İsrail, Mescid-i Aksa'da Fanatik İhlallere Göz Yumarak Kudüs'ü Yahudileştirme Peşinde
ABD ile birlikte İran'a yönelik saldırıları bahane ederek Ramazan ayı boyunca Mescid-i Aksa'yı kapatan işgalci İsrail hükümeti, fanatik Yahudi yerleşimcilerin ihlallerini sürdürmesine ise izin vermeye devam ediyor. Kudüs'te, Mescid-i Aksa'nın yıkılarak yerine Süleyman heykeli dikilmesini isteyen "Heykel Cemaati", dün Mescid-i Aksa avlusuna yeni bir baskın düzenleyerek burada Siyonist İsrail bayrağı açtı. Başka bir fanatik Yahudi grup da El-Halil'de Müslümanların bir başka kutsal mekanı olan Harem-i İbrahim Camii'nde bayrak açarak ihlalleri genişletti.
Yahudileştirme Hedefi ve Kurbanlık Hayvan Kaçırma Girişimleri
Yerel kaynaklar, Heykel Cemaati üyelerinin Yahudilerin kurban ritüelini gerçekleştirmek için Mescid-i Aksa'ya kurbanlık hayvanlar kaçırdığını bildiriyor. İsrail polisinin korumasındaki yaklaşık 150 fanatik Yahudi, dün Mescid-i Aksa'ya gerçekleştirdikleri baskın sırasında Harem-i Şerif avlusunda Davut yıldızlı İsrail bayrağı açtı. Filistin resmi ajansı WAFA'nın haberine göre, Heykel Cemaati'ne bağlı fanatik ve aşırıcı grup, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilere "Aksa'ya baskın düzenlemek için toplanmaları ve avlusunda İsrail bayrağı açmaları çağrısı" yaptı.
Kudüs Valiliğinden yapılan açıklamada ise bu baskınların yol açacağı risklere karşı uyarıda bulunuldu. Açıklamada, bu baskınların "Aksa'nın saygınlığına doğrudan bir saldırı, Yahudileştirme girişimlerini dayatma çabası olduğu" belirtildi. Kudüs ve Batı Şeria'da işgalci İsrail hükümetinin dini mekanları Yahudileştirme çabaları kapsamında hareket serbestlikleri iyice artan aşırı Yahudi Cemaatler, son yıllarda çeşitli dini ritüelleri de Mescid-i Aksa'ya sokmaya çalışıyor.
El-Halil'de de İhlaller Devam Ediyor ve Ürdün'den Sert Tepki
Buna rağmen İsrail ordusunun koruması altında hareket eden aşırı sağcı Yahudi gruplar, Mescid-i Aksa'nın yanı sıra Batı Şeria ve Kudüs'teki diğer İslami mekanlara yönelik ihlallerini de sürdürüyor. Ramazan ayında kapatılan bir başka dini mekan olan El-Halil'deki Harem-i İbrahim Camii'ne de saldıran fanatik Yahudiler, dün burada da İsrail bayrağı açtı.
Mescid-i Aksa ve Harem-i İbrahim'deki fanatik ihlallere karşı bir açıklama yayınlayan Ürdün Dışişleri Bakanlığı, "Mescid-i Aksa ve Doğu Kudüs'te İsrail'in egemenlik kurma girişimlerini bir kez daha reddettiğini" bildirdi. Açıklamada, fanatik grupların Aksa ve Harem-i İbrahim'de İsrail bayrağı açması şiddetle kınanarak "Mescid-i Aksa 144 dönümlük arazisinin tamamıyla yalnızca Müslümanların ibadet alanıdır" denildi. Açıklamada, fanatik Yahudilerin uluslararası kanunlara ve anlaşmalara aykırı olan bu girişimlerinin engellenmesi talep edildi.
Hristiyanlara Yönelik Etnik Temizlik ve Saldırılar
İşgalci İsrail ordusunda bir askerin Lübnan'ın güneyinde Hz. İsa'yı tasvir ettiğine inanılan bir heykele balyozla saldırmasının yankıları devam ederken, Binyamin Netanyahu iktidarı, olayı bireysel bir saldırı parantezine sıkıştırmaya çalışıyor. Ancak, 7 Ekim Aksa Tufanı sonrasında Filistin toprakları ve Lübnan'da etnik temizlik ve soykırım saldırılarını yoğunlaştıran İsrail'in hedefinde bölgedeki Hristiyan varlığının da olduğu net biçimde verilerle ortaya konuyor.
- İşgal altındaki Filistin topraklarında istilacı Yahudi saldırganların 2024 yılında Hristiyanlara karşı 111 nefret suçu kaydedilirken, bunların 46'sı fiziksel saldırıydı.
- 2025'te ise toplam 181 olayla yüzde 63'lük bir artış yaşandı.
- Kudüs merkezli sivil toplum kuruluşu Rossing Center tarafından yayınlanan bir raporda yalnızca 2025 yılında Hristiyan din adamlarına yönelik vurma, itme ve biber gazı kullanımı içeren 61 fiziksel saldırı belgelendi.
Raporda İsrail hükümet politikalarında aşırı sağcı dini-milliyetçi politikalarının dini azınlıklar ve özellikle Hristiyanlar için sürekli bir tehdit ortamı oluşturduğu belirtiliyor. Rossing Center tarafından yapılan bir ankete göre, görüşülen 30 yaş altı Hristiyan gençlerin yüzde 48'i Siyonist baskı nedeniyle bölgeyi terk etmeyi ve göç etmeyi düşündüklerini ifade ederken, katılımcıların yaklaşık yüzde 77'si ise bunun başlıca nedeni olarak Hristiyanların maruz kaldığı artan ayrımcılık ve şiddeti, ayrıca genel sosyo-politik durumdaki kötüleşmeyi gösteriyor.
Tükürme, Kundaklama ve Bombalama Olayları
İstilacı Yahudilerin Hristiyanlara yönelik saldırılarında 'tükürmenin en yaygın taciz biçimi olduğu ve Kudüs'te Eski Şehir bölgesinde kaydedilen olayların yüzde 60 ila yüzde 80'ini oluşturduğu kaydedildi. Bu saldırıların yüzde 43 gibi önemli bir kısmının eski şehir bölgesinde bulunan Ermeni Mahallesi'ni ve Ermeni Patrikhanesi'ni hedef aldığı belirtiliyor.
- 2023 yılında, ultra-Ortodoks Yahudilerin, Kudüs Eski Şehir'deki Flagellation Kilisesi'nden bir haç taşıyarak yürüyüşe başlayan Hristiyan hacılara doğru yere tükürdüğünü gösteren görüntüler viral oldu.
- 2024'te işgal altındaki Batı Şeria'da yaşlı bir Hristiyan kadın, arazisinde hayvan otlatan yerleşimcilerle yaşadığı bir çatışma sonucu kafatası kırıldı daha sonra evi de saldırıya uğradı.
- Aynı yıl, İsrail'in kuzeyinde bir Katolik inziva evi basıldı, kutsal eşyalar tahrip edildi ve yerlerine Yahudi dini nesneleri bırakıldı.
- 2023 yılında, aralarında önemli tarihi Hristiyan şahsiyetlerin de bulunduğu 30'dan fazla mezar, Yahudi dini kıyafetleri giyen iki şüpheli tarafından tahrip edildi.
Batı Şeria'daki Hristiyan kasabası Taybeh, kundaklama, silahlı baskınlar ve ırkçı grafitiler dahil olmak üzere birçok hedefli saldırıya maruz kaldı. İsrail, Gazze'deki Hristiyan alanlarını da defalarca vurdu. En az üç kilise yok edildi veya ağır hasar gördü. Dünyanın en eski kiliselerinden biri olan Aziz Porphyrius ve Cibaliye'deki Bizans Kilisesi gibi miras alanları ciddi zarar gördü. Arkeologlar bunu gördükleri en ağır yıkımlardan biri olarak tanımladı.
İsrail ordusu Lübnan'daki kiliseleri defalarca vurdu. 2024'te Aziz George Melkit Katolik Kilisesi tamamen yok edildi. Saldırıda, kiliseyi sığınak olarak kullanan en az sekiz kişi hayatını kaybetti. Bir rahibin evi ve cemaat ofisleri de yerle bir edildi. İki Marunî papaz, Rahip Pierre Al-Rai (Qlayaa) ve Rahip Maroun Ghafari (Alma al-Shaab), son aylarda köylerine yönelik saldırılar sırasında hayatını kaybetti. 2024 ve 2025 yıllarında İsrail kontrolündeki Kudüs belediyesi, iddia edilen vergi borçları nedeniyle kilise banka hesaplarını dondurmakla tehdit etti. Hristiyan liderler bunu kurumlarının mali sürdürülebilirliğini zayıflatmayı amaçlayan "koordineli bir saldırı" olarak nitelendirdi.



