırmızıyı yapan şey bu meyvede çalışmıyor

Bir çileği kırmızı yapan şey anthocyanin denen pigmenttir. Beyaz çilekte bu pigment yok, daha doğrusu susturulmuş. Renk gitmeyince meyve olgunlaştığında bile soluk pembe ile fildişi arasında kalıyor, üstündeki tohumlar ise kırmızıya dönüyor. Yani gözünüzü asıl yanıltan şey o noktacıklar.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

Ananas mı çilek mi? Tadanlar bile anlaşamıyor

Asıl şaşırtan kısım koku. Meyvenin İngilizce adı pineberry, yani ananası çağrıştıran tadıyla çileğin birleşimi. Tadanların bir kısmı net biçimde ananas aroması aldığını söylüyor, bir kısmı tropikal bir meyveyle çileğin ortasında bir şey tarif ediyor. Klasik çilek tadını arayan biri ilk lokmada şaşırıyor, çünkü beklediği o keskin çilek tadı yerini daha yumuşak, hafif tropikal bir şeye bırakıyor.

Tek tanesi 10 dolar

Japonya'da en lüks beyaz çilek çeşitleri tek tane 10 dolara kadar satılıyor. Türkiye'deki üretim o uçlara varmıyor ama kırmızı çileğin yaklaşık iki katı fiyata alıcı buluyor. Pahalılığın asıl sebebi raf ömrü. Beyaz çilek kırmızısından daha çabuk eziliyor, dayanıksız, uzun yola pek gelmiyor. Markete ulaşana kadar bir kısmı zaten yola feda gidiyor. Üretici için bu, daha toplamadan kaybedilen ürün demek.

Üstüne bir de tuhaf bir maliyet

Beyaz çilek tek başına iyi meyve tutmadığı için yanına döllenmeyi tetiklesin diye kırmızı çilek dikmek gerekiyor. Yani aynı seranın içinde üretici iki ürünün bakımını birden yapıyor, biri satılacak ürün, diğeri sadece yardımcı. Bir de bu meyve sıcaklığa, neme, ışığa kırmızısından çok daha alıngan, tam kıvamında beyaz kalması ince bir iş. Tarsus'taki üreticinin Dubai ve Katar gibi pazarlara oynamasının sebebi de bu, ortaya çıkan ürün baştan lüks segmentin meyvesi.

Aynı alana iki buçuk kat fide

Beyaz çileğin bütün o nazlı tarafı, topraksız serayı bu ürün için neredeyse zorunlu kılıyor. Yasin ve Bülent Samed Çiner kardeşler Tarsus'ta 22 dönümlük bir serayı bunun üzerine kurmuş. Biri ziraat mühendisi, diğeri yazılım mühendisi, ikisinin birleşmesi seranın neye benzediğini de açıklıyor. İçeride sıcaklığı, nemi, suyun asitliğini yapay zeka takip ediyor. Dronlar ve kameralar bitkileri sürekli izliyor, sensörler en küçük değişimi haber veriyor. Bitki toprak yerine bir veri ağının içinde büyüyor, bakımının çoğunu da serada çalışan kadın işçiler üstleniyor. Açık arazide dönüm başına 6-7 bin fide ekiliyorsa, bu serada aynı alana 16 bin fide sığıyor, neredeyse iki buçuk katı. Yıllık üretim 20 ton civarında ve mevsim bitince durmuyor, sera yıl boyu çalışıyor. Ürünün büyük kısmı şimdilik yurt dışına lüks pazarlara gidiyor. Üretici önümüzdeki sezon için de şimdiden talep aldığını söylüyor.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması