Sabah Gazetesi yazarı Mahmut Övür, bugünkü köşe yazısında CHP'nin yüz yılı aşan siyasi serüvenindeki bitmek bilmeyen iç hesaplaşmaları tarihsel örnekleriyle ele aldı. Özgür Özel'in kurduğu Yeni Parti'ye de değinen Övür, “Aslında adı dâhil 'yeni' olan hiçbir şey yok. Belki tek yeni olan şeyin, bugüne kadar yaşanan ayrılıklardan farklı olarak CHP sosyolojisini de büyük oranda arkalarından sürüklemeleriydi.” ifadelerini kullandı.
CHP tarihinin en istikrarlı geleneği: Ayrılıklar
Övür, “Atalar boşuna 'Eski hamam, eski tas' dememiş” diyerek CHP'nin değişmeyen bir gerçeğine işaret etti: iç hesaplaşmalar. Tek parti dönemi bir kenara bırakılsa bile, İsmet İnönü'den Bülent Ecevit'e kadar çok sayıda önemli ismin bu partiden ayrıldığı görülüyor. Güven Partisi'nden Memleket Partisi'ne kadar uzanan liste, CHP tarihinin en istikrarlı geleneğinin ayrılıklar olduğunu ortaya koyuyor.
Cumhuriyet'in ikinci yüzyılına da yine bir iç kavgayla girildi. Ancak bu kez tartışılan konu fikir değil. Övür'e göre ne sağ Kemalizm, ne sol Kemalizm ne de “post post Kemalizm” gündemde. Bu kez masada olan şey güç, nüfuz ve belediyelerin sağladığı siyasi etki. Siyasette bilinen “Paranın konuştuğu yerde fikir fısıltıya dönüşür” sözü, son dönemdeki tartışmaların nasıl algılandığını da özetliyor.
İmamoğlu'nun işaret fişeği ve belediye sistemi
Övür'ün aktardığına göre, işaret fişeğini “yeni nesil siyasetçi” olarak anılan Ekrem İmamoğlu yaktı. Kısa sürede başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi olmak üzere belediyelerde kurulan “sistem” sayesinde toplanan paralarla CHP siyaseti yeniden dizayn edildi. Bu yapı içinde partinin kendi medyası oluşturuldu; içeriden ve dışarıdan harekete geçirilen, muhalifleri korkutan sosyal medya trolleri devreye sokuldu. Çevreden hissedilen rahatsız edici “pis kokulara” rağmen kimse bunu umursamıyordu. “Kimse bize dokunamaz” havası her yere hâkimdi.
Bu atmosferle CHP kurultayına gidildi. Kemal Kılıçdaroğlu'nun “Hançerlendim” feryadı, yaşanan değişimi durdurmaya yetmedi. Yaşanan gelişmelerin ardından artık CHP'nin kontrolü, bu ekibin eline geçmiş durumda. Övür, bu durumun sonucunda kurulan Yeni Parti'yi de köşesinde değerlendirdi.
“Kendi bagajları o kadar kabarık ki...”
Yeni Parti'yi kuranların CHP bagajını geride bırakırken çok daha ağır bir yükü sırtlandıklarını savunan Övür, “Kendi bagajları öyle kabarık ki, bunu taşımaya ne o yorgun sosyolojinin enerjisi yeter, ne Batı merkezlerinin pohpohlaması ne de FETÖ meczuplarının pervasız desteği...” ifadelerini kullandı. Yazar, Batı merkezlerinden gelen desteğin ve FETÖ çevrelerinin arkasında durmasının, bu yeni oluşumun önündeki büyük engellerden sadece ikisi olduğuna işaret etti.
Övür'ün köşe yazısı, “'Yeni'yi değil 'AK'ı tercih edenler” başlığını taşıyor. Bu başlık, yeni partinin “yeni” iddiasına yönelik eleştirel bir duruşu da ortaya koyuyor. Yazıda, CHP'nin yüz yılı aşkın tarihindeki ayrılıkların, güç ve nüfuz mücadelelerinin bir benzerinin bugün yeniden yaşandığı vurgulanıyor.
Mahmut Övür'ün değerlendirmeleri, Türk siyasetinde uzun süredir konuşulan CHP içi çekişmelerin yalnızca bir kişisel iktidar sorunu olmadığını; belediye kaynaklarının kullanımı, medya ve sosyal medya gücü, dış destekler gibi pek çok boyutu olduğunu gösteriyor. Özellikle İmamoğlu'nun başlattığı süreçte kurulan sistemin, partiyi geleneksel CHP tabanından uzaklaştırdığı eleştirileri de yazarın satırlarına yansıyor. “Yorgun sosyoloji” ifadesi ise, CHP'nin geleneksel seçmen kitlesinin bu yeni siyasetten enerji bulamadığı yorumunu içeriyor.



