
İstanbul'un huzur dolu bir pazartesi sabahında, Boğaz'ın lacivert sularına yaslanmış devasa bir tarih: Savarona. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, adeta denizlerin efsanesi haline gelmiş bu görkemli yatı ziyaret etmek için İstanbul Tersane Komutanlığı'ndaydı. Heyecan hissediliyordu - hem tarihi bir anı yaşamanın verdiği o tarifsiz duygu hem de geleceğe dair büyük müjdelere gebe bir atmosfer.
Tam da şunu düşünüyordum: Savarona'nın hikayesi aslında Türkiye'nin denizlerdeki hikayesinin bir yansıması değil mi? İşte o anda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sözleri bu düşünceyi kanıtlar nitelikteydi. "Bu tersanemizde bunun bir büyüğünü inşa edeceğiz" diyordu, gözlerinde memleket denizciliğine dair o tanıdık ışıltıyla.
Bir Tarih Yolculuğu: Savarona'nın İzinde
1931 yılında Almanya'da inşa edilen ve 1938'de Türkiye Cumhuriyeti'nin hazinesine katılan Savarona, sadece bir yat değil. O, bir milletin denizlerdeki iddiasının, kararlılığının ve vizyonunun somutlaşmış hali. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ziyareti sırasında adeta her santimiyle bu tarihi fısıldıyordu.
Emine Erdoğan'ın incelikle fark ettiği bir detay vardı: Savarona'nın mükemmeliyeti. "Çok güzel korunmuş" diye not düşerken aslında Türk denizcilik kültürünün ne denli titiz olduğunu da vurguluyordu. Bu koruma kültürü - biliyor musunuz? - geleceği inşa etmenin en temel basamağı.
Türkiye'nin Denizlerdeki Yükselişi
Cumhurbaşkanı'nın o meşhur "daha büyüğünü inşa edeceğiz" sözleri boşuna değil. Türk tersaneleri son yıllarda adeta birer teknoloji ve inovasyon merkezine dönüştü. Yerli ve milli projelerle kendi sınıfında dünya çapında ses getiren gemileri üretmek artık hayal değil.
Peki neden bu kadar önemli? Çünkü denizcilik - kimsenin kuşkusu olmasın - bir ülkenin bağımsızlık ve küresel etki gücünün en kritik bileşenlerinden biri. Savarona'nın güvertesinde attığı her adımda Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin bu alandaki kararlılığını bir kez daha vurguluyordu.
Gelecek Vizyonu: Daha Büyük, Daha Teknolojik
Şimdi asıl mesele şu: Türk mühendisliği ve tasarımı, Savarona'dan daha büyük ve daha teknolojik bir gemiyi nasıl inşa edecek? Cevap aslında İstanbul Tersane Komutanlığı'nın zaten sahip olduğu altyapıda ve insan kaynağında yatıyor. Deneyimli tersane çalışanları ve mühendisler - onlar olmadan bu hayal gerçek olamazdı.
Cumhurbaşkanı'nın bu ziyareti sıradan bir teftişten çok daha fazlasıydı. Adeta Türkiye'nin denizlerdeki gelecek vaadinin bir teminatı gibiydi. Savarona'nın gölgesinde verilen bu mesaj, dünya denizcilik arenasında da yankılanacak türden.
Son düşünce: Savarona 94 yıldır ayakta - peki ya ondan daha büyüğü? Türk tersanelerinden çıkacak bir sonraki efsane belki de yüzyıllar boyunca konuşulacak. Kim bilir?