Haftanın Kitapları: Orhan Pamuk'tan Zülal Şişmanoğlu'na 10 Yeni Eser
Haftanın Kitapları: 10 Yeni Eser Okurla Buluştu (13.06.2026)

Haberler Kültür-Sanat Edebiyat Haftanın Kitapları Haftanın Kitapları Biyografiden öyküye, araştırmadan romana, anıdan şiire bu hafta da pek çok kitap okurla buluştu. İşte yeni çıkan kitaplar arasından sizin için seçtiklerimiz... Keyifli okumalar...

1. Kelimeler ve Resimler - Orhan Pamuk

Orhan Pamuk, Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkan yeni kitabında askerlik günlerini, ilk kitabını yayımlama zorluklarını bu kitap için kaleme aldığı yazılarla ilk defa anlatıyor. Masumiyet Müzesi’ne ayrılmış özel bir bölümde Pamuk müze ve romanın ilk fikrini nasıl bulduğunu, nasıl geliştirdiğini, müzeyi nasıl yaptığını hikâye ediyor ve bütün dünyada ilgiyle izlenen Masumiyet Müzesi dizisini kahramanlar ve oyuncular üzerinden tartışıyor. Pamuk hayatının iki büyük tutkusu yazmak ve resmetmek arasında geçen günlerini, düşüncelerini kendi özel üslubuyla anlatırken daha önceden Türkiye ve dünya dergilerine yazdığı yazılarına elinizdeki kitabın bütünlüğü için eklemeler yaptı, bazılarını yeniden kaleme aldı ve arşivinden ilk defa yayımlanan pek çok eski fotoğraf ve resimle metni zenginleştirdi. Columbia Üniversitesi’ndeki hocalığından Cannes Film Festivali’ndeki jüri üyeliğine, Türkiye’nin ilk kadın hukuk profesörü, teyzesi Türkân Rado’dan babası Gündüz Pamuk’un Genel Müdürü olduğu Aygaz hatıralarına uzanan Kelimeler ve Resimler’de Pamuk’un arkadaşlık ettiği Ara Güler, Umberto Eco, Paul Auster ve Anselm Kiefer gibi yazar ve sanatçılar hakkında içtenlikle kaleme alınmış yazıları da var.

2. Kırıntılar - Zülal Şişmanoğlu

29 Aralık 2025 tarihinde hayata veda eden Beykoz'un 'Zülâl Hocası' Zülal Şişmanoğlu'nun 1961 yılında İzmir Kız Lisesi’nde henüz öğrenciyken kendi imkânlarıyla yayımladığı şiir kitabı Kırıntılar, 65 yıl sonra yeni okurlarıyla buluşuyor. Toplam 38 şiirden oluşan kitapta yalnızca genç bir kızın aşklarını, hayal kırıklıklarını ve özlemlerini değil; aynı zamanda dönemin şiir iklimini de görmek mümkün. Garip hareketinin izlerini taşıyan bu şiirler, gündelik hayatın içinden konuşan yalın dili, yağmurları, sokakları ve yalnız insanlarıyla dikkat çekiyor. En çok da, henüz on yedi yaşındaki bir genç kadının dünyaya karşı duyduğu derin merakı ve kırılganlığı hissettiriyor. Kırıntılar, bugün sadece bir şiir kitabı değil; Zülal Hoca’nın, edebiyata, hayata şiirlerle bıraktığı zarif bir iz.

Geniş Pickt afişi — Telegram için ortak alışveriş listesi uygulaması

3. Marzahn, Sevgilim - Katja Oskamp

Yazarlığa ara verip Almanya Marzahn’da ayak bakım uzmanı olarak çalışmaya başlayan Katja Oskamp’ın sıradan görünen hayatların içindeki mizahı, kırılganlığı ve dayanışmayı anlattığı sıcacık kitabı Marzahn, Sevgilim: Bir Ayak Bakım Uzmanından Hikâyeler, Can Yayınları etiketiyle raflarda yerini aldı. Müşterilerini ve iş arkadaşlarını gözlemleyen, onların hikâyelerini empati ve merakla dinleyen Oskamp sonunda Marzahn sakinlerine bu kısmen anı, kısmen kolektif tarih niteliğindeki 'aşk mektubu'nu yazar. Hiçbir şeyin ve hiç kimsenin ruh halini bozmasına izin vermeyen nüktedan Bayan Frenzel'den depresif Bay Hübner’e, seksen yaşında hâlâ her işi kendi başına yapan göçmen Gerlinde Bonkat'tan, daha ölmeden kendi cenazesi için müzik seçen tatlı Bayan Guse’ye kadar bambaşka hayatlara dalan Marzahn, Sevgilim: Bir Ayak Bakım Uzmanından Hikâyeler bağ kurmanın değerine dair etkileyici bir eser. Kitap Katja Oskamp'a 2023 Uluslararası Dublin Edebiyat Ödülü’nü kazandırdı.

Pickt makale sonrası afişi — aile illüstrasyonlu ortak alışveriş listesi uygulaması

4. Mehmed Nüvid Bey'in Hakikatler Lügati - Mahir Ünsal Eriş

Mahir Ünsal Eriş'in Mehmed Nüvid Bey'in Hakikatlar Lügati Doğan Kitap'tan çıktı... Mehmed Nüvid Bey davetin cazibesine dayanamaz ve akıbeti meçhul bu maceraya atılır. Gözü pek yardımcısı Nikolaki Efendi’yle birlikte Anadolu ve Ortadoğu coğrafyasını bir uçtan bir uca kateder ve nemikayı ararlar. Nemika nerededir, hangi hikâyede saklıdır? Gebze’de Zenniye eşkıyasının hikâyesinde mi, Anadolu’yu karış karış dolaşıp hayatın müziğini yakalamaya çalışan Layoş Farkaş’ın hikâyesinde mi? Aşkın, hakikatin peşinde dağlar tepeler aşılır; aylar, mevsimler geçer; Mehmed Nüvid Bey belde belde gezerek birbirinden acayip ve garaip 99 hikâye dinler. Hepsinde nemikadan bir şey vardır ve Nüvid Bey’e kendi lügatini yazdırmaktadır...

5. Kutsal Lezzetler Alfabesi - Haydar Ergülen

'Nar en çok da güneşe yakışıyor, sıcaklığından mı, hemen kanımızın kaynamasından mı, güler yüzlü oluşundan mı yoksa şiir icabı mı? Olsun, güneşli bir yan var narı sevişimizde. Belki doğduğu yerlerin sıcaklığından, belki sonra gittiği, aynı zamanda göçebe meyvesidir, yerlere yaydığı sıcaklıktan, belki bin çocuklu bir aile gibi yan yana, iç içe durduğundan, dünya durdukça durası ilahi nar, burada duralım...' Sakin Kitap'tan çıkan Kutsal Lezzetler Alfabesi, Artun Ünsal'ın önsözüyle, Topraktan sofralara, sofralardan kaleme, şiire uzanan Adan Z'ye bir lezzet güzellemesi. 'Sultaní' enginar, yaz güzeli karpuz, lezzet gazeli incir, yoldaş limon ve daha nicesiyle Haydar Ergülen, kutsal toprağın renklerini edebiyatla harmanlayarak tadına doyulmaz bir kitabı okurlarla buluşturuyor.

6. Boş Tabak - Tuğçe Çakır

Tuğçe Çakır'ın Timaş Yayınları'ndan çıkan romanı Boş Tabak, Zehra adlı genç bir kızın ailesiyle yediği akşam yemeği üzerinden derin bir hesaplaşmayı merkeze alıyor. Zehra, sofraya getirdiği 'Aile Sohbet Kartları' aracılığıyla annesi, babası ve kardeşiyle yıllardır süregelen sessizliği bozmayı, aile içindeki duygusal kopuklukları onarmayı dener. O akşam yemekte konuşulanları da masaya koyduğu ses kayıt cihazıyla kaydeder. Bu sıradan akşam, soruların giderek derinleştiği, bastırılmış duyguların yüzeye çıktığı bir yüzleşmeye dönüşür. Zehra’nın çocukluk yaraları, geçmişten taşıdığı yalnızlık hissi ve Arel ile ilişkisinde yaşadığı güvensizlikler; boş tabak metaforu etrafında katman katman açılır. Zehra’nın masaya koyduğu ses kayıt cihazı, o akşamın tanığı gibi her şeyi kaydeder; ancak romanın sonunda Zehra kaydı dinlediğinde yalnızca çatal bıçak sesleri duyar. Boş Tabak, bir akşam yemeğinin sıradanlığından yola çıkarak iletişimsizlik, aidiyet ve geçmişin bugünkü ilişkiler üzerindeki izlerini etkileyici bir biçimde ortaya koyuyor.

7. Alexander Graham Bell - Naomi Pasachoff

VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), Naomi Pasachoff’un kaleme aldığı 'Alexander Graham Bell' adlı kitabı okurlarla buluşturdu. Pasachoff, bu kapsamlı biyografide çok yönlü bir bilim insanı ve mucit olan Bell’in yaşamına ve yaşadığı döneme ışık tutuyor. Kitap; Bell’in kardeşlerinin trajik ölümlerinden ailesinin Londra’dan Kanada’ya göç edişine, Boston’daki öğretmenlik yıllarından kayınpederi Gardiner Hubbard ile tanışmasına kadar birçok önemli dönüm noktasını ele alıyor. Konuşma terapisti bir baba ve işitme engelli bir annenin oğlu olan Bell’in, sesi iletme teknolojileri ve havacılık alanındaki çalışmaları da kitapta geniş yer buluyor. Başta telefon olmak üzere geliştirdiği çığır açıcı icatlar modern çağın en dönüştürücü buluşları arasında kabul edilse de Bell, işitme engellilerle yürüttüğü çalışmaları ve iletişimi kolaylaştıracak araçlar geliştirmeyi hayatının en önemli uğraşı olarak görüyordu. Pasachoff ayrıca, Bell’in Elisha Gray ile yaşadığı patent rekabeti gibi tartışmalı başlıklara da dikkatle eğiliyor.

8. Kefareti Ödenen Dünyalar - İhsan Kabil

Sinemayı bir eğlence ya da görsel anlatı olarak görmek, onun insanın iç dünyasına açılan, duygularına, bilinçaltına ve varoluşsal sorgulamalarına dokunan derin katmanlarını gözden kaçırmak anlamına gelir. Kefareti Ödenen Dünyalar: Sinemada Gerçeklik ve Nitelik, sinemada tam da bu sorgulamalara odaklanıyor. Sinemada görünenin ardındaki anlamı, hikâyelerin içinde saklı varoluşsal soruları ve görüntünün taşıdığı manevi imkânı arıyor. Kitabın merkezinde ise şu soru yer alıyor: Sinemada insanın varoluşsal yolculuğu nasıl görünür hâle gelir? İhsan Kabil, Küre Yayınları'ndan çıkan bu kitapta dünya sinemasından Türk sinemasına, tematik tartışmalardan yönetmen portrelerine uzanan geniş bir yelpazede sinemanın görünür yüzünün ardındaki anlam dünyasını araştırıyor. İran'dan Çin'e, Rusya'dan Balkanlar'a uzanan örnekler; sinemanın tarih, kültür ve inançla kurduğu derin ilişkileri gözler önüne seriyor.

9. Herkes Kendi Kendine - Nurhan Suerdem

'Bir umut gelmelerini bekliyorum. Beklemek, gelmeyeceklerini bilerek ama ufacık bir ihtimali de içinde muhafaza ederek beklemek. Yalnızlığın çaresizliği mi, yoksa sevgi mi ya da her ikisi birden mi? Biri bir gün çıkıp gelecek biliyorum.' Haldun Taner Öykü Ödülü sahibi Nurhan Suerdem, İletişim Yayınları'ndan çıkan Herkes Kendi Kendine'de toplumsal ve bireysel olarak insanların bir başına kalma halini işliyor... Kendi kendine olmalarına inat insanların hayata tutunma ve var olma çabalarının konu edildiği öykülerde umut, sevgi ve direnç karakterlerin içinde kor gibi yanan itici birer kuvvete dönüşüyor. Doğa ve hayvanlarla kurdukları derin bağlar onların zamana ve yalnızlığa direnme gücünü artırırken, bizlere de unuttuğumuz ve kaybettiğimiz değerleri hatırlatıyor.

10. Yüzünü Güneşe Dön - Ayşe Ceylan Topçu

Ayşe Ceylan Topçu’nun ilk öykü kitabı Yüzünü Güneşe Dön, Pikaresk Yayınevi etiketiyle yayımlandı. Birbirinden bağımsız 13 öyküden oluşan eser; göç, hafıza, aidiyet, aile bağları ve insanın geçmişiyle kurduğu ilişkiyi farklı yaşamların içinden anlatıyor. Uzun yıllardır eleştiri yazıları, söyleşileri ve okuma kültürüne yönelik çalışmalarıyla edebiyat alanında üretimlerini sürdüren Topçu, ilk kitabında gündelik hayatın içinde çoğu zaman fark edilmeyen kırılma anlarına odaklanıyor. Sessizce taşınan acılar, yarım kalmış cümleler, unutulmayan bakışlar ve yıllar geçse de hafızadan silinmeyen mekânlar, öykülerin ortak zeminini oluşturuyor. Kitaptaki karakterler kimi zaman bir göçün ardından geride kalanlarla, kimi zaman çocukluk anılarıyla, kimi zaman da aile içinde kuşaktan kuşağa aktarılan sessizliklerle yüzleşiyor. Her öykü kendi hikâyesini anlatırken, birlikte geçmişin bugünü nasıl şekillendirdiğine dair ortak bir hafıza oluşturuyor. Evler, sokaklar, avlular ve kapılar ise yalnızca olayların geçtiği yerler değil; belleği taşıyan ve karakterlerin iç dünyasını yansıtan unsurlar olarak öykülerin önemli bir parçasına dönüşüyor...