Uluslararası Sistemde Adalet Arayışı: İnsanlık İttifakı Zorunluluğu
Uluslararası Sistemde Adalet Arayışı: İnsanlık İttifakı

Dr. Mustafa Öztop, Ortadoğu ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı olarak, Ekim 2023 sonrası bu sayfada kaleme aldığı yazılarda uluslararası sistemin temel sorunlarını ele almıştı. 'Uluslararası Sistemin Temel Sorunu İsrail', 'İsrail'i Durdurmak Artık Mümkün' ve 'Dünyanın Krizden Çıkış Arayışı: İnsanlık İttifakı' başlıklı yazılarında, mevcut sistemin krizleri çözmede yetersiz kaldığını ve değişimin kaçınılmaz olduğunu tarihsel örneklerle değerlendirdi.

İlk iki yazıda ortaya konan yaklaşım, bazı kesimlerce ilgi görse de çoğunluk tarafından 'pek mümkün olmayan bir arayış' olarak değerlendirildi. Ancak 2025 yılı mayıs ayında yayımlanan yazıda, önceki yazılarda çizilen çerçevenin büyük ölçüde gerçekleşmeye başlaması, mevcut düzenin sürdürülemez olduğu algısını güçlendirdi. Bugün itibarıyla mesele, Türkiye'de üst düzey siyasetçiler tarafından gündeme taşınmış ve dünya çapında Lahey Grubu gibi bir oluşuma yol açmıştır.

İnsanlık İçin Zaruret Haline Gelen Adalet

İsrail'in Filistin'de işlediği soykırım, ABD'nin Venezuela'ya müdahalesi ve İran'a karşı başlatılan operasyonlar, güçlünün sorgusuz sualsiz istediğini yaptığı bir dünyada insanlığın dramatik durumunu gözler önüne seriyor. Bu durumdan çıkarak en azından insani şartlara kavuşmak artık bir tercih değil, zaruret halini almıştır. Her geçen gün mevcut uluslararası sistemde reform ya da yeni mekanizmalara ihtiyaç olduğu daha acı ve açık şekilde kendini gösteriyor. Filistin, Ukrayna, Doğu Türkistan, Lübnan, Sudan, Somali ve Venezuela'da yaşananların başka bölgelerde tekrarlanmaması için daha adil bir uluslararası sistem şarttır.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

İnsanlık, yakın geçmişte yaşanan bu gelişmeleri önlemek için çok geç kalmış olsa da yarın için halen bir şeyler yapılabilir. Bu bağlamda, İsrail ve ABD karşısında henüz uluslararası sistem düzeyine çıkamayan ancak örgütler düzeyinde sonuçlar üretmeye başlayan, devletler düzeyinde etkileri artan ve toplumlar düzeyinde yoğun etkileri gözlenen gelişmeler önem kazanmıştır.

Bogota Bildirisi ve Örgütlerin Rolü

Meselenin fikri ve siyasi gelişmeler bağlamında takibi için geçen yıldan bu yana yaşanan gelişmelere bakmak gerekirse, İsrail'in Gazze Soykırımı'na uluslararası düzeyde tepki göstermek ve Filistin halkının haklarını savunmak amacıyla 31 Ocak 2025'te kurulan Lahey Grubu, 15-16 Temmuz 2025'te Kolombiya'nın ev sahipliğinde Bogota'da bir toplantı düzenledi. 'Gazze'de Soykırımın Önlenmesi' başlıklı toplantıya 30 ülke temsilcisi katıldı. Toplantıda açıklanan altı maddelik tedbir paketi, İsrail'e silah ve askeri malzeme taşınmasının engellenmesine yönelik kapsamlı tedbirler içeriyordu.

Eylül ayında düzenlenen 80. BM Genel Kurulu oturumlarında Lahey Grubu, Gazze Soykırımı'nı durdurmak için alınan önlemleri koordineli bir küresel stratejiye dönüştürmek üzere otuzdan fazla hükümeti bir araya getirdi. Güney Afrika'nın Uluslararası Adalet Divanı'nda soykırım suçlamasıyla İsrail'e karşı açtığı davaya Kolombiya, Libya, Meksika, Filistin, İspanya, Türkiye, Şili, Maldivler, Bolivya, İrlanda, Küba, Belize, Brezilya, Komorlar, Belçika, Paraguay, İzlanda ve Hollanda'nın katılımıyla 18 ülke müdahil oldu.

22 Ekim 2025'te Uluslararası Adalet Divanı, İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarında egemenlik hakkı bulunmadığını ve işgalci güç olarak insani yardımları engelleme yetkisi olmadığını vurgulayan tarihi bir görüş yayınladı. Avrupa Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı'nda da bu meseleye ilişkin görüşme ve toplantılar gerçekleşti; bu toplantılarda İsrail aleyhine karar ve değerlendirmeler ortaya çıktı.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması

Filistin Devleti'nin Tanınması ve Artan Tepkiler

Kanada, Avustralya, İngiltere, Portekiz, Fransa, Monako Prensliği, Lüksemburg, Malta ve San Marino, Filistin Devleti'ni resmen tanıdı. Almanya, Uluslararası Adalet Divanı'nda Güney Afrika'nın İsrail'e karşı açtığı soykırım davasına İsrail lehine müdahil olmayacağını açıkladı. İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, ABD ve İsrail'in İran'a başlattığı operasyonların uluslararası hukukun dışında gerçekleştiğini söyledi. Trump'ın Avrupa'daki en büyük destekçilerinden biri olan Meloni ile Trump arasında Papa 14. Leo hakkındaki açıklamalar ve İran Savaşı üzerinden gerilim tırmanıyor.

Bu süreçte Trump'ın sarsılmaz müttefikleri olarak görülen Almanya ve İtalya'nın tutumlarındaki ton değişikliği, kendi çıkarları ve artan baskılar odaklı olsa da dikkat çekici gelişmeler olarak kaydedildi. Ayrıca ABD Başkanı Trump'ın Kanada ve Grönland konusunda izlemek istediği politika, İngiltere başta olmak üzere Avrupa ülkeleriyle karşı karşıya gelmesine yol açarak ABD-Avrupa rekabetinde yeni bir perde açtı.

İspanya, Slovenya, Hollanda, İzlanda ve İrlanda, bu yılki Eurovision şarkı yarışmasına İsrail'in katılmasını protesto ederek katılım göstermedi. Bu tür girişimler, uluslararası sistemden İsrail'in tecrit edilmesi için önemli gelişmeler olarak kayda geçti.

Sumud Filosu ve Ateşkes Süreci

Geçen yıl ekim ayına yaklaşırken, devletler düzeyinde İsrail'e tepkiler yükselmiş ve Sumud Filosu gibi Gazze'ye insani yardım ulaştırmak isteyen sivil inisiyatifler artış göstermişti. Bunun sonucunda Gazze Barış Kurulu başta olmak üzere ABD ile Türkiye dahil 8 Müslüman ülkenin görüşmeleriyle bir ateşkes sağlandı. Ancak bu ateşkes, yalnızca İsrail'in üzerindeki baskıları azaltma ve sivil girişimleri bertaraf etme girişimi olarak tezahür etti.

İran'a başlatılan saldırılar ve bunun yansımalarından biri olan Hürmüz Boğazı üzerinden yaşanan tartışmalar, Gazze'deki Barış Kurulu ve ateşkes sürecini unutturdu. ABD ve İsrail'in her ateşkes ve müzakere sürecini işgal hedeflerini gerçekleştirmeye, üzerlerindeki baskıları azaltmaya ve Filistin'deki soykırımı unutturmaya yönelik bir taktik olarak kullandığı görüldü. Ne zaman zorda kalsalar, işgalin formunu ya da yerini değiştirerek katliam ve işgallerini sürdürdüler. Bu anlamda geçtiğimiz günlerde tekrar harekete geçen Sumud Filosu, dünyayı bir insana benzetirsek, bölgede yaşanan soykırım ve katliamın acı hissine dönüşüp farkındalık ve duyarlılık oluşturan bir doku görevi görüyor.

Aksiyon İçin Güç Merkezi

'İsrail'i Durdurmak Artık Mümkün' yazımda 'İsrail Durdurma Planı' şeklinde dört alt başlıkta yaptırımlar yer almıştı. Bogota Bildirisi başta olmak üzere uluslararası örgütlerde İsrail'e karşı atılmak istenen adımların bu dört madde üzerinde şekillendiği görülüyor. Diğer yandan İstanbul'da bir Barış Konferansı düzenlenerek bu konferans kapsamında katılımcıların ilan etmesi önerilen 'Filistin'i Destekleyen Devletler Deklarasyonu' teklifi, geçtiğimiz aylarda MHP Lideri Devlet Bahçeli tarafından 'Dünya Barış Konseyi' önerisi olarak benzer bir çerçevede yansıdı.

Esasen burada olması gereken, ABD'nin uluslararası sistemdeki hegemonyası ve Siyonist İsrail'in dünyadaki ekonomik, istihbari ve teknolojik nüfuzuna karşı bir güç merkezinin teşkilidir. ABD'nin veya İsrail'in içinde olduğu bir mekanizmada bu merkezin teşkiline fırsat verilmemektedir. Ancak mevcut reel politik ve uluslararası sistem nedeniyle ABD-İsrail dışında aktörlerin meydana getirdiği bir mekanizma ve çerçeveye ABD'nin davet edilmesi oldukça stratejik bir çerçeve olabilir.

Bu bağlamda tarihi, insani ve mevcut şartların gereği olarak, adı her ne olursa olsun, insanlığın içinde bulunduğu bu kriz ve açmazdan çıkarak daha adil bir uluslararası sisteme ulaşması için yeni bir mekanizma bir tercih olmaktan çıkmış ve bir zaruret haline gelmiştir. Bu zaruret, İnsanlık İttifakı ya da Dünya Barış Konseyi ya da Lahey Grubu'nun genişletilmesi şeklinde aksiyona dönüşmelidir. Bu konuda gelişmelerin yaşanma ihtimali her geçen gün artmakta ve Türkiye'nin bu misyondaki öncü rolü her geçen gün önem kazanmaktadır.