Dışişleri'nden GKRY'ye Sert Yanıt: 'İşgal' ve 'Bölünme' İfadelerini Reddediyoruz
Dışişleri'nden GKRY'ye Sert Yanıt: 'İşgal' İfadeleri Reddedildi

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) Avrupa Birliği (AB) Dönem Başkanlığı'nı devralması nedeniyle düzenlenen etkinlikteki bazı ifadelere sert tepki gösterdi. Keçeli, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "işgal", "istila" ve "bölünme" gibi ifadeleri kesin bir dille reddettiğini duyurdu.

Keçeli'den Tarihi ve Güncel Gerçeklere Atıf

Öncü Keçeli, 7 Ocak 2026 tarihinde gerçekleşen etkinlikte yapılan konuşmalarda Kıbrıs Adası bağlamında kullanılan bu söylemlerin, Ada'daki tarihi ve güncel gerçeklerle hiçbir şekilde örtüşmediğini vurguladı. Keçeli, açıklamasında bu tür ifadelerin kabul edilemez olduğunun altını çizdi.

Sözcü Keçeli, Ada'daki tek meşru işgal iddiasının kaynağını da hatırlattı. Ona göre, Kıbrıs Rum tarafının 1963 yılında Anayasa'yı ve Kıbrıs Türk halkının kurucu ortaklık haklarını açıkça ihlal ederek devlet makamlarını gasp etmesinin bu durumu yarattığını ifade etti.

AB'ye Çifte Standart Eleştirisi

Keçeli'nin açıklamasında, AB yetkililerinin Kıbrıslı Türklerin varlığını görmezden gelen tutumu da eleştiri konusu oldu. Bu tutumun, AB'nin savunduğunu iddia ettiği temel insani değerlerle ilgili çifte standart uyguladığını bir kez daha ortaya koyduğu belirtildi.

Diğer yandan, açıklamada Kıbrıs Rum tarafının, AB Dönem Başkanlığı'nı en başından itibaren kötüye kullandığı iddia edildi. Keçeli, kamuoyu önünde verilen taahhütlere rağmen, bu makamın Kıbrıs meselesine dair taraflı söylemleri ve uzlaşmaz pozisyonları yaymak için kullanıldığını öne sürdü.

AB'nin Tarafsızlık İddiası Sorgulanıyor

Bu durumun, AB'nin Kıbrıs sorununun çözümünde neden tarafsız ve yapıcı bir aktör olamayacağını gözler önüne serdiği kaydedildi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, GKRY'nin bu tavrının, bölgede kalıcı barış ve istikrar arayışına zarar verdiği mesajını verdi.

Öncü Keçeli'nin bu açıklaması, Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki tarihsel ve hukuki pozisyonunu bir kez daha uluslararası kamuoyuna duyurması açısından dikkat çekti. Türk tarafı, Ada'daki iki halkın eşitliği ve egemenliği temelinde kapsamlı bir çözüm arayışını sürdürüyor.