Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Savunma Anlaşması, bölgesel ortaklık alanında Soğuk Savaş'ın bitiminden bu yana atılan en kapsamlı adım olarak değerlendiriliyor. 11 Eylül saldırıları sonrası Müslüman coğrafyada süregelen istila ve savaş dönemine son verebilecek nitelikteki bu ittifak, savaş ve çatışmaları bölge dışına itmeyi hedefliyor.
Osmanlı'dan Sonra Umudun İnşası
Osmanlı'nın yıkılışıyla başlayan talan süreci, İsrail'in kuruluşu ve ardından İran Devrimi ile şekillenen çatışma ekseni, bölgeyi yıllarca istikrarsızlığa sürükledi. Mekke Anlaşması, bu coğrafyada ilk kez umudun inşa edildiği bir anlaşma olarak nitelendiriliyor. Türkiye açısından bu tarih, Kıbrıs Barış Harekâtı ile geri döndürülmüş, son on yılda Sudan, Karabağ, Libya, Katar ve Somali'de atılan adımlarla pekiştirilmişti.
Yeni Dönemin Dinamikleri
Ortadoğu'da devletler arası ilişkilerin kişisel dinamiklere dayandığı, kalıcı ittifaklar kurmanın zorluğu bilinen bir gerçek. Ancak bu kez, küresel güç kırılmaları, Avrupa'nın zayıflaması ve ABD etkisinin azalması gibi faktörler, Mekke İttifakı'nın ciddi bir ihtiyaçtan doğduğunu gösteriyor. Eski ezberlerin geçersiz olduğu bu yeni dönemde, ittifakın bölgesel güç matematiğini yeniden şekillendirmesi bekleniyor.
Ebedi Kölelik Düzenine Son
İttifakı eleştirenlerin, coğrafyayı "ebedi kölelik düzenine" mahkûm eden zihinsel sömürgecilikten kurtulamadığı belirtiliyor. Osmanlı'dan Selçuklu'ya, Emevi'den Abbasi'ye kadar imparatorluklar üreten bir coğrafyanın yeniden taşraya dönüştürülemeyeceği vurgulanıyor. Bu bakış açısı, ABD ve Avrupa'nın bölge üzerindeki tahakkümünü sürdürme çabası olarak değerlendiriliyor.
Süper Kuşak Vizyonu
Mekke Anlaşması, Birinci Dünya Savaşı sonrası coğrafyanın toparlanmasının kapılarını aralayabilir. Orta Asya'dan Batı Asya'ya ve Kuzey-Doğu Afrika'ya uzanan bir "Süper Kuşak" oluşturulması hedefleniyor. Bu kuşağın ekonomisi, kaynakları, insan gücü ve askeri teknolojisiyle dünyanın eksenini etkileyecek güçte olduğu ifade ediliyor. Türkiye'nin 15 Temmuz sonrası tüm çabaları, bu amaca yönelikti.
Eski Cepheler Dağıldı
Birkaç yıl önce İsrail ve BAE öncülüğünde kurulan Türkiye karşıtı cephe, Suudi Arabistan ve Bahreyn'i de içine almış, Yunanistan ve Rum Kesimi'ni yanına çekmişti. Ancak bu cephe, kısa sürede dağıldı. Suudi Arabistan gerçeği gördü, Mısır ise BAE-İsrail ittifakının Libya ve Sudan üzerinden kendisini çevrelediğini fark etti. Geriye sadece BAE-İsrail ortak cephesi kaldı.
İran ve Rusya ile Savaş İddiaları Asılsız
Yeni ittifakın İran'a veya Rusya'ya karşı kurulduğu iddiaları, bayat ezberler olarak nitelendiriliyor. Türkiye'nin İran veya Rusya ile savaş gibi bir ajandasının olmadığı, bugünkü güçler haritasında böyle bir seçeneğin imkânsız olduğu belirtiliyor. "Batı yeni bir cephe kuruyor" yorumlarının, Türkiye'nin ve dünyanın nereye gittiğini anlamayanların söylemleri olduğu vurgulanıyor.
Suudi Arabistan'a Yönelik Komplo İddiası
BAE-İsrail ekseninin Suudi Arabistan'a yönelik bir komplo hazırlığında olduğu, bu komplonun Türkiye ve Pakistan tarafından önlendiği öne sürülüyor. Riyad yönetiminin askeri desteğe ihtiyaç duyduğu, sadece silah alımlarıyla bu işin çözülemeyeceği ortaya çıktı. ABD'yi zengin edip İsrail'i rahatlatmanın gelecek garantisi vermediği anlaşıldı.
ABD Koruması ve İsrail ile Barış Sonu
Coğrafyanın güçlü devletlerinin ayakta kalabilmek için ortaklığa yatırım yapması gerektiği vurgulanıyor. Türkiye'nin "Gelin birlikte olalım, savunmamızı birlikte inşa edelim" çağrısı öne çıkıyor. "ABD koruması ve İsrail ile barış"a inanan devletlerin imha olacağı, İran saldırıları karşısında bu korumanın yalan olduğunun görüldüğü belirtiliyor.
Büyük Şok ve Yeni Güvenlik Tanımları
Son elli yılın güvenlik tanımlarının çöpe olduğu, İsrail'in İran'dan sonra bu ülkelere yöneleceğinin açık olduğu ifade ediliyor. Mekke Anlaşması'nın kontrollü ve hızlı biçimde genişlemesi gerektiği, büyük bir fırtınanın dünyayı etkileyeceği ve ülkelerin hazırlık yapması gerektiği uyarısı yapılıyor.
Gizli Ajandalar ve Ortak Güç
Bu adımı sulandıranların gizli ajandalarının açığa çıkarılması gerektiği belirtiliyor. Pakistan'ın nükleer gücü, Türkiye'nin askeri teknolojisi ve Suudi Arabistan'ın ekonomik gücü birleştiğinde dev bir güç ortaklığı ortaya çıkıyor. Mısır, Bangladeş ve Endonezya'nın katılımıyla 21. yüzyılın formatlanacağı ifade ediliyor.
Ellerimiz Tetikte
Türkiye'nin artık kimsenin savunmasına ihtiyaç duymadığı, kendi silahı, aklı ve tarihsel güç geleneğiyle hareket ettiği vurgulanıyor. "Ellerimiz tetiğe uzandı" ifadesiyle, bölgenin İsrail-İran çatışma ekseninden çıkarılması gerektiği belirtiliyor. İran'ın bölgesel gücünü büyük oranda kaybettiği, mezhep eksenli cephelerin engellenmesi gerektiği ifade ediliyor.
İsrail Haritası Çıkarılmalı
Bu coğrafyada İsrail'in öncelikleri için bedel ödenmesine son verilmesi gerektiği, İsrail haritası olduğu müddetçe barış haritasının olamayacağı belirtiliyor. "20. Yüzyıl Garnizonu"nun tarihinin bittiği ilan edilmeli. Araplara önce İran korkusu, şimdi Türkiye korkusu pazarlandığı ve bu devletlerin bu korkularla yağmalandığı ifade ediliyor.
İttifakın Büyük Hedefi
Mekke İttifakı'nın kimseye karşı olmadığı, ancak İsrail'i bu haritada istemeyeceği belirtiliyor. İttifakın asıl hedefi, yüz yıldır coğrafyayı kasıp kavuran sömürge tarihine son vermek. "Batı tahakkümü, ABD koruması" istemedikleri, bu hedefin yanında İsrail'in sadece teferruat olduğu vurgulanıyor.
Ortak Ordu ve Savunma Şemsiyesi
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Türkiye'yi yeniden inşa ederken aslında bir coğrafyayı da inşa ettiği belirtiliyor. Yüz yıllık "felaketler parantezi"nin kapatıldığı, İslam ulusuna ekonomik, siyasi ve askeri ortaklıklarla bir barış coğrafyası önerildiği ifade ediliyor. Acilen ortak bir ordu kurulması, öncesinde de ortak savunma şemsiyesi ve hava savunma kalkanları için harekete geçilmesi gerektiği vurgulanıyor.



