24 Mayıs 2026, Pazar günü yayımlanan yazıda, Osmanlı ve İran arasındaki yoğun ticaret savaşları ele alındı. 17. yüzyılda Şah Abbas, ülkesini dünya ticaretinin merkezlerinden biri haline getirmeye ve Osmanlı'yı ekonomik açıdan çökertmeye çalıştı. Bu kapsamda Osmanlı'ya ipek ihracatını yasakladı ve İspanya'yı Osmanlı'nın Kızıldeniz ticaretini engellemeye teşvik etti.
Şah Abbas'ın Stratejisi
Şah Abbas, ipeği doğrudan Avrupa'ya ihraç etmenin yollarını arayarak Osmanlı'yı önemli bir gelir kaynağından mahrum etmek istedi. Ancak Osmanlı, Hıristiyan devletlerinin Şii İran ile aynı cephede yer almasına diplomatik müdahaleler, siyasi tavizler ve ani saldırılarla izin vermedi.
Osmanlı'nın Fetihleri
Osmanlılar, 1578'de başlayan İran savaşlarında Azerbaycan'ın Şirvan'a kadar olan kısmını fethetti. 1586'da Safevi başkenti Tebriz'i ele geçirdiler. İpek üretim merkezleri Osmanlı kontrolüne geçti. İran, 1590'daki İstanbul Antlaşması ile Osmanlı fetihlerini tanıdı. Ancak gerilim bitmedi; 1603'te savaş yeniden başladı ve 29 Ekim 1603'te Şah Abbas'ın Tebriz'e girmesiyle 17 yıllık Osmanlı hakimiyeti sona erdi. Safeviler, Azerbaycan'da Osmanlı topraklarını ele geçirip Van ve Erciş havalisini yağmaladı.
Ticari ve Askeri Mücadeleler
1612 ve 1618'de yapılan antlaşmalarla İran, işgal ettiği yerler karşılığında vergi olarak ipek vermeyi kabul etti. Osmanlı-İran askeri ve ticari savaşlarıyla ilgili Halil İnalcık, Cihan Aydoğmuşoğlu ve Sholeh Quinn'in çalışmaları önemlidir.
Şah'ın İttifak Arayışı
Şah Abbas, İran'ın güney kesimindeki egemenliğini pekiştirmeye çalışıyordu. Komutanlarından Allahverdi Han, İngiliz Sir Robert Sherley'in tavsiyeleriyle ordusunu yeniden düzenleyip gulam birliklerini artırdı. 1601'de Laristan'ı ve 1602'de Portekiz hakimiyetindeki Bahreyn'i ele geçirdi. Osmanlı-Safevi mücadeleleri geleneksel karayolu ticaretine zarar vermişti. Şah Abbas, ipeği Osmanlı topraklarından geçirmeden Avrupa'ya ulaştırmak için deniz yolunu düşündü. 1614'te liman kenti Gamrun'u ele geçirip Bender Abbas adıyla yeni bir şehir kurarak İpek Yolu'nun güzergahını buraya yönlendirmeyi planladı.
Diplomatik Girişimler
Şah Abbas, Osmanlı'ya karşı Avrupa ile ittifak kurmak ve ipek ticaretinin yönünü değiştirerek Osmanlı'yı zayıflatmak için yoğun diplomatik girişimlerde bulundu. İspanya, İngiltere, Hollanda, Fransa ve Papalık ile ilişkiler kurdu. Avrupa'ya elçilik heyetleri göndererek ticari imtiyazlar pazarlık konusu yapıldı. Bu dönemde Sherley kardeşler önemli rol oynadı. Sir Anthony Sherley ve kardeşi Sir Robert Sherley, 1598'de İran'a geldi. İngilizlerin amacı ipek ticareti üzerinde imtiyazlar elde etmek ve Kral I. James'le şah arasında dostane ilişkiler tesis etmekti. Şah Abbas, İngilizleri "Benim nazarımda bir Hıristiyan'ın ayakkabısının nalı, Osmanlıların en iyi kişisine tercih edilir" diyerek karşıladı. Şah, İngilizlerden Osmanlı ile ticareti durdurmalarını ve Osmanlı'nın ticaret yolundan kazandığı gelirden mahrum kalması için tedbirler almalarını istedi.
Osmanlı'ya Karşı Birleşme Çabaları
Anthony Sherley, Şah Abbas'ın dostluk mektuplarını en az dokuz Avrupalı lidere götürdü. Venedik'te İspanya Kralı ile mektuplaştı ancak İngiliz casuslarının teşhisiyle vatan haini ilan edilip hapse atıldı. Elçilik heyeti, dostluk mesajlarına karşılık somut netice alamadı. 1602'de Lehistan Kralı III. Sigismund, ipek ticaretinde ayrıcalık için Safevilere elçi gönderdi. Aynı yıl İspanya Kralı'nın elçisi, Şah Abbas'la görüşerek Hint sularında ve Basra Körfezi'nde Safevilere dokunulmayacağını temin etti, karşılığında İspanyol ve Portekizli tacirlerin ipek ticaretinde ayrıcalık elde etmesini sağladı. Robert Sherley, 1608-1612 arasında Avrupa'da temaslarda bulundu. Elçilik heyeti Rusya, Polonya, Prag, Roma ve Madrid'e giderek ticari ve siyasi meseleleri görüştü. Temel hedef, ortak tehdit olan Osmanlı'yı zayıflatmaktı. Ancak somut adımlar atılmadı. İran elçisinin Madrid'de bulunduğu sırada, İran'dan dönen İspanyol elçiliği maiyetindeki Safevi mensupları, 200 balya ipek getirerek Şah Abbas'ın teklifini ilettiler: "Eğer İspanya, Türkiye'ye savaş ilan ederse bu devlete bütün İran mallarının Hürmüz-Lizbon yolu ile ihracı yetkisi tanınacak." Ancak netice alınamadı.
İngilizlere Yanaşma
Şah Abbas, İran ipeğini Moskova üzerinden Avrupa'ya göndermeyi de düşündü. 1610'da 200 yük ipeği Lizbon'a göndererek yeni yolun daha ucuz olduğunu göstermek istedi. Daha sonra İngilizlerle anlaşıp Osmanlı topraklarına ipek ihracatını yasakladı. Osmanlı yönetimi, İngilizlerin kendilerini dışlayarak yeni yol arayışına sert tepki gösterdi ve İngiliz yönetimini uyardı. 1615'te Robert Sherley'i İspanya Kralı III. Felipe'ye gönderen Şah Abbas, "Eğer İspanya, donanmasıyla Kızıldeniz'in girişini kapatıp Osmanlı'nın Mısır ve Hindistan ticaretini engellerse Bender Abbas'ı size geri veririm" teklifinde bulundu. Ancak siyasi konjonktür değişti ve İngilizlerle ticari yakınlık öne çıktı. İranlılar, İngilizlerle birlikte Hürmüz'den Portekizlileri çıkardı. 1628'de Şah Abbas, İngiliz Elçisi Sir Dormer Cotton'a, İngiltere'nin Osmanlı ile ticaret yapmaması şartıyla her yıl 10 bin yük ipek göndereceğini ve İngiliz çuhası alacağını söyledi ancak görüşmeler sonuçsuz kaldı. 1623'te Hollanda'nın Doğu Hindistan Şirketi ile anlaşan Şah Abbas, 1626'da Hollanda'ya elçi göndererek Portekiz hakimiyetindeki Maskat'ı ele geçirmek için donanma yardımı istedi ancak netice alamadı.
Başarısızlık ve Yasağın Kaldırılması
Şah Abbas, 1603-1629 arasında ülkesini dünya ticaretinin merkezi yapmaya ve Osmanlı'yı ekonomik çökertmeye çalıştı. İpeği doğrudan Avrupa'ya ihraç ederek Osmanlı'yı gelirden mahrum etmek istedi ancak bu politika halefleri tarafından devam ettirilmedi. Yapılanlar Osmanlı'ya zarar verse de askeri ve ticari müttefik arayışları somut bir ekonomik abluka veya kalıcı askeri ortaklığa dönüşemedi. Osmanlı yönetimi, Hıristiyan devletlerinin İran ile birleşmesini diplomatik müdahaleler, siyasi tavizler veya ani saldırılarla engelledi. İran, İngilizlerin nakit ödemek istememesi ve yeni ticaret yollarının Osmanlı müdahaleleriyle gelişmemesi üzerine ipek yasağını kaldırdı.
İran'a Ambargo Konulması
İran önemli bir ipek üreticisiydi ve Anadolu'ya büyük miktarda ipek ihraç ediyordu. Yavuz döneminde 1514'te İran mallarına ambargo konuldu. Tüccarlar Halep ve İskenderun'a yönelerek ambargoyu deldi. Yavuz, İran malı taşıyan kervanlara müsadere emri verdi, İranlı tüccarların malına el konulup Rumeli'ye sürüldüler. 1518'de İran ipeğinin alım-satımı yasaklandı. Emirlere karşı gelen tüccar, parayı hazineye vermek zorundaydı. Bu nedenle ipek ticareti geriledi. İranlılar, Osmanlı ve İtalyan tüccarlar da ambargodan zarar gördü. Kanuni'nin son dönemlerinde ipek ticareti eski canlılığına kavuştu. 16. yüzyıl sonlarında İran'da yıllık ortalama ipek üretimi 22 bin yük (yaklaşık 3500 ton) ve bunun 3 bini Anadolu'ya ihraç ediliyordu. Bursa'ya gelen ipeğin önemli kısmı Avrupa'ya ihraç edilirdi. İran'dan Avrupa'ya doğrudan ihraç edilen mallardan Bursa'da gümrük alınırdı. Bursa'da üretilen kumaşlardan da İran'a ihracat yapılırdı.



