Türkler Yurtdışında Rekor Kırdı: Gayrimenkul Yatırımı 5 Yılda 12 Kat Arttı
TCMB: Yurtdışı Gayrimenkul Alımı Rekor Seviyede

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan son veriler, Türkiye yerleşiklerinin yurtdışındaki gayrimenkul yatırımlarında tarihi bir sıçrama yaşandığını ortaya koydu. Rakamlar, son beş yılda yaşanan artışın boyutlarını net bir şekilde gözler önüne seriyor.

Beş Yılda 12 Katlık Muazzam Artış

TCMB'nin paylaştığı kümülatif verilere göre, Türk vatandaşlarının yurtdışı taşınmaz alımları 2021 yılında 216 milyon dolar seviyesindeydi. Bu rakam, 2023 yılına gelindiğinde 673 milyon dolara yükselmişti. Ancak asıl dikkat çekici yükseliş 2024 ve 2025 yıllarında gerçekleşti. Yatırım hacmi hızla artarak, 2025 yılı Kasım ayı itibarıyla 2 milyar 657 milyon doları aşarak yeni bir zirveye ulaştı. Bu, 2021'deki seviyenin tam 12 kat üzerinde bir değer anlamına geliyor.

Kesintisiz Büyüme Trendi

2021-2025 dönemini kapsayan süreçte, yurtdışı gayrimenkul yatırımlarının sürekli bir artış eğilimi içinde olduğu görülüyor. Özellikle son iki yılda bu eğilimin belirgin bir şekilde hızlandığı dikkat çekiyor. Veriler, sermaye çıkışının önemli bir bölümünün taşınmaz alımları üzerinden gerçekleştiğini teyit ediyor. Kasım 2025 itibarıyla 12 aylık bazda bakıldığında, toplam yatırım tutarının 2.6 milyar doları geçtiği kaydedildi.

Ekonomik Görünüm ve Yatırımcı Tercihleri

Bu rekor seviyedeki artış, yatırımcı portföyünün çeşitlendirilmesi ve uluslararası varlık edinimi yönündeki güçlü eğilimi yansıtıyor. Türk yatırımcıların yurtdışındaki gayrimenkul piyasalarına olan ilgisinin giderek arttığı anlaşılıyor. Süregelen ekonomik dalgalanmalar ve kur hareketliliği, yatırımcıları daha istikrarlı görülen uluslararası piyasalarda değer saklama arayışına yönlendirmiş olabilir. TCMB verileri, bu davranışsal eğilimin somut bir göstergesi niteliğinde.

Sonuç olarak, TCMB istatistikleri Türkiye'deki sermaye hareketlerinde önemli bir değişime işaret ediyor. Yurtdışı gayrimenkul yatırımlarındaki bu keskin ve sürekli yükseliş, hem bireysel yatırımcıların hem de kurumsal bakış açılarının küresel bir boyut kazandığının açık bir kanıtı olarak değerlendiriliyor.