Türkiye'nin Çin ile dış ticaret açığı 2025 yılında 50 milyar doları aşarak rekor seviyeye ulaştı. Çin'in küresel ticaret istilası, yerli üretim gücünü zor durumda bırakırken, uzmanlar ithalatı caydırıcı önlemler alınması gerektiğini belirtiyor.
Çin'in İhracat Rekoru ve Küresel Etkisi
Dünya Ticaret Örgütü kurallarına aykırı hareket etmekle suçlanan Çinli şirketler, küresel ekonomiyi sarsmaya devam ediyor. 2025 yılında ABD ile ticaret savaşlarına rağmen Çin'in ihracatı yıllık yüzde 5,5 artışla 3,77 trilyon dolara ulaştı. İthalatı ise 2,58 trilyon dolar olarak gerçekleşti. Çin'in dış ticaret fazlası yıllık ilk kez 1 trilyon doları aşarak rekor kırdı. Pekin yönetimi, bu rakamlarla dünyanın 'fabrikası' unvanını pekiştirdi.
Türkiye'nin Çin ile Ticaret Açığı Büyüyor
2024 verilerine göre Türkiye'nin Çin'e ihracatı 3,4 milyar dolar, ithalatı ise 44,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu, 41,5 milyar dolarlık kritik bir dış ticaret açığına işaret ediyor. İkili ticaret hacmindeki dengesizlik 13 katın üzerine çıktı. 2025'te Türkiye'nin ihracatı yüzde 4,4 artışla 273,36 milyar dolara, ithalatı ise yüzde 6,2 artarak 365,37 milyar dolara yükseldi. Dış ticaret açığı yüzde 11,9 artarak 92,9 milyar doları buldu. Çin'den ithalat ise yüzde 10,3 artışla 49,6 milyar dolara dayandı. Dış ticaret açığının yarıdan fazlası, yani 50 milyar doları Çin kaynaklı. Japonya, Güney Kore ve Hindistan gibi bölge ülkelerle birlikte bu rakam 65,3 milyar dolara çıkarken, 2026'da 80 milyar dolara ulaşması bekleniyor.
Yerli Sanayiyi Korumak İçin Önlem Şart
Bu devasa ticaret açığını dizginlemek ve yerli sanayiyi korumak amacıyla ithalatı caydırıcı önlemler yeniden gündeme geliyor. Türkiye aleyhine oluşan ticaret dengesizliğini kırmak için içeride üretilemeyen mallara vergi getirilmesi tartışılıyor. Demir-çelik, makine, ayakkabı, elektrikli motorlar, yedek parça, züccaciye, tekstil ve teknoloji gibi onlarca sektörde yerli üreticiyi teşvik edip ithalatı caydırıcı önlem alınması gerektiği belirtiliyor. Çin istilasına karşı uygulanacak gümrük tarifeleri hazineye gelir sağlarken, bu ürünlerin sınırlardan kolay girişini de engelleyecek.
İthalat Arttıkça Çin'de Yeni Fabrika Açılıyor, Bizde Kapanıyor
Sanayiciler, Çin'den ithalatın neredeyse yüzde 90'ının Türkiye'de üretilen veya küçük ilave desteklerle geliştirilebilecek mallar olduğuna dikkat çekiyor. Ucuza ithal edilen her ürün, Çin sermayesini beslerken yerli üreticiye zarar veriyor ve tesislerin kapanmasına neden oluyor. Yerli üretici, Türkiye'de üretilebilen ancak haksız rekabet nedeniyle ithalatı tercih edilen ürün gruplarında korumacı bir kalkan oluşturulmasının istihdamın korunması ve döviz çıkışının engellenmesi için elzem olduğunu savunuyor. Sanayiciler, sadece bitmiş ürünlere değil, ham madde ve ara malı ithalatında da yerli alternatiflerin teşvik edilmesini bekliyor.
BYD'nin Manisa Fiyaskosu
Çinli elektrikli araç üreticisi BYD'nin Manisa'da kuracağını açıkladığı fabrika yatırımından vazgeçmesi, Çin'in Türkiye pazarına bakışını ortaya koyuyor. Geçen yıl yaklaşık 1 milyar dolarlık yatırım ve yıllık 150 bin araç üretim kapasitesi vaadiyle imzalanan anlaşmaya rağmen Çin tarafı, sahada somut bir inşaat faaliyeti başlamadan yatırımdan vazgeçtiğini duyurdu. BYD, yatırım teşvikleri sayesinde bugüne kadar Türkiye'de yaklaşık 61 bin aracı avantajlı koşullarla sattı. Yatırım yapılmadığı için BYD'nin sunduğu teminat mektubu devreye alındı ve vergi kaybı tahsil edildi.
Uzman Görüşü: Makas Ülkemiz Aleyhine Açılıyor
İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Tecdelioğlu, konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: "Çin ile olan ticaret dengesinde, mevcut yapısal koşullar değişmezse kısa vadede makasın daralmasını beklemek zor. Çin'in kapasite gücü ve maliyet avantajı özellikle ara mamulde baskı oluşturmaya devam ediyor. Çin ile oluşan ticaret makasını kapatmanın yolu fiyat rekabetinden değil, katma değer rekabetinden geçiyor. Bizim temel stratejimiz; ham madde ve yarı mamul yerine, işlenmiş, tasarım ve teknoloji yoğun ürün ihracatını artırmak. Önümüzdeki dönemde en kritik konular; enerji maliyetleri, yeşil dönüşüm süreci ve finansmana erişim olacak. Rekabet gücümüzü kalıcı şekilde artırmak için hem ölçek hem teknoloji hem de sürdürülebilirlik alanında güçlü adımlar atmamız gerekiyor."
Çin'in Ucuz İş Gücü ve Mahkum Çalıştırma İddiaları
Çin, kendi ihracatçılarına yüzde 12-30 aralığında döviz desteği sağlarken, Türkiye'nin de yerli üretim kaslarını güçlendirecek adımlar atması 2026 dış ticaret açığını makul seviyelere çekmek için kritik görülüyor. Ucuz iş gücü ve ham madde avantajından yararlanan Çinli şirketler, gelişmiş ülkelerden Afrika'nın fakir bölgelerine kadar birçok sektöre sızmayı başarıyor. Çinli mahkumların başka ülkelerde insanlık dışı şartlarda çalıştırıldığı iddiaları sıkça gündeme geliyor. Ülkenin ucuz mal üretmesinin en önemli nedeni olarak Uluslararası Çalışma Örgütü kuralları dışındaki uygulamalar gösteriliyor.
Üretim Üssü mü, Çin Mallarının Geçiş Köprüsü mü?
Türkiye'nin son on yılda gerçekleştirdiği devasa ulaştırma ve altyapı yatırımları, Türkiye'yi Asya ve Avrupa arasında bir ticaret köprüsü yapmayı hedefliyor. Ancak Çin menşeli ucuz ürünlerin iç pazara daha hızlı girmesi ülke ekonomisine zarar veriyor. Çin'in uyguladığı ucuz mal stratejisinin bir aldatmaca olduğuna dikkat çekiliyor. Çinli şirketlerin piyasayı ele geçirdikten sonra fiyat yükseltmeye başladığı biliniyor. Bu tehlikeli politika, Türkiye'nin pandemi sonrasında üretim üssü olma amacını 'transit geçiş noktası' olma riskiyle baş başa bırakıyor. Nitekim ABD, uyguladığı tarifeler sayesinde Çin karşısında verdiği ticaret açığını geçen yıl yaklaşık yüzde 32 azalışla 202,1 milyar dolara düşürmeyi başardı.



