
Ankara'da hava birdenbire ağırlaştı sanki. 30 Ağustos'un o bildik sıcaklığı, bu yıl farklı bir anlam taşıyordu adeta. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki resepsiyon, her zamankinden daha farklı bir enerjiyle doluydu.
Recep Tayyip Erdoğan kürsüye çıktığında, salondaki herkes nefesini tuttu. O anı bekliyorlardı çünkü. Ve o da beklenileni yaptı - Türkiye'nin geleceğine dair kelimelerini özenle seçerek...
Terörle Mücadelede Kararlılık Vurgusu
"Biz bu milletin ekmeğiyle, suyuyla büyüdük" diye başladı konuşmasına. O ses tonundaki o kararlılık, herkesi bir anda etkisi altına aldı. Terörle mücadele konusunda söyledikleri ise adeta tarihe not düşülmüş gibiydi: "Bu toprakları bölemeyecekler. Ne yaparlarsa yapsınlar, biz tek yürek olacağız."
Salonda çıt çıkmıyordu. Herkes pür dikkat kesilmişti. Sanki zaman durmuştu o an.
Ekonomi ve Siyaset Kıskacında Denge
Ekonomi meselesine gelince... Erdoğan'ın kelimeleri daha da keskinleşti. "Bazı çevreler" dedi, "Türkiye ekonomisini istikrarsızlaştırmak için ellerinden geleni yapıyor." Ama sonra gülümsedi hafiften. "Ama bilmiyorlar ki bu millet daha zor zamanlar gördü."
Politika analistleri için tam bir altın madeniydi bu açıklamalar. Her cümlesinde farklı bir mesaj, farklı bir strateji yatıyordu çünkü.
Muhalefete Sert Çıkış
Muhalefet partilerine yönelik eleştiriler ise oldukça sertti. "Onlar masa başında politika yapıyor, biz sahada milletle birlikteyiz" diyerek adeta farkı ortaya koydu. O an salondan yükselen alkışlar, her şeyi anlatmaya yetiyordu aslında.
Kim bilir belki de en çarpıcı olanı, "Türkiye'nin geleceği" vurgusuydu. Erdoğan'ın gözlerindeki o inanç, sözcüklerden çok daha fazlasını anlatıyordu sanki.
Resepsiyon sonrası ise herkesin dilinde aynı soru vardı: Acaba bu sözler, önümüzdeki günlerde nelerin habercisiydi?