Enfal Suresi 60. Ayet: Modern Savunma Stratejisinin İlahi Referansı
Prof. Dr. Ali Erbaş, Diyanet İşleri Başkanı olarak, İslam siyaset düşüncesinde devletin bekasının, adaletin tesisi ve dış tehditlere karşı caydırıcılığın sağlanmasının stratejik bir zorunluluk olduğunu ifade etti. Bu bağlamda, Enfal Suresi'nin 60. ayetinin sadece askerî hazırlığı değil, teknolojik üstünlüğü, istihbarat derinliğini ve topyekûn bir devlet kapasitesini işaret eden "kuvvet" kavramını merkeze aldığını vurguladı.
Kuvvet Kavramı: Teknolojik ve Bilimsel Üstünlüğün Temeli
Ayette geçen "Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet hazırlayın" emri, "kuvvet" kelimesinin belirsiz bırakılmasıyla her devrin en ileri teknolojisine atıfta bulunuyor. Bu dinamik hazırlık, durağan bir olgu değil; devrin şartlarına göre ateşli silahlar, nükleer caydırıcılık, siber güvenlik veya yapay zekâ destekli savunma sistemlerini kapsıyor.
Güçlü bir savunma sanayiinin ancak güçlü bir temel bilim ve mühendislik altyapısıyla mümkün olduğunu belirten Erbaş, ayetin devleti sürekli bir Ar-Ge seferberliğine teşvik ettiğini kaydetti.
Stratejik Caydırıcılık ve Psikolojik Üstünlük
Savunma stratejisinin nihai amacının savaşmak değil, savaşı önlemek olduğunu ifade eden Erbaş, ayetteki "Bununla Allah’ın düşmanını ve sizin düşmanınızı korkutursunuz" ifadesinin modern uluslararası ilişkilerdeki "Caydırıcılık Teorisi"nin Kur’ânî temelini oluşturduğunu söyledi.
Caydırıcılığın, düşmanın saldırı maliyetinin elde edeceği kazançtan çok daha yüksek olduğunu anlaması olduğunu belirten Erbaş, bunun ancak modern teçhizat ve disiplinli bir ordu şeklinde görünür güç ile mümkün olduğunu ekledi.
İstihbarat ve Stratejik Farkındalığın Önemi
Ayetin "ve bunların dışındakilerini de (korkutursunuz) ki, siz onları bilmezsiniz, Allah onları bilir" kısmının modern istihbarat doktrini açısından hayâtî bir uyarı içerdiğini vurgulayan Erbaş, "Sizin bilmediğiniz" ifadesinin uyuyan hücrelere, asimetrik tehditlere ve henüz niyetini açık etmemiş potansiyel düşmanlara karşı gizli tehditlerin tespiti gerekliliğine işaret ettiğini söyledi.
Güçlü bir devletin sadece görünen ordusuyla değil; sızmaları önleyen, tehdidi kaynağında tespit eden ve küresel bilgi ağlarına hâkim olan istihbarat birimleriyle ayakta kalacağını belirtti.
Lojistik ve İktisadi Sürdürülebilirlik
Savunma ve istatistikî gücün ekonomik bir maliyet gerektirdiğini ifade eden Erbaş, ayetin devamında vurgulanan "Allah yolunda ne harcarsanız, karşılığı size eksiksiz ödenir" ilkesinin, savunma harcamalarının bir "kayıp" değil, devletin geleceğine yapılan bir "yatırım" olduğunu ortaya koyduğunu kaydetti.
Millî ekonomiyi geliştirerek savunma sanayiinde dışa bağımlılığın minimize edilmesinin, iktisadi bağımsızlığın ve dolayısıyla siyasi iradenin korunması anlamına geldiğini söyledi.
Türkiye'nin Savunma ve İstihbarat Doktrininin Kökenleri
Türkiye'nin son yirmi yılda savunma sanayii ve istihbarat doktrininde gerçekleştirdiği paradigma değişiminin, salt bir modernizasyon çabası değil; kökenleri kadîm devlet geleneğine ve ilahi referanslara dayanan bütüncül bir stratejinin yansıması olduğunu belirten Erbaş, Kur’an’ın Enfal Suresi 60. ayetinin modern "Millî Güç Unsurları" kapasitesini tanımlayan ve her devirde istifade edilebilecek bir rehber sunduğunu vurguladı.
Teknolojik Caydırıcılık ve Kuvvet İnşası
Ayetteki "Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet hazırlayın" emrinin günümüz Türkiye'sinin "Tam Bağımsız Savunma Sanayii" vizyonuyla birebir örtüştüğünü ifade eden Erbaş, şu noktalara dikkat çekti:
- Platform Çeşitliliği ve Yerlilik: Türkiye'nin İHA/SİHA teknolojisindeki öncülüğü, KAAN ile beşinci nesil savaş uçağı projesi ve TCG Anadolu gibi platformlar, ayetin işaret ettiği "kuvvet" hazırlığının modern karşılıklarıdır.
- Asimetrik Üstünlük: Geleneksel savaş yöntemlerinin dışına çıkan "Sürü İHA" teknolojileri ve otonom sistemler, düşük maliyetle yüksek etkinlik sağlayarak ayetin emrettiği "maksimum güç" prensibini teknik düzlemde realize etmektedir.
"Besili Atlar"dan Mobilite ve Operasyonel Kabiliyete
Ayetin "ve cihad için bağlanıp beslenen atlar..." vurgusunun, ayetin indiği devrin en ileri mobilite ve lojistik gücüne işaret ettiğini belirten Erbaş, günümüzde bu kavramın ordunun hızlı intikal kabiliyeti ve hassas vuruş gücü olarak yorumlandığını söyledi.
- Hız ve Esneklik: Türkiye'nin helikopter projeleri ve zırhlı araç teknolojileri operasyonel sahada birimlerin hızını ve dayanıklılığını artırarak "hazır kıta" olma vasfını pekiştirmektedir.
- Mühimmat Bağımsızlığı: Türkiye'nin yerli mühimmat sistemleri, bu hazırlığın tam bir set haline gelmesini sağlamıştır.
İstihbaratın Derinliği: "Sizin Bilmediğiniz Düşmanlar"
Enfal 60'ın, "Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve sizin bilmediğiniz başkalarını korkutursunuz" diyerek, görünenin ötesindeki tehditlere karşı uyanık olunmasını emrettiğini vurgulayan Erbaş, Millî İstihbarat Teşkilatı'nın son dönemdeki operasyonel ve teknik dönüşümünün, Proaktif İstihbarat yöntemleriyle tehdidi sınır ötesinde ve henüz oluşmadan bertaraf etme yeteneği kazandırdığını söyledi.
Bilgi üstünlüğünün modern kuvvet tanımının merkezinde olduğunu belirterek, Türkiye'nin siber savunma sistemleri ve sinyal istihbaratı kabiliyetlerinin ayette geçen "görünmez düşmanlara" karşı kalkan oluşturduğunu ekledi.
Psikolojik Eşik: Caydırıcılık Literatürü
Ayette geçen "Korkutursunuz" ifadesinin modern uluslararası ilişkilerdeki "caydırıcılık" kavramının tam karşılığı olduğunu ifade eden Erbaş, Türkiye'nin savunma sanayii ürünlerini ihraç etmesi ve sahadaki başarılarını kanıtlamasının, potansiyel düşmanlar üzerinde psikolojik bir baskı kurarak savaşsız kazanmasını sağladığını kaydetti.
Güçlü bir savunma mimarisinin, muhtemel bir saldırının maliyetini düşman için katlanılamaz kılarak barışı koruyan en büyük teminat haline geldiğini söyledi.
Netice itibarıyla Türkiye'nin savunma ve istihbarat alanındaki hamlelerinin, Enfal Suresi 60. ayetin çizdiği "sürekli hazırlık, teknolojik güncellik ve derinlemesine farkındalık" ilkeleriyle stratejik bir uyum içerisinde olduğunu belirten Erbaş, bu sürecin sadece fiziksel bir silahlanma yarışı değil; devletin bekasını, milletin izzetini ve bölgesel barışı korumayı amaçlayan "caydırıcı bir kuvvet" inşası olduğunu vurguladı.
Ayetin ruhuna uygun olarak, bu hazırlıkların sadece askeri alanda kalmayıp ekonomik, kültürel ve bilimsel sahalarla desteklenmesinin, "Güçlü Devlet" idealinin sürdürülebilirliği için elzem olduğunu sözlerine ekledi.



