Mekke İttifakı'nın imzalanmasının ardından gözler Karadeniz'deki gelişmelere çevrildi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, savaşın "varlık-yokluk" aşamasına evrildiğini ve Karadeniz'de sivil ticari gemileri hedef alan saldırıların arttığını belirterek, Cumhurbaşkanı'na sunulan bir dizi tedbirin hayata geçirildiğini açıkladı. Bu açıklamalar, bölgede kalıcı ve yapısal önlemlerin alınması gerektiği tartışmalarını da beraberinde getirdi.
Mekke İttifakı'nın Bölgesel Mimarisinde Savunma Ayağı
Mekke İttifakı, uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın öncülüğünde kurulan bu yapı, bölge ülkelerinin kendi sorunlarına kendi çözümlerini üretme hedefini taşıyor. Ancak uluslararası medyada yapılan yorumlar, ittifakın mahiyetini tam olarak yansıtmıyor. Özellikle "Sünni blok" nitelemesi, Batı'nın İran'la bir karşılaşma arzusunu yansıtıyor. Oysa ittifak, Batı'nın yarım bıraktığı işleri tamamlamak için değil, bölgede çatışmaları önlemek amacıyla kuruldu.
İttifakın kapsamı ortak savunmanın çok ötesine geçiyor. Yeni enerji rotaları, ulaştırma ve ticaret koridorları, merkezi devletlerin güçlendirilmesi ve devlet dışı aktörlerin tasfiyesi gibi konular gündemde. Mekke Anlaşması, bu büyük bölgesel mimarinin savunma ayağını oluşturuyor. ABD, ittifakta "külfet paylaşımı" fırsatı görerek destek veriyor. İran ve İsrail ise mevcut politikaları nedeniyle bu yapının dışında kalacak gibi görünüyor.
Fidan'dan Kızıldeniz ve Karadeniz Açıklamaları
Anlaşmanın imzalanmasından bir gün sonra Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, AA Genel Müdürü Serdar Karagöz'ün moderatörlüğünde Editör Masası'nda önemli açıklamalarda bulundu. Fidan, ittifakın NATO benzeri bir yapılanmaya gideceğini, hiçbir ülkenin hedef alınmadığını, karşılıklı savunma mekanizmasının talep halinde devreye gireceğini ve Mısır dahil birçok ülkenin katılmak istediğini belirtti. Ayrıca ittifakın Suudi Arabistan'da bir sekreteryasının olacağını duyurdu.
İlk sınamanın Suudi Arabistan'ın Kızıldeniz'de oluşturduğu uluslararası koalisyon olacağı belirtiliyor. Fidan, Türk donanmasının bu koalisyonda yer alacağını güçlü bir şekilde ima etti. Karadeniz'deki saldırılarla ilgili olarak ise iki kritik açıklama yaptı: Savaşın "varlık-yokluk" aşamasına evrildiğini ve Karadeniz'de sivil ticari gemileri hedef alan saldırıların arttığını vurguladı. Türk sahipli veya bayraklı gemiler ile Türk vatandaşlarının da bu saldırılardan etkilendiğini belirten Fidan, "Cumhurbaşkanımıza da arz ettiğimiz birkaç tedbirimiz var. Onları hayata geçiriyoruz" dedi.
Türkiye'den Sinyaller: Geçici Kısıtlamalar ve Güvenli Koridor Önerisi
Bloomberg'in haberine göre Türkiye, Karadeniz'deki saldırılar nedeniyle bölgeye giren ticari gemi trafiğini kısıtladı. Reuters'a konuşan bir Türk yetkili, "Karadeniz'deki güvenlik konusunda büyük rahatsızlık duyulduğu, bu yüzden bazı geçici önlemler uyguladığı, ancak Montrö koşulları çerçevesinde geçişin serbest olduğu" açıklamasını yaptı. Haberlerin ardından Çanakkale Boğazı'nda bekleyen çok sayıda gemi olduğu görüldü. Denizcilik sektöründen bir kaynak, Rusya ve Ukrayna'ya giden bazı gemilerin "teknik gerekçelerle" neredeyse bir haftadır boğazlara giremediğini aktardı. Cumartesi gecesi itibarıyla geçişler normale dönmüş olsa da, bu durumun Kiev ve Moskova'ya bir mesaj niteliği taşıdığı yorumları yapılıyor.
Türk balıkçıların karasuları dışına çıkarak avlanması ve can güvenliklerini tehlikeye atması da gündemde. Bu kapsamda Türk karasularının dışına çıkılmaması gibi tedbirler konuşuluyor. Ancak bunların geçici çözümler olduğu vurgulanıyor. Savaş derinleşirken Karadeniz'de seyir güvenliği için kalıcı ve yapısal tedbirler alınması gerektiği ifade ediliyor. Bu noktada Tahıl Koridoru başarılı bir örnek olarak gösteriliyor. İran ve Umman'ın Hürmüz Boğazı'nda güvenli geçiş için iki yönlü bir koridor açmayı konuşması, benzer bir uygulamanın Karadeniz'de de yapılabileceğini akla getiriyor.
Karadeniz'de İki Ayrı Güvenli Koridor Formülü
Rusya ve Ukrayna'ya giden ticari gemiler için "iki ayrı güvenli koridor" oluşturulması önerisi giderek güç kazanıyor. Her iki ülkenin de bu koridorları hedef almayacağı taahhüdünde bulunması durumunda, saldırıların ardından yaşanan "Biz vurmadık", "Birimlerimiz yanlış inisiyatif almış", "Yapanı görevden aldık" gibi bahanelerin önüne geçilebilir. Aksi takdirde Rusya ve Ukrayna, limanlarına gemi bulamayacak. Sigorta primlerinin çok yüksek olması nedeniyle şirketler gemi göndermemeye başlayacak.
Ankara'nın Karadeniz'deki gelişmelerden duyduğu rahatsızlık her geçen gün artıyor. Bakan Fidan'ın açıklamaları, Türkiye'nin bölgede daha aktif bir rol üstlenmeye hazırlandığını gösteriyor. Önümüzdeki süreçte atılacak adımlar, hem bölgesel güvenliği hem de küresel enerji ve ticaret yollarını doğrudan etkileyecek.



